Okullardan sınıflara, sınıflardan evlere ve mahallelere derken Anadolu’nun her bir yanına Ramazan etkinlikleri yayıldı. Çocukların gözlerindeki heyecan, sınıflardaki etkinlikler, kurulan iftar sofraları ve yapılan yardımlar bir araya gelince ortaya muhteşem bir tablo çıktı. Bu yıl Ramazan sadece tutulmuyor; adeta yaşanıyor.
Dillere pelesenk olan Celal Karatüre ve arkadaşlarının seslendirdiği “Kâbe’de Hacılar Hu Der Allah” bu yıl okullarda, camilerde ve etkinliklerde yoğun bir şekilde söyleniyor. Eserin sahibi Abdurrahman Önül’ün bile belki bu kadar yaygın söylenmediğini gördüğü bu ilahi artık her yerde yankılanıyor.
Elbette tartışmalar da oluyor. Okullarda bu kadar “Allah” denilmesinden birileri rahatsız oldu. Oysa nüfusun büyük çoğunluğunun Müslüman olan bir ülkede Ramazan coşkusunun yaşanması neden rahatsızlık konusu olsun?
Hristiyan toplumlarda Noel ve Paskalya hazırlıkları doğal karşılanırken, bu topraklarda Ramazan’ın coşkuyla kutlanması neden sorgulanıyor? Geç kalınmış olsa da doğru bir adım atıldığını düşünüyorum.
İnsanları kötülükten alıkoyan, iyiliğe çağıran bir vecibeyi neden gönlümüzce çocuklarımızla beraber okullarımızda kutlayamayalım ki? Sahip olduğumuz milli ve manevi değerleri yeni nesillere aktarmak kadar doğal ne olabilir? Çocuklarımız iyiliği, paylaşmayı, sabrı ve yardımlaşmayı yaşayarak öğreniyorsa bundan kim neden rahatsız olsun? Dünyada var oluşumuzun en önemli amacı bu değil mi?
Yüzde doksanı Müslüman olan bu ülkede, İslam’a hizmet etmiş bir milletin evlatları olarak; Peygamber Efendimizin övgüsüne mazhar olmuş bir neslin torunlarıyken, başkalarının dini günlerini resmi tatil kabul edip kendi dinimizin “11 ayın sultanı” Ramazan’ını çekinerek, “Acaba” diyerek mi kutlayacağız?
Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve bu etkinliklerde emeği geçen herkesi bir kez daha kutluyorum. Ayrıca ilkokullarda; dürüstlük, güzel ahlak, vatan sevgisi ve aile sorumluluğu gibi değerlerin daha sistemli bir biçimde ders olarak verilmesi gerektiğini de düşünüyorum. Çünkü mesele sadece bir ayı kutlamak değil; bir nesli inşa etmektir.
Ramazan’ı sadece takvim yapraklarında değil, karakterlerimizde yaşatabildiğimiz ölçüde güçlü bir toplum olabiliriz. İnancıyla barışık, değerlerine sahip çıkan, köklerinden güç alarak geleceğe yürüyen bir nesil yetiştirmek istiyorsak; bu ruhu diri tutmak zorundayız. Çünkü inancını, ahlakını ve merhametini diri tutan bir milletin yürüyüşünü hiçbir güç durduramaz.
Hayırlı Ramazanlar. Kalın sağlıcakla.