Mektup Galeri

Karadeniz’de Doğa Canlanıyor

Değerli Okurlar, Her pazartesi günü bu köşede sizlerin sesi olmak, şehrimizin nabzını birlikte tutmak bizim için bir gurur. Bu hafta, Trabzon’umuz ve tüm Karadeniz bölgesi için yılın en dinamik, en heyecanlı döneminin kapısını aralıyoruz:

Abone Ol

Turizm Sezonu. Yeşilin bin bir tonuyla bezenmiş yaylalarımız, asırlık tarihe tanıklık eden Sümela’mız, dalga sesleriyle yankılanan sahillerimiz ve dillere destan misafirperverliğimizle bir kez daha dünyanın dört bir yanından gelecek misafirlerimizi ağırlamaya hazırız.

UÇAK SEFERLERİ BAŞLIYOR

Sevgili okurlar, Turizm, bizim için sadece ekonomik bir hareketlilik değil; kültürümüzü, sıcaklığımızı ve kadim tarihimizi dünyaya anlatma fırsatıdır. Ancak başarılı bir turizm sezonu geçirmek, sadece otellerin, restoranların ya da seyahat acentelerinin sorumluluğu değildir. Bu, şehir olarak hepimizin ortak sınavıdır. Esnafımızın adil fiyat politikası ve güler yüzü, Taksicimizin, dolmuşçumuzun sabrı ve nezaketi, Hemşerilerimizin sokakta, meydanda gösterdiği o meşhur Karadeniz misafirperverliği, bu şehirden ayrılan her turistin arkasında bırakacağı intibayı belirler. Unutmayalım ki, en etkili reklam kulaktan kulağa yayılan memnuniyettir. Şehrimize gelen her misafir, Trabzon’un birer kültür elçisi olarak memleketine dönmelidir. Elbette bu süreçte yerel yönetimlere ve denetim mekanizmalarına da büyük iş düşüyor. Fırsatçılığın önüne geçilmesi, çevre temizliğine azami özen gösterilmesi ve trafik yoğunluğunun doğru yönetilmesi, sezonun baltalanmaması adına hayati önem taşımaktadır.

TAKA OLARAK SAHADAYIZ

Kıymetli TAKA Okurları, TAKA Gazetesi olarak bizler de sezon boyunca sahadaki gözünüz ve kulağınız olmaya, hem eksikleri yapıcı bir dille aktarmaya hem de başarıları alkışlamaya devam edeceğiz. Gelin, bu turizm sezonunda hem bölgemizin değerini yukarı taşıyalım hem de Trabzon adını kalitenin ve huzurun adresi olarak hafızalara kazıyalım. Bereketli, huzurlu ve tüm şehrimizin yüzünü güldürecek harika bir turizm sezonu geçirmek dileğiyle...

BAŞKANIN HASSASİYETİ

Sevgili Karadenizliler, Geçtiğimiz günlerde adliye koridorlarında, gergin ve resmi bir duruşma atmosferinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık arasında geçen bir diyaloğu haberlerimize taşıdık. Silivri Cezaevinde memleket hasreti çeken İmamoğlu, duruşmada Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık’ı görünce sevinir. Bir ara Bıyık’a döner ve içindeki o hiç sönmeyen Karadeniz özlemini şu sözlerle dile getirir: "Trabzon’a gittiğinde benim için yaylaya çık. Komar çiçeği topla bana getir..."

DUMANLI DAĞLAR

Komar çiçeği; sadece, sarının, morun ve pembenin en güzel tonu değildir bizim için. O, mayıs ve haziranda yaylalarımızın uyanışıdır. Sisin, dumanın, özgürlüğün ve çocukluğumuzun kokusudur. Bu içten talebi alan Mustafa Bıyık, İstanbul’daki duruşmanın ardından Trabzon’a döndü. Şehrin karmaşasından çıkar çıkmaz, ayağının tozuyla soluğu Yomra’nın o dumanlı, muazzam yaylalarında aldı. Siyasetçi kimliğini bir kenara bırakıp dalından, toprağından, o asil mor komar çiçeklerini elleriyle tek tek topladı. Ve o çiçekler, hiç vakit kaybedilmeden, solup gitmeden adliyeye, o resmi duruşma salonuna ulaştırıldı. Bu hikaye bize, makamlar ne kadar büyük, salonlar ne kadar resmi, siyaset ne kadar gergin olursa olsun; bu toprakların insanını birbirine bağlayan şeyin ortak aidiyetimiz, kültürümüz ve çocukluk hafızamız olduğunu gösteriyor.

MESAFELER ENGEL DEĞİL

Kıymetli Okurlar, Bir komar çiçeği, binlerce kilometrelik mesafeleri sıfırlayabiliyor; bir belediye başkanını koşa koşa yaylaya çıkarıp, bir diğerinin yüzünde çocuksu bir tebessüme dönüşebiliyor. Karadenizli olmak tam da budur işte. Nerede olursanız olun, içinizdeki o "yayla dumanını" ve komar çiçeğinin kokusunu asla unutmamaktır. Vefayı, samimiyeti ve memleket aşkını her şeyin üzerinde tutmaktır. Yaylalarımızın çiçeği, birliğimizin ve kardeşliğimizin kokusu hiç eksilmesin.

SADECE MONTELLA MI?

Türk Milli takımının ABD’de hayal kırıklığı yaratmasının tek sorumlusu Teknik Direktör Montella değildir. Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’tan aşağıya doğru, TFF yönetimi dahil sorgulanmalı ve özeleştiriler yapılmalıdır. Türkiye en önemli moral kaynaklarından birisi olan Türk milli futbol takımının turnuva öncesinde etkili olamayacağını TAKA Gazetesi’nin yazarları duayen futbol adamı Servet Özkara ve Yusuf Turgut yazdılar. Santrafor demek sadece gol atan futbolcu değildir, santrafor rakip savunmayı bozan adamdır. Ayrıca ısırmayan, temaslı oyun oynayamayan bir mili takım kupaya katılır ama gruplardan çıkamaz, Dünya kupası seviyesinde kalamaz. Herkes durum değerlendirmesini yapsın ve fatura yanlış adrese kesilmesin!

MUTLU HAFTALAR; TAKA