Kadın Kalbi-1: Panik Mi Kalp Mi?

Kalp krizi denince zihnimizde hâlâ göğsünü tutup yere yığılan bir adamın etrafında yaşanan panik sahnesi canlanır. Oysa kadınlarda kalp krizi çoğu zaman böyle film gibi başlamaz. Bazen göğüs ağrısı hiç öne çıkmazken onun yerine nefes darlığı, sebepsiz ve ağır bir yorgunluk, bulantı, soğuk terleme, sırt ya da çeneye vuran bir rahatsızlık, çarpıntı gibi dağınık görünen işaretler belirir.

Abone Ol

Hatta kimi zaman kadınlar bunu “içimde kötü bir his var, tarif edemiyorum” diye anlatır. Tıbbi adı ne olursa olsun bedenin “bir şey yolunda değil” diye verdiği o güçlü işarettir bu. Bu yüzden göğüs ağrısı yoksa kalpten kaynaklanmıyordur varsayımı özellikle kadınlar için güvenli bir varsayım değildir.

Bu yanlış yaklaşım hayati bir zaman kaybının başlangıcıdır aynı zamanda. Çünkü bir şikâyet tipik değil diye algılandığında hem hasta hem çevresi hem de bazen sağlık sistemi bilinçsizce duraksar. “Biraz bekleyelim”, “stresten olabilir”, “geçmezse bakarız” cümleleri tam da bu yanlış algının sonucudur. Oysa kalp krizinde en kritik unsur zamandır. Geciken her dakika kalp kasının daha uzun süre oksijensiz kalması demektir. Kadınlarda daha sık görülebilen nefes darlığı, ani yorgunluk ya da sırt-çene ağrısı gibi belirtilerin alışılmış tabloya uymuyor diye ikinci plana atılması tanıyı geciktirir ve bu gecikme kalp hasarını da büyütür. Sorun kadın bedeninin farklılığından ziyade bu farklılığı ciddiyet skalasının alt basamağına yerleştiren bakış açısıdır.

Bu gecikme sadece biyolojiyle açıklanamaz. Kadınların hayatı çoğu zaman “önce başkaları” üzerine kurulu. Çocuklar uyuyorsa uyandırmamak, eş yorgunsa rahatsız etmemek, “gece acile gitmek ayıp olur mu?” diye düşünmek… Bir de işin pratik tarafı var: Ulaşım, masraf, refakat, ertesi günün işleri… Tüm bunlar kadınların hastaneye başvurusunda gecikmeye neden olur.

Uzun süredir kadınların şikâyetleri kolaylıkla “stres”, “anksiyete”, “panik” diye açıklanıyor. Bu etiketi bazen çevre yapıştırıyor, bazen kişi kendi üzerine yapıştırıyor. Sonucunda başvuru ve tedavi gecikiyor.

Peki ne yapılmalı?

Öncelikle kalp krizinin sadece göğüs ağrısıyla belirti vermeyeceği bilinmeli. Bu özellikle kadınlarda çok daha belirgin. Kadında kalp krizi sıklıkla şu belirtilerle ortaya çıkar:

Yeni başlayan nefes darlığı veya göğüste baskı
Nedensiz, ani, ağır yorgunluk
Bulantı ya da soğuk terleme
Sırt, çene, omuz ağrıları
Çarpıntı, ritim düzensizliği hissi
İçimde kötü bir şey oluyor duygusu (özellikle diğer bulgularla birlikteyse)

Belirtiyi küçümsediğimiz anda zaman kaybederiz; zaman kaybettikçe tanı gecikir, tanı geciktikçe tedavi gecikir ve kalp kasının gördüğü hasar büyür. O yüzden evde basit, tartışmasız bir sağlık kuralı olsun: Kadında yeni başlayan göğüs baskısı ya da açıklanamayan nefes darlığı dakikalar içinde geçmiyor veya tekrarlıyorsa yorum yapmadan, beklemeden, 112 aranmalı.

Kadın kalbinin ayrıntılarını ve “panik mi kalp mi?” ikileminde nerede durmamız gerektiğini daha geniş bir çerçevede öğrenmek isterseniz, 17 Şubat’ta saat 16.20’de TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu’nda yayımlanacak “Bir Hekimden Dinledim” programında buluşalım.

Doç. Dr. Mustafa Gökhan VURAL

Kardiyoloji uzmanı