Geçenlerde Acil Servislere başvuran hastaları incelemişler, ilk on hastalık “alt solunum yolu hastalıkları” çıkmış. Yıllarca biz yanlış biliyoruz demek ki, Karadeniz’de en sık görülen hastalık “kanser” değilmiş. Yıllarca bizi Çernobil, atık variller falan korkuttular ama yöremiz gelinen noktada cereyandan gidiyor, tek derdimiz solunum!
Şaka bir tarafa bence yanlış bir istatistik neticesi bu, yöre bildiğimiz kanserle uğraşıyor. Bende yıllardır kanserin “kolon” bölümü ile uğraştığımdan iyi biliyorum ki kime rastlıyorsam kendisi ve en yakını kanser.
Diyeceksiniz ki, en çok görülen vakalar arasında niye kanser çıkmıyor? Çıkmaz, çünkü hastaneye girişte ve çıkışta, hatta ölüm vakalarında bile “kanser” ibaresi çok az görülüyor. Genelde “böbrek yetmezliği”, “organ yetmezliği” gibi neticelerle çıkış yapıldığı için yöremizde kanser vakaları nerede ise sıfırlandı.
Bir de hastanelerin Onkoloji servislerini dolanın görürsünüz yoğunluğu.
Rahmetli Volkan (Konak) şöyle demişti bir keresinde, “mezarlığa gidince kimin başında dua edeceğimi şaşırıyorum, birine önce gitsem öteki alınacak…” Kazım’a (Koyuncu) en büyük korkusunu sormuşlardı “kanser” cevabını vermişti, başına geleceklerden haberdar gibi. Yıllardır önleyici hiçbir şeyin yapılmadığı Karadeniz yöresinde, şimdi kayıtları siliyorlar. Siliyorlar diyorum çünkü bilerek ve isteyerek “kanser” ibaresini sağlık kayıtlarına yazmıyorlar…
Devletin istediği şekilde yaşayıp gidiyorum, hayırlısı ile…
BİYOLOJİK ARITMA’DA OLUMLU ADIM…
Bayramın ilk günü Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve Devlet Su İşleri (DSİ) arasında önemli bir imza atıldı. Yapılan protokolle, Ortahisar ve Yomra ilçelerini de kapsayan atıksu altyapı projelerinin hazırlık süreci resmen başladı.
Daha temiz bir çevre için olumlu adım.
DSİ’nin yürütücülüğünde bu işlerin oluşturulması da daha olumlu bence. Bizim dönemde o kadar ısrarlı istememize rağmen, özellikle dolu kolektörlerin temizlenmesi konusunda, DSİ bize yanaşmamıştı. Elbette mevcut iktidardan yana değildik.
Neyse, o ayrı bir konu hatta bu sözleşme/anlaşma yapılırken kapsama alanı içindeki Ortahisar ve Yomra Belediyeleri niye imza töreninde yok, onu da değerlendirilmesini siyasilere bırakıyorum. Ben işin çevresel yönünü, sürdürülebilirlik esasını değerlendiriyorum.
Anlaşmadan anlıyoruz ki, proje atıksu ile ilgili. Katı atık ve toprak kirliliğini kapsamıyor.
Trabzon önündeki derin deşarj sisteminin de bu sayede çözüme kavuşturacağını umuyorum.
Bekleyip göreceğiz…
YORGUN MERMİ DERSİ…
Bayram günü Akçaabat ilçemizde yorgun mermi bir evin tavanını delmiş.
Yorgun falan değil bunlar, bildiğin havaya sıkılan kurşun.
Araştırayım dedim, “2000-2012 yılları arasında Türkiye’de 65 adet bu tip yaralanma tespit edildi ve bunların 27 tanesinin ölümle sonuçlandığı anlaşıldı” deniyor. 27 ölüm…
Yorgun falan hikâye, gayet ciddi bir olay bence. Yörede havaya sıkmak bir gelenek, düğün der sıkar, asker uğurlama der sıkar, Trabzonspor galip gelir sıkar bizimkiler.
Ama işin birde yorgun olmayan yönü var.
Havaya ateş etmek bir canlıyı öldürmek ya da sakat bırakmak ile aynı potansiyeli taşıdığını bizim yöre iyi bilmesi gerekir. Hatta “cana gelmiyorsa mala zarar verir” düşüncesinin yerleşmesi lazım yöreye.
Ben bir adım daha öteye atıp, devlet babanın silah ruhsatı almak isteyen herkese “Yorgun Mermi” dersini zorla aldırtmasını istiyorum. Gerçi bu olaylarda çoğunluğu ruhsatsız silah kaynaklı ama olsun silah disiplini diye bir şey vardır.
Düğün sebebiyle ya da mesela maç kazanıldığında ateş ederek kutlama yapıldığını zanneden öküzlerin silahından çıkan mermi gökyüzüne çıktıktan sonra yere doğru hızla düştüğünü ve isabet ettiği kişiyi öldürebileceğini öğrenmeleri lazım.
Yapmayın, tükettiniz bizi…
SOSYAL RİSK BÖLGESİ TRABZON
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Türkiye genelinde sosyal riskleri önceden tespit etmek amacı ile 11 kentte risk haritasını tamamlamış, toplam 35 kent kapsama alanında imiş biri de Trabzon.
Bakanlık tarafından hazırlanıp basına sunulan haber bülteninden anlıyoruz ki bu hamle “Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ın talimatı ile” hayata geçirilmiş! Gülmeyin, bakanlıktan basına verilen metinde aynen öyle diyor. Buradan anlıyoruz ki, bu bakanlığa bağlı personel boş boş oturuyor bulmaca çözüyorlardı, birden Bakan Hanım talimat verdi bunlarda işe giriştiler. Arkadaşım, sizin göreviniz ne, göreviniz? Bakan Hanım talimat vermese öyle mal gibi yatıyor muydunuz? (mallardan özür dilerim)
Sosyal risk, sosyal güvenliğin konusunu oluşturur. Temelde İLO’nun 102 nolu sözleşmesi ile de uluslararası bağı kurulur.
İşiniz bu, işiniz. Yağ çekmek için “Bakan Hanım talimatı ile” demek ne? Gerçi Bakan Hanım da bir göreve başlarken “Cumhurbaşkanımızın talimatları ile” başlıyor.
Balık baştan kokuyor, devlet hiyerarşisinin de içini boşalttınız vesselam…
VARİL DÜŞÜYOR, BİZ ZAM YAPIYORUZ!
Dünyadaki Brent petrolün varil fiyatı 108,5 dolardan, an itibari ile 97 dolara düşüyor ama biz mazota 6,58 benzine de 92 kuruş zam yapıyoruz!
Eşel mobil de bitmiş, yani bir kısmı hazineden karşılanıyordu, artık değil.
Arabaya bir litre yakıt artık 80 liraya dayandı, bir arkadaşım uluslararası hava şirketinde akaryakıt ikmalleri ile ilgili çalışıyor “İran-ABD savaşı 10 gün daha devam etsin iflas ediyoruz” demişti. Demek ki doğru imiş…
Benim anlamadığım, dünya da petrol düşüyor bize bu zam olarak niye yansıyor!
Uçan birçok şey görmüşlüğüm var ama yakıtın (özellikle mazotun) bu kadar uçabildiğine ilk kez şahit oluyorum. Bu konuyu sadece akaryakıt zammı olarak görmeyin dostlar, akaryakıta zam nakliyeye zam demektir, çiftçinin traktörünün yakıtına zam demektir, elektrik üretimine zam demektir. Kısaca akaryakıta zam her şeye zam demektir.
Az kaldı dayanın, bir gece bakarsınız 81 Düzce 82 Mazot…
MEZAR ZİYARETİ ÇİLESİ…
Aile büyüklerim Sülüklü Mezarlığı’nda, her bayram aynı sıkıntıyı yaşıyoruz.
Bu bayram daha büyük sıkıntı yaşadık, niye? Çünkü iyi kötü mezarlık duvar kenarlarına araç park edebiliyorduk. Birden Büyükşehir Belediyesi “hizmet” adı altında kaldırımları yükseltti!
Sülüklü mezarlığı karşısında 10-15 araçlık bir otopark var, yetiyor zannediyor bu kafalar.
Ne biçim bir kentte yaşıyoruz anlamadık gitti, 20 sene sonrasını düşünen bir yöneticiye rastlamadık arkadaş.
Geçen gün Boztepe Ahi Evren Camiinde bir cenazeye gittim otomobile otopark bulmak için yüzlerce metre gittim. Mezarlık da aynı yerde Boztepe’de, bir keşmekeşlik sormayın.
Dirisi ayrı dert Trabzon’da yaşamak, ölüsüne saygı başka dert…
TURİZMDE TULUMBA BATTI…
Geliyor gelmekte olan dedik, geldi.
Karadeniz’deki Arap turizm furyası ne yazık ki bitme noktasında, elbette savaş dolayısı ile.
Yaz sezonu için rezervasyon iptalleri başlamış.
Geçen gün bir otel işletmecisi ile konuşuyorduk, güya Dubai’den kaçanlar gelecekti Türkiye’ye…
Bir de baktık, tam tersi oldu, Araplar rezervasyon iptaline gitti.
Şimdi sormak lazım yaz tatilini Yunanistan’da yapan Turizm Bakanına “No’lu arkadaş? Nedir bu rezervasyon iptalleri davası? Tulumba bitti mi?”…
NEREDEN BULDUN YASASI, NEREDE?
Elbette AKP eli ile kaldırıldı bu yasa, biliyoruz niye kaldırıldığını.
Hâlbuki bir ülkede maaşını milletin vergilerinden alan memur, bürokrat, milletvekili, bakan, cumhurbaşkanı her kim olursa olsun mal varlığı sorgulanabilmeli, en temel şey aslında.
Ben bir adım daha ilerisini herkesin sorgulanması gerektiğine inanan biriyim, nereden nasıl yaptın bu serveti denildiğinde çıkıp servet açıklanabilmeli. Lakin bunu kime diyorum, bu memlekette parayı nereden getirirsen getir diye bir yasa da çıkarılmıştı. Boşa diyorum yani.
Hafta başı yazmıştım, yazımın başlığı “tapu savaşları” idi. Şimdi tarafsız Sabah Gazetesindeki haberden de anlıyoruz ki, tapu kayıtlarını veren devlet personeli Fetöcü!
Bırakın Fetö’yü falan arkadaş, biri çıksın 2024 yılında aylık 2 milyon taksitle ev nasıl alıyor bir savcı onu açıklayın. Hatta bunun belgesini Özgür Özel açıklamadı, bizzat satışı yapan inşaat firması açıkladı!
Aklımızla dalga geçmeyin…
Ülkeyi öyle bir hale getirdiniz ki, adamın nasıl bu malları elde ettiği ve bunun sorgulanması değil bunu sorgulayanlar konuşuluyor. Başka ülkede böyle şeyler olsa bırak bakanı komple hükümet istifa eder ama burada ne olursan ol ne yazık ki rezil olamıyorsun yandaş basın sayesinde…