Bir de 1984-1989 yılları arasında Trabzon’a Belediye Başkanlığını “Efsane” diye anılmaya lâyık şekilde yapan Orhan Karakullukçu’dur. (1937-2024)
O’nu Efsane yapan icraatlarından biri de Trabzon’un ilk cezaevini, Hüseyin Kazaz ismini vererek Kültür Merkezi’ne dönüştürmesidir.
Sahnesi ve salonları bulunun Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi, başta tiyatro olmak üzere sanat etkinliklerine ev sahipliği yapar, yapıyordu.
Bir arada hemen yanı başındaki eski Vilayet Konağı’nın bir katı, İcra Dairesi için Adliyeye tahsis edilince, 2006’da karşı çıktığımız da, “Bari Hüseyin Kazaz’ı da tekrar hapishane yapıp, infazlara açın” diye kamu adına tepkimizi koymuş, hatta davalık da olmuştuk.
Neyse ki, Vilayet Konağı aslına rücu ettirildi. Ettirildi ama ardından Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi’de hangi akla hizmet bilinmez sanata kapatıldı.
Böylesi bir garabetin kaldırılması için son günlerde iktidar cenahında hassasiyet ve gerekenin yapılması çabası söz konusu.
Karşılaştığımız, Eski Bakan, Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu’nu görünce, “Hüseyin Kazaz…” diye başlayarak kültür ve sanat adına talepte bulunacaktık ki, lâfı bitirmemizi bile beklemedi; “Gereken yapılacak. Eski işlevini yerine getirmeye devam edecektir” dedi. Hemen ardından da, AK Parti İl Başkanı Dr. Selçuk Mumcu’nun da “Aynen” diye kültür ve sanat adına desteğini beyan etti.
Biz de sadece bir spor değil, Kültür ve Sanat şehri olan Trabzon’un halkı adına şimdiden teşekkür ediyoruz.
ÇAYDA KİLO AYNI AMA
FİYAT BİRİNDE 300, DİĞERİNDE 200…
Anlı şanlı zincir marketlerinden birinde rengarenk, allı pullu paketlerde kiloluk çay fiyatları gözüme çarpınca fiyatlar arasındaki çok büyük farkın nedenini düşünmeye başlamadım değil!
“Katıksız-boyasız, kaçaksız-çöpsüz” olduğundan emin olduğumuz için ÇAYKUR’un en düşük kalitedeki bir kiloluk çayının fiyatının 295 TL olduğunu belirterek, çeşitli markaların ürünlerinin 265, 223, 219 hatta 200 TL’ fiyattan raflarda alıcı beklediğini görünce, ister istemez “Çay çöpleri, boyalı çay, glikozlu ürün” denilenleri tekrar hatırlamak mümkün mü?
“Murat Taşkın o ki mesleğini ‘Gözümün bile gördüğünün yarısına inanırım’ şekliyle yapıyorsun, en düşükten bir paket alda incele” diyerek 219 TL’yi bayıldım. Sonra da içinden çıkanı görünce hepten ayıldım!
Bir de aklıma Rize Ticaret Odası Başkanı Bünyamin Arslan’ın “İçtiğimiz Çayın Yüzde 35 boyalı” başlıklı açıklaması ile ÇAYSİAD Sekreteri Mustafa Kar’ın çay çöpü ile ilgili uyarıları gelince, fiyatın nasıl düşürüleceğini anladım!
Ben anladım anlamasına da, devlet-i aliye adına yetkisi olanlar ne iş yaparlar?
Onu anlayamadım!
BİR KAÇ HATIRLATMA…
Düşün yakamızdan!
Önceki gün, icraat için bahçelerden çok, medyada yer almayı seçmiş ZO Başkanlarından birinin “Düşün Yakamızdan” başlığı atılmış beyanını okuyunca, “Aynaya baksalar. Yanıltarak, zararlarına sebep oldukları üreticilerin kendilerine yaptığı bu çağrıyı da göreceklerdir” diye düşünmedim değil!
Kem söz sahiplerine…
Türk Tipi siyaset erbabının birbirlerine karşı, halkın gözünün içine baka baka sarfı nazar eyledikleri kem sözleri duyunca gel de Cenab-ı Allah’ın Nisa Suresi’nin 148’inci Ayetini hatırlama bakayım:
“Allah çirkin sözün, açıkça söylenmesinden asla hoşlanmaz. Ancak zulme uğrayan kimsenin durumu başkadır. Allah, her şeyi hakkıyla işitir ve kemâliyle bilir.”
Beslenen kargalar!
Halk arasında “Besle kargayı oysun gözünü” denilse de, öylesine insan diye geçinenler var ki, “Kargaya bile rahmet okutur” haldeler.
O yüzden, kargalara haksızlık etmeyelim. Tarifi direk hak etmedikleri halde siyasette, sporda velhasılı kelam her yerde beleşten beslenen insanların isimleri, grupları, kitleleri üzerinden yapalım!
Yapalım ki, gerçek insanları töhmet altında bırakmayalım.
Fındığın gidişatı...
Bir kez daha hiç uzatmadan söz konusu şimdilik de olsa dünya lideri olduğumuz fındıkta çok da uzak olmayan yakın geleceği, sektörün içindeki bilgi sahibi olanlardan biri bir cümle ile özetlemiş:
-“Dünya artık, Türkiye olmadan da, bu sektörün sürdürebildiğini gösteriyor.”
Cuma Parası ile…
Bir kenara “Hiç değil ise” diyerek kayıt eylemişim.
Saadet Partisi Trabzon-Şalpazarı İlçe Başkanı Nusret Özendi’nin şu öneresini:
“Camilerde Cuma namazlarında toplanan paralar fon haline getirilip, evlenemeyen gençlere destek olunsun.”
“Yuva kuranlara yardım etmek sevaptır” diyen hocaların başı Diyanet’e hatırlatalım!
KISSADAN HİSSE
Tepedekilere ille de siyaset sahnesindekilere “kayıtsız şartsız biat etmenin” geçerli olduğu bir ülkede iki arkadaş yakaladıkları balığın dişi mi, yoksa erkek mi olduğunu tartışıyorlarmış.
Yanlarından geçen Temel, “Ne tartışıyorsunuz? Gidin genel başkanlarınıza sorun. Onlar bilirler.” diye öneri de bulunup, sorunu çözmüş!
DÜNDEN BUGÜNE..
Mehter bile değil!
18 Şubat 2013’de yazmışız:
*
Demokrasiden çok söz ediyor, ama onun için az şey yapıyoruz.
Nedeni gayet basit.
Demokrasinin dayanağı çoğulculuk, bizim tercihimiz tek adamlık.
“Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” misali!
Onun için demokrasi adına “Yaptığımız yaptık, gidişatımız gidişat değil!”
Bu gidiş “iki ileri bir geri” sistemiyle yol alan mehter yürüyüşü bile değil!
Çünkü demokrasi için; “Bir adım ileri, iki adım geri” yapıyoruz!