KADINLARI ÇEKİP ALSANIZ… NEYİ KONUŞACAKSINIZ?
Salman Rüşdi Fransız Paris Match dergisine verdiği mülakatta diyor ki:
“ Ciddi yazarlar söylemek istediklerini söylerler. Kendi kendilerini sansür etmezler. Otosansür bir ölümdür. Onlara şunu söylemek isterim. Söylemek istediğinizi söyleyemiyorsanız, susun.”
Sayın Cumhurbaşkanımızın 7 Eylül 2016 da söylediği “ At izi, it izine karıştı. ” sözlerinden sonra, bir kısım muhalif yazar ve siyasetçi; “ AK Partide siyaset yapan hiç kimse, Cumhurbaşkanının bu sözünden, önce bunu söyleyemedi ” diye eleştirmeye başlayınca, dedim ki “ Bravo İnci! Tarih 30 Temmuz 2016.
Makalemin adı “ Hanımın Çiftliği! Ve aynen yazmışım… At izi, it izine karıştı!”
***
PKK terör örgütünün propagandasını yaptığı söylenen, örgütle şu veya bu şekilde iletişim halinde olan binlerce öğretmen görevinden ihraç edildi… Tamam, kabul… Benim yıllardır anlayamadığım; Malüm olduğu üzere Fettullah Gülen Terör Örgütünün müthiş bir para kaynağı var. Ki para olmadan bir örgütün beslenmesi, genişlemesi, yayılması mümkün değildir. FETÖ’ne bu kaynağı temin eden iş adamları birer birer tutuklanmaktayken, bu ülkede PKK terör örgütüne para kaynağı sağlayan yardım ve yataklık yapan tek bir iş adamının olmaması ilginç değil mi?
Halk diliyle “ Hiç mi yok?”
Benim umudum yeni İç İşleri bakanımız Süleyman Soylu da… Umarım bu duruma da el atar…
***
15 Temmuz’daki darbe girişimi sonrası yıllardır FETO’ne şakşakçılık yapan bazı yazarlar bu işten sıyrılabilme adına son günlerde pervasızca Atatürkçülüğe ve Laikliğe saldırmaya başladılar.
Oysaki atladıkları bir gerçek var… Kafası çalışan hiçbir Atatürkçü, bir cemaat ya da tarikat liderine biat etmez! Tıpkı yüce kitabımız Kuran’ı Kerimi okumuş, anlamış ve onu özümsemiş gerçek bir Müslüman’ın da biat etmeyeceği gibi…
***
Son günlerde Fettullah Gülen’den boşalan yeri doldurma çabasında olup, ”kız çocukları” üzerinden vurarak tarikat zemininde kendisine yer edinme çabasında olanlar var.
Aslında değişik bir durum değil… Fakat tam 1400 yıldan beri söylenen aynı sözlerin farklı adamlar tarafından dile getirilişini duymaktan “ Kendi cinsimin Cennetle Cehennem arasında kâh bir anahtar, kâh bir Şeytan! ” gibi gösterilmesinden harbi harbi gına geldi… Kız çocuğu olanın Cennetle mükâfatlandırılacağı, fakat o şartın kız çocuğunun evde oturmasıyla gerçekleşeceği gibisinden aynı sözlerin farklı tipteki adamlar tarafından muhteşem, hatta olağanüstü kavramlarmış gibi lanse edilmesi… Ve bu hadisleri tam 14 asırdır duyup ama hala kavrayamayan zümre:
Ah be cancazım! Adamlar o zamanlar kızları diri diri toprağa gömüyordu! Peygamberimiz o zır cahilleri başka nasıl durdurabilirdi? Tabi ki cennetle… Mantık bu… Yani anlayacağınız 14 asırlık anlaşılamazlık bir durum yok ama.
Bazen diyorum… İyi ki biz kadınlar varız. Düşünsenize olmadığımızı?
Bu arkadaşlar biz olmasak sahi neyi konuşurdu? Biz kadınları İslamiyet’ten çekip alsalar ellerinde geriye ne kalır acaba?
Hadi başladığım gibi bir sözle bitireyim bu haftayı da…
Winston Churchıll der ki: Türkleri savaşarak, asker ve silah kullanarak asla yenemezsiniz. Türklerin sadece din adamlarını ele geçirip, onları kullanın. Din adamları zaten devleti yıkarlar.
***
Malum yarın bayram. Kestiğiniz kurbanları öyle paket paket yapıp derin dondurucularınızda istiflemeyin! Bulun buluşturun gerçek ihtiyaç sahiplerine verin. Verin ki Allah’ta size daha çok versin. Bir kilo az et yemekle sizden bir şey eksilmez. Ama o yürekten verdiğiniz fazladan et ile ihtiyaç sahibine her anlamda çok şey katabilirsiniz. Paylaşmayı ibadetten sayın. Ve bunu sadece “Etten “ ibaret saymayın. Maddi olarak da bunu yapın. Bayramdan bayrama bolluk, bereket görenlerin var olduğunu unutmayın. Hatta bu paylaşımı sürekli yapın. Bir “ Kurban Bayramında ” diğer hayvanlardan bahsetmek biraz absürt oluyor ama olsun… Onları da unutmayın. Onlarında karnını doyurun. Herkes mutlu olsun. İyilik yaptıkça da siz mutlu olun. Ne verirsen elinle, o gelir seninle… Bunu hayat felsefesi yapın. Düsturunuz olsun.
İbadetlerinizin kabul olması dileğimle iyi bayramlar diliyorum.