Bilanço ağır
Siverek’te 1 ölü, 16 yaralı,
Kahramanmaraş’ta 1 öğretmen, 3 öğrenci dört ölü 20 yaralı
Ortaokul 8. Sınıf öğrencisi babasının silahını çantasına koyarak gittiği okulda 5. Sınıf öğrencilerinin olduğu iki sınıfa saldırmış.
Babası emniyetçi
Çocuklar, öğretmenler, bir polis, bir emekçi,
Ve saldırganlar?
Siverek’te 19 yaşında. Eski öğrenci.
Kahramanmaraş’ta aynı okulda okuyan ortaokul 8. Sınıf öğrencisi, saldırıda o da ölmüş.
Yani sistemin içinden geçmiş, o sıralarda oturmuş, o koridorlarda yürümüş gençler.
Bu tablo bize tek bir şey söylüyor,
Tehlike hem içerden hem dışarıdan.
Ama okulun içinde büyüdü.
Birinci saldırgan sosyal medyada açık açık yazıyor,
“Hazır olun, saldırı olacak.”
Daha ne demeliydi?
“Beni durdurun” mu yazmalıydı?
Diğeri ise muhtemelen ondan esinlenerek bir gün sonra benzer katliamı işliyor.
Bu ülkede tehdit artık bağırarak geliyor ama kimse duymuyor.
Ya da daha acısı, kimse duymak istemiyor.
Biri genç diğeri çocuk silahlarla birlikte ellerini kollarını sallayarak okula giriyor.
Üstelik pompalı tüfekle,
Bu nasıl mümkün?
Okul dediğin yer; çocuğun ailesinden sonra en güvende olması gereken yer değimidir.
Ama bugün geldiğimiz noktaya bakın
Okul önlerine bakın,
Okullar korunamıyor
Giriş çıkışlar denetlenmiyor
Riskli bireyler izlenmiyor
Sosyal medya tehditleri ciddiye alınmıyor
Sonra ne oluyor?
Çocuklar camdan atlıyor.
Öğretmenler hedef oluyor.
Koridorlar savaş alanına dönüyor.
Olaydan sonra yöneticiler görevden uzaklaştırılmış veya soruşturma başlakılmış.
Klasik refleks.
Ama sorulması gereken soru şu,
Bu yapılınca sorun çözülüyor mu?
Hayır.
Çünkü mesele kişiler değil, sistemdir.
Bu olay sadece bir “asayiş” meselesi değildir.
Bu, eğitim sisteminin çöküşüdür
Gençlerin yalnızlaşmasının sonucudur
Denetimsizliğin faturasıdır
Ve en önemlisi, görmezden gelmenin bedelidir
Bu çocuklar bu noktaya bir günde gelmediler.
O öfke büyür.
O yalnızlık derinleşir.
O kopuş yıllar içinde oluşur.
Ve kimse fark etmez.
İki gün üst üste iki okul silahla basılıyor
5 kişi öldürülüyor, 36 kişi de yaralanıyor.
Daha kaç okul basılacak?
Daha kaç çocuk öldürülecek
Daha kaç çocuk yaralanacak?
Daha kaç “geçmiş olsun” mesajı atılacak?
Bu ülkede “olaydan sonra” konuşmak bir alışkanlık oldu zaten.
Ama kimse “olmadan önce” harekete geçmiyor.
Son sözümüz şu olsun,
Önceki gün Şanlıurfa,
Dün Kahramanmaraş’ta
Yarın nerede olacağını kimse bilmiyor.
Eğer hâlâ bunu bir “istisna” olarak görüyorsak, asıl tehlike zaten orada başlıyor.
Çünkü bu artık bir olay değil.
Bu, ihmalin, sessizliğin ve sorumsuzluğun kaçınılmaz sonucudur.
Sürekli tartışılan Milli Eğitim Bakanı derhal istifa etmeli, etmiyorsa azlettirilmelidir.
Soruşturmalar da çok derinleştirilmeli.