Özellikle son yıllarda siyasiler tarafından da bu çok daha açık seçik ifade edilir oldu.
Yani bizden herhangi bir sanayi hamlesi beklemeyin denilmektedir.
Ama küçük çaplı şeyler olabilir...
Mesela,
Çiklet çikolata fabrikası,
Düğme ve fermuar fabrikası,
Diş fırçası, diş macunu fabrikası,
Mesela gözlük çamı ve gözlük fabrikaları olabilir.
Şaka gibi ama küçük çaplı sanayi ürünleri için neden fabrikalar oluşmasın bölgemizde.
*
Ama ille de turizm denilmektedir.
İyi; turizmse turizm.
Zaten Allahtan bu yeşil yaylalar bizde.
Bu başı dumanlı, gönlü çiçekli dağlar ve yaylalar bizde...
Yeşilin en yeşili, en çılgını...
Deli dalgalar bizde.
Temel bizde...
Fadime, Dursun bizde...
Sevimli şiveler bizde.
Horonlar,
Kemençeler,
Kuymaklar,
Köfteler,
Kara lahana turşusu, sarmalar bizde;
Uzungöl bizde...
Sera, İstera, Vizsea,Muzura bizde.
Bizde, yaylaların en güzelleri.
Kayabaşı,
Hıdırnebi,
Düzköy bizde...
Gelsinler.
Oğul/uşak gelsinler.
Yatacak yerlerimiz, otellerimiz, motellerimiz var...
Amma velakin,
Yaz gelmiş geçiyor.
İl Turizm müdürümüz yok hala.
*
Taka Gazetesi Yayın Kurulu olarak Trabzon Valisi Sayın Yücel Yavuz'u ziyaret ettik.
İlk intiba lider bir vali.
İnşallah iyi bir çalışma ortamı bulur.
Çünkü Trabzon'da yapacak çok iş var ve o da bunun farkında.
O da: İllaki turizm, diyor.
"Turizm" diyor ama "Turizm Müdürü yok" diyor.
"Bir yerlere gittiğimde, düzeltilmesini istediğim noksanlıkları gördüğümde bir müdürüm olmalı yanımda" diyor.
"Liyakatli,
Dil bilen
Yetenekli bir Turizm müdürüm olsun" diyor.
"Bu konuda KTÜ bir imkandır" diyor.
Evet, Bölge turizme sarıldı ama gel gör ki aylardır İsmail Kansız'ın yeri hala doldurulamadı.
*
Zamanlaması Doğru mu?
Diğer taraftan geçirdiğimiz ağır kış şartları nedeniyle şehir ve il genelindeki asfalt yollarımız bakıma ihtiyaç duymaktaydı.
Büyük Şehir Belediyesi belli ki olaya el koymuş.
Ama zaten yetersiz yolların bakım nedeniyle trafiğe kapatılması kent hayatını büsbütün zorlaştırdı.
Üstelik yaz nedeniyle gelen yerli ve yabancı turistlerin de yoğun olduğu bu günler uygun olan bir zaman mıydı?
Bitsin Artık Bu Çile!
Övünmek gibi olmasın ama Doğanköy'lüyüm. Yani Muzura'lı Bizim kırmızı ışıkların bir türlü sönmediği Dörtyol'a komşuyuz.
Düzköy yolundan günde binlerce araç geçer.
Bu maksatla zaten duble yol yapılmaktadır.
Ancak gelin görün ki, Dörtyol'dan bir tali yol nedeniyle buraya bir sinyalizasyon lambası konuldu.
*
İlla ki yanıyordur ama ben bu lambanın hiç bir zaman yeşil yandığına rastlamadım.
Öyle ki trafikteki yoğun araçlara rağmen yeşil 12 saniye,
Tali yoldan gelecek araçlara ise 60 saniye yeşil yanmaktadır.
*
Bu zaman zarfında tali yoldan karayoluna geçecek araç sayısı bir günde 100'ü geçmez.
Bu çelişki aylar önce Trabzon Karayolları Bölge Müdürüne aktarılmış,
Sorunu düzeltelim demişti ki, maalesef müdür görevden alındı.
Büyük Şehir Belediye Başkanımız sayın Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu'na söyledim, "takip edelim" dedi. Henüz çözüm yok ama umutluyum.
Esprili Ve Cesur
Evet, Gazetemizin Yayın Kurulu olarak Valimizi ziyaret ettik.
Rahat bir insan.
Ve samimi.
Ve esprili.
*
Bölgeyi ve bölge insanını seviyor.
İnsanımızın enerjik olmasını daha da çok takdir ediyor.
Ancak, "Gençliğin fazla atak olması nedeniyle bazen kontrole muhtaç bir reaksiyonlar da oluyor" diyor.
Evet, Valimiz ara ara konuklarına takılıyor.
İşaret parmağını sallıyor.
Öyle değil mi diyor.
"Uşaklar" diyerek aksanlı konuşması, halkımızla hızla kaynaştığını gösteriyor.
İşini ciddiye alıyor.
İnsan, İnsan ve yine insan diyor.
"Makamın hakkını veremesem bu koltukta oturmam" diyor.
Yaptığımız nezaket ziyaretinde darbe akşamını ve inisiyatiflerini öğrendik.
Doğrusu çok takdir ettik.
Vali Yücel Yavuz, Karikatüre ilgisi var.
Zaten olmamasına şaşardım.
Hatta bir "Darbe karşıtı karikatür sergisi" açmamız halinde destek olacaklarını söyledi.
Sporu, Trabzonspor'u daha sonraki ziyaretlerimize saklayarak, kendisini tebrik ederek izin istedik.
Son olarak kanaatim odur ki, Lider bir yönetici.
Makamın hakkını verebilecek dirayete sahip.
Şehrimize hayırlı hizmetler vermesini diliyorum...
Bize Barış Gerek
Bundan bir buçuk yıl kadar önce Cumhurbaşkanıyla talihsiz bir atışma yaşayan Barolar Birliği Genel Başkanı Metin Feyzioğlu'nun önceki gün Beştepe'ye giderek Cumhurbaşkanını ziyareti çok anlamlıydı.
Feyzioğlu: "Bu gün ben ne dersem doğrudur diyerek uzlaşmak imkansızdır.
Bu sözleri ben bile dersem bu doğru bir yaklaşım değildir.
Uzlaşmak, karşılıklı fikir alışverişiyle olmalıdır." dedi.
*
Evet, Türkiye gerçekten de olağanüstü durumlar yaşamaktadır.
Dünya ülkeleri sinsi bir şekilde değil, artık alenen ülkemizin üzerine çullandıkları bir süreçteyiz.
PKK, onların silah ve teçhizatlarıyla daha da örgütlü hale gelmiştir.
Ayrıca biliyoruz ki FETÖ da, onların eseridir.
Darbe girişiminin başarısızlığı bunlarda hayal kırıklıkları yaratmıştır.
Ama vazgeçtiklerini,
Denemeyeceklerini sanmayalım.
Sonuç alana kadar devam etmek niyetindedirler.
O bakımdan asla birliğimizi, dirliğimizi bozmayalım.
Gerçekten de durum çok vahimdir.
*
Ayrıca tekrar hatırlatmalıyım ki,
Bunlar ahlaksızdırlar.
Bunlar kendilerine demokrattırlar.
Bunlar kendilerine insandırlar.
Bunlar çıkarlarına zübüktürler.
*
Evet, bunlar Afrika'yı, yemiş /içmiş,
Afrikalıyı köle yapmış,
Müslümanları vurmuş, kırmış, kırdırmış,
Aç gözlü doyumsuz beyaz insanlardırlar.
*
Sabırla,
Akıl ve fikirle,
Cesaretli yürekle,
Türkün yeniden doğuşuna tanık olabilir bu dünya.
Ya da Batsın bu dünya!
***
FETÖ'nun Şartı
FETÖ," Beni Batılı Hakimler yargılasın" diyor.
Hatta eminin ki, o batılı hakimler onu yargılar ve iğne ucu kadar kusur bulamazlar.
Bulamazlar ve onu Kainat İmamlığının yanısıra, Mehdi bile ilan ederler.
Yüzme Öğrenseydin!
Temel turistik bir beldeye tatile gitmiş.
Büyük bir havuzun yanından geçerken boğulmak üzere olan bir turist help help help diye yardım istiyormuş. Temel adama dönüp:
Uşağum!
İncilizce oğrenene kadar yuzme oğrensayıdun daa.
Demiş.