Yemek yemek bozar.
Su içmek bozar.
Peki ya kalp kırmak?
Belki de bu ay, sadece “orucu neler bozar?” sorusuna değil, “orucu neler bozmaz?” sorusuna da cevap aramalıyız.
Çünkü oruç, mideyi sustururken kalbi konuşturma ibadetidir.
Bir insanı sevmek orucu bozmaz.
Bir çocuğun başını okşamak bozmaz.
Bir yaşlının elini öpmek bozmaz.
Bir hastanın kapısını çalmak bozmaz.
Gülümsemek bozmaz.
Selam vermek bozmaz.
İyilik yapmak bozmaz.
Güzel söz söylemek hiç bozmaz.
Fakiri gözetmek,
Muhtaca el uzatmak,
Bir garibin gönlünü yapmak…
Bunlar orucu eksiltmez; aksine tamamlar.
Başarıyı alkışlamak bozmaz.
Farklı düşünene saygı göstermek bozmaz.
Alın teriyle kazanmak bozmaz.
Bilmediğini sormak, istişare etmek bozmaz.
Hakkı gözetmek ve hak sahibine teslim etmek, Onurunu korumak,
Alın teriyle kazanmak,
Çevreyi temiz tutmak,
Sokak hayvanına bir kap yemek, su vermek bozmaz.
İnsanca yaşamak orucu bozmaz.
Ama…Peki ya şunlar?
Oruçluyum diye öfkeyi serbest bırakmak?
İnsanlara kırıcı davranmak?
Hakaret etmek, küfretmek?
Söz verip tutmamak?
Bunlar gerçekten orucu bozmaz mı?
Fırsatçılık yapmak…
Malı ederinden pahalı satmak…
Kul hakkı yemek…
Emanete ihanet etmek…
Yol arkadaşını yarı yolda bırakmak…
Vefasızlık etmek…
İnsanlara tepeden bakmak…
Oruç, sadece mideyi mi bağlar; yoksa dili, kalbi ve vicdanı da mı?
Ramazan bize aç kalmayı değil, tokken de merhametli olmayı öğretir.
Susmayı değil, kırmadan konuşmayı öğretir.
Uzak durmayı değil, paylaşmayı öğretir.
Sözün özü şudur:
İnsanca yaşamak, insan olmak orucu bozmaz.
Herkes insanlığın bozulduğunu söyler; ama kimse aynaya bakıp “Ben nerede yanlış yaptım?” diye sormaz. Oysa değişim, sofradan önce kalpte başlar.
Dilerim ki bu Ramazan; sadece midelerimizi değil, kalplerimizi de arındırsın.
Evlerimize huzur, şehrimize bereket, ülkemize barış, dünyaya adalet ve merhamet getirsin.
Hayırlı iftarlar.