Trafik Sigortasında Yeni Dönem Başlıyor
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından hazırlanan düzenlemeyle, trafik kazası sonrası hak sahiplerinin değer kaybı taleplerinde bürokratik süreçlerin azaltılması hedefleniyor. Yeni uygulamada, hasar onarımı için sigorta şirketine başvuran kişi ayrıca dilekçe vermeden değer kaybı talebinde bulunmuş sayılacak. Orijinal ve eşdeğer parça kullanımı kurallara bağlanırken, ağır hasarlı araçlar için trafikten çekilme belgesi zorunlu hale gelecek. Kaza yerini mazeretsiz terk eden sürücülere yönelik rücu hakkı da genişletilecek.
Trafik sigortasında 1 Temmuz’da yeni dönem
Zorunlu trafik sigortasında yapılacak değişiklikler, 1 Temmuz 2026 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek. Resmi Gazete’de yayımlanan düzenleme, sigorta şirketleri ile hak sahipleri arasında yaşanan hasar tespiti, tazminat ödemesi ve onarım süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Yeni kuralların amacı, kazadan sonra yaşanan belirsizlikleri azaltmak, işlemleri daha düzenli hale getirmek ve hak sahiplerinin sürece daha kolay erişmesini sağlamak olacak. Özellikle değer kaybı başvuruları, onarımda kullanılacak parçalar, ağır hasarlı araçların durumu ve dijital bildirim kanalları yeni düzenlemenin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
Değer kaybı başvuruları otomatik hale gelecek
Yeni dönemin en dikkat çeken değişikliklerinden biri araç değer kaybı tazminatlarında yaşanacak. Trafik kazasının ardından hasar onarımı için sigorta şirketine başvuran hak sahipleri, artık ek bir beyan ya da dilekçe vermeden değer kaybı talebinde bulunmuş kabul edilecek. Böylece değer kaybı için ayrıca başvuru yapılması zorunluluğu ortadan kalkacak. Görevlendirilen sigorta eksperi, hazırlayacağı hasar raporunda araçta oluşan değer kaybı tutarını da hesaplayarak ayrıca belirtecek. Bu düzenleme, kazadan sonra hak sahiplerinin takip etmesi gereken işlemleri azaltmayı hedefliyor.
Sigorta şirketlerine bildirim yükümlülüğü geliyor
Değer kaybı sürecinde sigorta şirketlerine de yeni yükümlülük getiriliyor. Eksper raporunun sigorta şirketine ulaşmasının ardından şirketler, hesaplanan değer kaybı tutarını hak sahibine ilk iş günü içinde bildirmek zorunda olacak. Bu adım, hak sahiplerinin süreçten daha hızlı haberdar edilmesini sağlayacak. Mevcut uygulamada değer kaybı talepleri zaman zaman ek başvuru, belge ve takip gerektirdiği için vatandaşlar açısından karmaşık hale gelebiliyordu. Yeni düzenlemeyle bu sürecin daha şeffaf ve otomatik ilerlemesi amaçlanıyor.
Orijinal ve eşdeğer parça kullanımı netleşiyor
Araç onarımlarında kullanılacak yedek parçalara ilişkin kurallar da yeniden düzenlendi. Hasar gören orijinal parçanın tamiri mümkün değilse öncelikle orijinal yedek parça ile değişim yapılacak. Orijinal parçanın temin edilememesi ya da araç sahibinin yazılı onay vermesi durumunda eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça takılabilecek. Kazadan önce aracın üzerindeki parça orijinal değilse, öncelik yeniden kullanılabilir veya eşdeğer parçaya verilecek. Bu seçeneklerin bulunmaması halinde orijinal parça kullanılabilecek. Eşdeğer parçanın uygunluğunu ispat yükümlülüğü ise sigorta şirketinde olacak.
Tazminatta değer artışı kesintisi yapılamayacak
Yeni düzenleme, onarım sırasında kullanılan parçaların araç değerine etkisiyle ilgili önemli bir hüküm de içeriyor. Onarımda kullanılan parçalar nedeniyle araçta piyasa değer artışı oluşması durumunda, sigorta şirketleri bu artış farkını ödenecek tazminat tutarından düşemeyecek. Bu madde, hasar sonrası onarım sürecinde hak sahiplerinin tazminat alacaklarının korunması açısından önemli görülüyor. Parça değişimi nedeniyle ortaya çıkabilecek değer artışı bahanesiyle tazminattan kesinti yapılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Böylece onarım ve ödeme süreçlerinde daha net bir standart oluşacak.
Ağır hasarlı araçlara belge şartı
Ağır hasarlı araçlarla ilgili düzenleme de yeni dönemin önemli başlıklarından biri oldu. Eksper raporuna göre ağır hasarlı olduğu belirlenen araçlar için sigorta şirketlerinin tazminat ödemesi yapabilmesi, aracın trafikten çekildiğini gösteren belgeye bağlı olacak. Bu kapsamda tescil amirliğince verilen “trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesinin ibraz edilmesi gerekecek. Belge sunulmadan tazminat ödemesi yapılmayacak. Bu uygulamayla ağır hasarlı araçların yeniden trafiğe çıkması ve olası suistimallerin önlenmesi amaçlanıyor.
Kaza yerini terk edenlere rücu genişliyor
Yeni düzenlemeyle kaza yerini geçerli bir mazeret olmadan terk eden sürücülere yönelik sigorta şirketlerinin rücu hakkı da genişletiliyor. Can güvenliği tehdidi, yaralıların hastaneye nakli gibi zorunlu durumlar dışında kaza yerini terk eden ya da alkol raporu ve kaza tespit tutanağı gibi belgelerin düzenlenmesini engelleyen sürücüler için yeni yaptırımlar uygulanabilecek. Bu durumda sigorta şirketleri, hak sahibine ödediği tazminatın tamamını kendi sigortalısından, yani kusurlu sürücüden rücu yoluyla tahsil edebilecek. Bu düzenleme, kaza sonrası belge ve tespit süreçlerinin sağlıklı yürütülmesi açısından önem taşıyor.
Dijital bildirim kanalları resmileşiyor
Trafik sigortası süreçlerinde dijital bildirim altyapısı da yeni dönemde devreye alınacak. Mevzuata eklenen “kalıcı veri saklayıcısı” tanımıyla birlikte SMS, e-posta, mobil uygulamalar, e-Devlet kapısı ve Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi entegrasyonları resmi bildirim araçları arasında kabul edilecek. Böylece sigorta şirketleri ile hak sahipleri arasındaki iletişimde dijital kanallar hukuki bildirim aracı olarak kullanılabilecek. Bu adım, işlemlerin daha hızlı yürütülmesini ve tarafların süreçleri daha kolay takip etmesini sağlayacak.