Yazmayayım, bu konulara artık girmeyeyim diye çok uğraştım ama İBB Başkanı’nın her geçen gün daha da gülünç durumlara düşmesine Oray Eğin gibi artık ben de dayanamıyorum.
E. İmamoğlu’nun bir anda yüceltilmemesi gerektiğini, daha seçildiği zaman yazmıştım. Kendisine karşı bir art niyetim yoktu ve dahası onu tanımıyordum bile. Fakat zaten kimse tanımıyordu ve mesele de tam olarak bu idi; henüz tanımadığımız bir insanı sırf istenmeyen birine karşı seçim kazandı diye yüceltirsek ileride başımız derde girer demek istemiştim ama sağ olsun zevk sarhoşu sözde muhalifler beni anında Saray Trolü ilan ettiler. Tıpkı adeta taptıkları Yılmaz Özdil’e bile en ufak eleştirisinde yaptıkları gibi…
İlginç ama ülke tarihinde belki de ilk kez, muhalefetin savunmada iktidarın ise eleştiren konumunda olduğunu görüyoruz. Daha da ilginç olanı ise savunmaya geçmiş olan muhalefetin, iktidar eylem ve söylemlerinden örnekler göstererek kendini haklı çıkarmaya çalışması.Ak Parti yanlısı gazeteci, CHP’nin iç siyasetteki bir tavrını eleştiriyor. CHP yanlısı gazetecinin yanıtı: AKP de şu zaman şunu yapmıştı… İktidar yanlısı bir yorumcu CHP’nin dış politikasını eleştiriyor. CHP yanlısı cevap veriyor: AKP de şu zaman şunu yapmıştı…Tarih böylesine sığ, böylesine ucuz ve bir o kadar da mantık dışı bir muhalefet örneği görmüş olamaz.
Kendi hatanı, karşıt olduğun kişi /gurubu örnek göstererek haklı çıkarmaya çalışmak güya alt etmeye çalıştığın iktidarı aslında tasdik ettiğin, örnek aldığın anlamına gelir ve CHP tabanı / gazetecisi / fanatiği, bu gerçeği dahi anlayamayacak kadar vecd halinde şu anda. Dahası, bir siyasetin, karşıt olduğu siyaset tarafından yapılan eleştiriye, mevzubahis vakayı izah edemeden; “siz de yapmıştınız” türünden bir yanıt vermesi (ki son iki yıldır vuku budur Türkiye’de) siyasetin iflasıdır. Bu mantık, muhalif siyasetin bizlere herhangi bir iyi’yi değil yalnızca farklı bir kötüyü teklif ettiği anlamına gelir. Buna da çaresizlik, siyaset kıtlığı denir.Ayrılıkçı ve Amerikancı Kürt siyasetine hoş görüyle yaklaşmanın “E siz de megrimegri diyordunuz” gibi aptalca bir savunması olamaz örneğin.
Bu sığ bir tarzdır evet çünkü eleştiriye konu olan eylem / söylemin ideolojik veya nesnel bir gerekçesi bulunamadığını anlarız. Ucuzdur evet çünkü akılcı bir izah yerine inatlaşma yolunun tercih edildiğini gösterir. Ve mantık dışıdır çünkü bir hatayı, rakibin de yapmış olması nedeniyle savunmak zaten rakip / karşıt kutbun da pek ala savunulabileceği anlamına gelir.Dikkat ediniz, yapılan hiçbir eleştiriyi, neden ve gerekçeler ile çürütemiyor CHP. “Çünkü” diye başlayan tek bir cümle duyamadık ağızlarında. Tek cevap var: “AKP de şöyle şöyle yapmıştı…” Yüzlerce, binlerce örnek verebilirim ama yakın zamanlı olduğu için İBB başkanı üzerinden gideyim.
Yaklaşık on yıl önce, AKP tabanını, partinin bazı hatalarına karşı uyarmak istediğimizde kulaklarını tıkamış bir kitle ile karşılaşıyorduk. Akla yatkın hiçbir açıklama bu kitleyi tatmin etmediği gibi onlarla tartışmak da imkân dâhilinde değildi. Örneğin Sayın Erdoğan’ın o zamanki bazı yanlışlarından bahsettiğimizde taban, bizim yörenin tabiri ile “has etti gardaşım!” diyor, bizi konuşturmuyordu bile. Ülkesi adına kaygılanan entelektüel gençler olarak çaresiz kalıyorduk. Bugün aynı kaba tavrı CHP tabanında görüyoruz. Sen kar altında kalıp evine dahi gidemezkenoy verdiğin adamkalkan balığı sipariş ediyor. Üstelik en lüks mekânda… Üstelik yabancı bir devletin görevlisiyle… Ve sen, bunu haklı çıkarabilmek için adeta taklalar atıyorsun. Başaramayınca da “afiyet olsun başkanıma” gibi arabesk, itici, popülist bir tavır takınıyorsun. On yıl önce “adam başbakan, biraz da yiyecek tabi” diyen ile bugün “afiyet olsun başkanıma” diyen arasında ben bir fark göremiyorum. Oy verdiği kişiyi savunabilmek adına benimsediği ideoloji ile ters düşmeye razı olmuş yeni bir güruh var önümüzde. İdeolojinin iflası!
Evet, belki de ilk kez, iktidar yanlısı sağ seçmenin veya gazetecinin öz eleştiri cesareti gösteripörneğin “ama o kadar da değil” diyebildiğini;buna rağmen sosyal demokrat, aydın, sözüm-ona özgürlükçü kitlenin ideolojik nefret ile kör olmuş vaziyette “oh ne has ettik, sana ne ulan” gibi barbarca bir tavır takındığına tanık oluyoruz.Elektrik zammını haklı olarak sorgulayan CHP seçmenine İBB’nin su zammı sorulduğunda “Ee o kadar da olacak” diyor. İnanılır gibi değil!Bugüne kadar hiçbir konuşmamda ya da yazımda AKP’yi övmediğim halde (gerekli görürsem de överim) sırf CHP’yi eleştirdiğim için beni yolda görse dövecek onlarca “çağdaş aydın” tanıyorum ve bunların,kendilerine “Mustafa Kemal’in itleri!” diyen adama hürmet edişlerini ağzım açık izliyorum. Hatırlatmak istedim; balıkçı ve İngiliz olayındagördük ki, savunduğu sözde ideolojinin hür irade ve demokratik eleştiri savlarıyla örtüşmeyen tutumlarıbir şekilde meşrulaştırma gayretiyle gülünç durumlara düşmekten çekinmeyecek binlerce sözde muhalif var ülkemizde. “Hayır, balıkçıya gitmedi”, “Gittiyse ne olmuş”, “İngiliz değildi o bi’kere”, “Tamam görüştü ama sorun bakalım niye görüştü” diye konuştukça batan ve nihayetinde “Kudurun ulan saray trolleri” gibi zavallı bir tavra sarılarak son bulan… Bunun muhaliflik ile ilgisi yok; bildiğiniz biat bu! Tapınma. Ayin kafası…