KANDIRILDIK!
Uzun bir aradan sonra yeniden beraberiz. Özlemişim. Köşemi, yazılarıma büyük ilgi gösteren okurlarımı ve sizlerden gelen birbirinden ilginç yorumları. Önce yanıt vereyim; neden bu kadar zaman köşe yazılarıma ara verdim? Hemen söyleyeyim; ilk şiir kitab
''halkı yönetenlerin, hırsları kinleri ve ihtirasları devam ettikçe, bir gün o devlet parçalanmaya mahkûmdur'' diyor. Dante'nin 700 yıl önce söylediği bu sözler, dilerim şimdi bizim ülkemizde yaşanıyor olmasın...
Atatürk devrimleriyle üstesinden gelindiğini sandığımız ve yeniden hortlatılan bu Efendi-kul kültürüne topyekûn karşı çıkmalıyız. Nitekim bir şeriat toplumu olma yolunda hızla ilerliyoruz.
Başbakan; “Tek dil, tek bayrak, tek din, tek devlet” demişti. Erdoğan’ın en son beyanı: “Tek dil ve tek dine hayır diyoruz”
Tek dili, tek bayrağı, tek vatanı ve andımızı yok ettiler.
Türkiye’de artık tartışılmaz en büyük gerçek, Türklüğü ortadan kaldırmak için seferberlik başlatılmıştır. Türklüğe karşı yapılan her türlü faaliyetin sponsorları yine devlet ihaleleri ile ayakta duran ve ya tutulan zümrelerdir.
Değişim dedikleri şey bu herhalde.
Ülkede vatan ve millet hassasiyeti olan kişi ve grupları susturmak, sindirmek, korkutmak için ellerindeki bütün imkânları, bürokrasiyi, polisi, istihbaratı devreye koyuyorlar. AKP bürokrasinin “Ne mutlu Türküm diyene” yazılarının kaldırması da, kamu kurumlarından “TC“ ibaresinin kaldırması da, “milliyetçiliği ayaklarımın altına alıyorum“söylemleri de hep bu stratejinin eseridir.
Siyasi görüşü ne olursa olsun, hangi ideolojik gruba mensup olursa olsun, “Ne Mutlu Türküm Diyene” ifadesiyle taçlandırdığımız andımıza tüm milletimizin sahip çıkması lazım. Türk’üz ve Elhamdülillah Müslüman’ız ama şimdi milli kimliğimiz Türklüğümüze sahip çıkmamız gerekiyor.
AKP iktidarı boyunca Türklük her cepheden saldırı görmüştür maalesef. Ve son olarak BOP Eşbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile öğle yemeği yiyen Avrupa Direktörü Gross; "Bana anayasanın ilk 3 maddesi gibi Türklük vurgusu yapan maddelere artık ihtiyaç kalmadığını söyledi" diyerek bugünkü iktidarın Cumhuriyet e olan alerjisini deşifre etmiştir.
Recep Tayyip Erdoğan'ın artık gerek kalmadı dediği şu üç maddeye bakar mısınız lütfen.
Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili
Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı "İstiklal Marşı"dır. Başkenti Ankara'dır.
Recep Tayyip Erdoğan bu maddelerin içeriğinden neden rahatsızdır?
Mensubu olduğu BOP Eşbaşkanlığı görevi mi, yoksa nedir bu Türk düşmanlığı? Buna bir açıklık getirmelidir.
Zaten Emperyalistlerin en belirgin özelliğidir, bir ülkede dini veya dili yok etmek istiyorsan aynı dinden ve aynı dilden maşa kullanırlar ki inandırıcı olsun.
AKP, Cumhuriyeti ve Atatürk Türkiye’sini yıkacağını, yerine şeriatçı bir İslam Federe Cumhuriyeti kuracağını sanıyor ve bu alanda epey yol aldığı, epey yol kat ettiği bir gerçektir. Bunu inkâr edemeyiz zaten.
Ama bilinmesi gereken bir gerçek daha vardır: Ne kadar yol alırsa alsınlar, yine de son söz Türk milletinin olacaktır. Son sözü Türk Milleti söyleyecektir.
Atatürk’ün temelini attığı laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyetini yıkmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Atatürk devrimleri ile özgürlüğü tatmış, ışığı, aydınlığı görmüş bir ulusuz biz. Bizi yeniden karanlığa gömecek yönetim şekline karşıyız. Zira bir ulus olabilmek için 90 yıl mücadele verdik.
Bu özgürlüğü 90 yıl önce tattık. 90 yıl uğraş verdik bu uğurda.
Türk milleti Türklüğüne ve Cumhuriyetine sahip çıkacak, Türklüğü ve Cumhuriyeti hedef alanlardan hesap soracaktır. Gelecek seçimlerde bunun izlerini görüyorum.
Cumhuriyetimize bağlılığımızı, sevgimizi, Atatürk devrimleriyle aydınlanan yolumuzu dosta düşmana göstermenin günü 29 Ekim Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun.
Saygılarımla...