Bazı maçlar ise bir sezonun ruhunu, bir camianın kırılgan umutlarını ve kaçan fırsatların sessiz çığlığını yazar. Konyaspor.Trabzonspor karşılaşması böyle bir karşılaşmaydı. Pazartesi akşamı sahaya çıkan iki takım, yalnızca üç puan için değil; kaderin hangi tarafa bakacağını görmek için mücadele etti.Trabzonspor adına bu maç, bir galibiyetten fazlasıydı. Rakiplerin puan kaybettiği, zirvenin yeniden el uzatacak kadar yaklaştığı haftada gelen bu karşılaşma, adeta gökten düşen bir lütuftu. Fakat futbol bazen kapıyı çalar, içeri girmeni ister; sen tereddüt edersen sessizce çekip gider. Trabzonspor da o kapının önünde fazla bekledi!
İlk yarıda Konyaspor daha diri, daha kararlı, daha planlı bir görüntü çizdi. İç sahasının ritmini arkasına alan yeşil-beyazlılar, oyunu sıkıştırdı, alanları daralttı, Trabzonspor’un pas damarlarını kesti. Her topa bir inat, her ikili mücadeleye bir karakter koydular. Trabzonspor ise sanki büyük bir fırsatın ağırlığını omuzlarında taşıyordu. Ayaklar vardı ama cesaret eksikti. Koşular vardı ama inanç yarımdı. Top ayağa geldi, fakat fikir gelmedi.
Konyaspor’un ilk yarıdaki enerjisi, Trabzonspor’un durağanlığına çarpınca ortaya net bir tablo çıktı:.Ev sahibi takım oyunu istedi, misafir takım ise oyunun kendisine gelmesini bekledi. Oysa şampiyonluk yarışında bekleyenler değil, alanlar tarihin akışını değişitirir.
İkinci yarıda Trabzonspor biraz daha cesaretlendi. Topa daha fazla dokundu, rakip sahaya daha kalabalık yerleşti, zaman zaman baskı kurdu. Fakat futbol yalnızca topa sahip olma sanatı değildir; doğru anda doğru darbeyi vurma işidir. Bordo-mavililer, o son vuruşlarda hem telaşlı hem eksik kaldı. Hücumlarda düşünce yarım, bitirişlerde irade kırılgandı.
Konyaspor ise oyunun başka bir gerçeğini hatırlattı: Büyük hedefi olmayan takımlar bazen daha özgür oynar. Baskısız zihin, daha net karar verir. Onlar puan için savaştı; Trabzonspor ise puanın anlamı altında ezildi.
Gecenin özeti şu oldu; İkram üstüne ikram… Rakiplerin bıraktığı fırsatlar, açılan yollar, yaklaşan zirve… Hepsi Trabzonspor’un önüne servis edildi. Fakat sofraya oturmak yetmez; lokmayı almak da gerekir. Bordo-mavililer o sofrada iştahsız kaldı.Aç kalktı.
Zirve yarışı, çoğu zaman dev maçlarda değil, böyle gecelerde kaçar. Gürültülü derbilerde değil; sessiz pazartesi akşamlarında, Anadolu deplasmanlarında, nasıl olsa kazanırız sanılan doksan dakikalarda. Çünkü zirveye çıkan merdivenin bazı basamakları altındandır; basmazsan bir daha aynı yerde bulamazsın.Zaten öyle oldu.
Trabzonspor için bu maç yalnızca puan kaybı değildir. Bu maç, karakter testi, cesaret sınavı ve fırsat yönetimi dersidir. Eğer büyük takım olacaksan, sana sunulan ikramı geri çevirmeyeceksin. Çünkü futbol, ikinci kez aynı nezaketi göstermeyebilir.
Trabzonspor’da pazartesi akşamı yaşandığı gibi…