Şu uçsuz bucaksız kâinatta insandan başka kendini öven, bu kadar anlatan başka bir canlı var mı?
Bir köpeğin, "Mahallenin en iyi bekçisi benim" dediğini duydunuz mu hiç?
"En güzel ben havlarım."
"En iyi ben iz sürerim"
"Benden daha sadığı yoktur" diyen bir köpek.
Ya da bir kedi.
"Mahallenin en asil kedisi benim."
"Benim kadar zarif yürüyen yok."
“Fareyi en iyi ben yakalarım” deyip ortalıkta dolaşan bir kediyi gördünüz mü?
Yok
"En iyi süt benim sütümdür, dünyanın en kaliteli sütünü ben veriyorum" diye övündüğünü gördüğünüz bir inek var mı?
Hayır...
Çünkü yaratılmış hiçbir canlı, değerini kendi ağzıyla anlatma ihtiyacı duymaz.
Onların ne olduklarını davranışları gösterir.
Ne kadar faydalı olduklarını yaptıkları anlatır.
Ya biz insanlar.
İnsan ise çoğu zaman yaptığından çok, anlattıklarıyla var olmaya çalışıyor.
Eskiden insanlar değerli olmaya gayret ederdi.
Bugün ise önemli görünmeye.
Aradaki fark, aslında bir ömrün özetidir.
Değerli insan, bulunduğu yere huzur götüren insandır.
Önemli görünmeye çalışan insan ise bulunduğu yere kendini götüren insandır.
Değerli insan konuşmaz; konuşulur.
Önemli görünmek isteyen ise sürekli konuşur, kendinden söz eder.
Çünkü içinde dolduramadığı bir boşluğu, alkışlarla kapatmaya çalışır.
Bugün sosyal medya bunun en büyük aynasıdır.
Yapılan iyilikten çok, iyiliğin fotoğrafı paylaşılır.
Sessizce verilen destekten çok, kameralar önünde yapılan yardımlar önemsenir.
Başarıdan çok, başarının reklamı yapılır.
İnsanlar artık yaptıkları işin kalitesini değil, görünürlüğünü hesaplıyor.
Oysa gerçek değer, reklam istemez.
Güneş her sabah doğacağını ilan etmez ama her gün yeniden doğar,
Ağaç, meyve vereceğini duyurmaz mesela.
Nehir, "Ben susuzluğu gideriyorum" diye övünmez.
Toprak, "Ben olmasam hiçbir şey yetişmez" demez.
Ama hepsi görevini yapar.
Sessizce,
Gösterişsizce.
Karşılık beklemeden.
İnsan ise çoğu zaman yaptığı küçücük bir iyiliği yıllarca anlatır.
Çünkü egonun beslendiği yerde tevazu yaşayamaz.
Oysa büyük insanlar, büyüklüklerini anlatma ihtiyacı duymaz.
Boş başak dik durur.
Dolu başak ise eğilir.
Bilgisi arttıkça alçalan insanlar vardır.
Bir de bilgisi azaldıkça sesi yükselenler vardır.
Ne yazık ki çağımız, değer üretmekten çok algı üretmenin peşine düştü.
İnsanlar "Nasıl daha faydalı olurum?" sorusundan uzaklaştı.
Yerine "Beni daha çok kişi nasıl konuşur?" sorusunu koydu.
İşte asıl kayıp burada başladı.
Çünkü önemli olmak, kalabalıkların alkışını kazandırabilir.
Ama değerli olmak, insanların gönlünde yer edinmektir.
Alkış biter.
Makam biter.
Şöhret biter.
Takipçi sayıları değişir.
Unvanlar el değiştirir.
Fakat güzel ahlakla kazanılan değer, insan öldükten sonra bile yaşamaya devam eder.
Bu yüzden mesele herkesin tanıdığı biri olmak değildir.
Mesele, tanıyan herkesin saygıyla andığı biri olabilmektir.
Değerli insan olmak zordur.
Çünkü emek ister.
Sabır ister
Fedakârlık ister,
Ama önemli görünmek kolaydır.
Biraz gösteriş,
Biraz reklam,
Biraz da alkış,
İnsanları bir süreliğine kandırabilirsiniz.
Fakat karakterin reklamı olmaz.
Onu hayatın kendisi yazar.
Ve unutmayalım.
İnsan, kendini anlattığı kadar değil; arkasından anlatıldığı kadar değerlidir, yani insandır.