“Tarihten neden hiç ibret almazsınız. Neden olup biteni görüp anlayarak değerlendirip, ona göre lâf eylemezsiniz” diye tekrar tekrar soralım mı?
Kendini “Koca koca adamlar” yerine koyup, gazete sütunlarında yer bulanlar, “Söz uçar yazı kalır” gerçeğini nasıl unutur da, günü geldiğinde önlerine konacağını bilmezler?
ABD kimden vazgeçmez?
İsrail, nelerden taviz vermedi, vermez?
Niçin bilmezler?
Bilmediklerinin bile farkına nasıl varmazlar?
Varmayıp da, “ABD, İsrail’i dışladı. İran ile anlaştı” diye düşünerek kendilerine nasıl aldatırlar? Bu yalana nasıl kapılırlar?
Kapılıp da, yazar değil, “yazan” oldukları için karaladıkları satırlara, “İsrail hariç herkes kazanacak” nasıl yazıp, ahaliyi kandırmaya çalışırlar?
Ancak, bu gibilerin kendi kendilerini kandırmaların, umut taşıyan tek tarafı var!
O da, bunlar “İsrail kaybedecek” diye konuşup, yazdıkça bizim gibilere, “keşke” çektirip umut aşılıyorlar!
ŞEYTANA UYMAK, HAFİFLETECİ SEBEP. (MİŞ!)
Makyavelizmin temeli olan; “Amaca ulaşmak için her yol mubahtır” tercih edip, bir de yalan-yanlış emelleri için şeytanla işbirliği yapanların akıllarının basmadığı acı bir gerçek vardır.
O da; “Çıkarlar için şeytanla işbirliği yapılırsa, o iş bittiği zaman asla sessizce çıkıp gitmez.”
Gitmeyince de çıkarları için şeytan ile yatıp kalktığı için yanlış yapanlar, suç işleyenler kendilerinden hesap sorulunca da, “Şeytana uydum” diyerek hafifletici sebep teşkil ettirmeye çalışırlar.
Yani ayaklarındaki tersliği görme yerine, “Şeytana bile pabucunu ters giydirmeye çalışırlar!”
YENİLEN PEHLİVAN GÜREŞE DOYMAZ (MIŞ!)
Er meydanında değil ama siyaset meydanında son günlerde olup bitenler için her kafadan bir ses çıkıyor!
Herkes ayrı bir yakıştırma yapıyor.
Medya başlık üstüne başlık atıyor!
Bir okuyucunun gönderdiği bunlardan biri:
O da; “Yenilen pehlivan güreşe doymaz!” sözü…
Ardına eklediğini de iletelim: “Meydanda olmasa da kağıt üzerinde kazanan pehlivanlık!”
TERÖRSÜZ TÜRKİYE İÇİN (MİŞ!)
Gazetenin bir sayfasında, geçmişi hafızalardan silip atmayı, yaşananları da unutmayı gerektiren “Terörsüz Türkiye” söylemleri…
Hemen yandaki sayfada ise, “Şırnak ta şehit edilen Mehmetçik mezarı başın da anıldı” haberi…
Garibime gitmedi değil!
Dahası da var ama “Şeytanın avukatlığına soyunanlar” çıkıp da, “Öküzün altında da buzağı aramakla” iştigal edebilecekleri için şimdilik bizde kalsın!
Ezcümle zor sorular: Bu işi nasıl olacak? Nasıl unutulacak?
İNSANLARI ANLAMAK İÇİN (MİŞ!)
Bir dostumuzun sosyal medyasında; “İnsanları anlamak zor” başlığı altında “Bu hale gelenleri kısa yoldan ifade eden” az kelime ile derlenip toparlanabilecek sözler diye düşündüm.
Şöyle ki:
“Değer verince değişiyorlar.
Çok sevince gidiyorlar.
Alttan aldıkça sabrınızı, konuştukça sınırlarınızı zorluyorlar.
Ne kıymet biliyorlar, ne de hatalarından dolayı bir özür diliyorlar.
Bu insanlar kendilerini nedense hep haklı görüyorlar.
Güzellik gördükçe bile çirkinleşiyorlar.
Ne memnun olmayı, ne de ne istediklerini biliyorlar!”
DÜNDEN BUGÜNE
İşimiz gücümüz, algı ile dalga!
2001’de, yani çeyrek asır önce satırlara sığdırmışız. Dünden bugüne bırakın pek bir şeyin değişmemesi, algı ve dalga daha da artmış vesselâm!
*
Toplumun gerçekleri görmemesi, daha doğrusu "bakar kör olması" için ne gerekiyorsa yapılıyor.
Ben diyeyim "algı", siz söyleyin "dalga" operasyonları ile aklını kullanamayıp anlamaması için!
Bunun için her türlü göz boyama ve uyutma araçları kullanılarak her yer adeta toz-duman haline getiriliyor.
Aydınlıklar karanlıklara salınıyor.
KISSADAN HİSSE
Ömer HAYYAM'dan
“Doyacak kadar aşın varsa,
Başını sokacak bir de damın,
İnsanoğluna kulluk etmiyorsan,
Başkasının sırtından değilse geçimin,
Tamam; zaten cennettesin!”