Kemiği De Senin!

Sevgili Okurlar, Zaman, zaman, Sivil toplum örgütleri ne yapıyor diye sorarız. Üstlendiği sorumluluğun bilincinde olanlar çok şey yapıyorlar.

Abone Ol

Trabzon Belediye eski Başkanı ve Trabzon milletvekili Asım Aykan’ın kurduğu Anadolu Eğitim ve İrfan Derneği (ANADER) de Sosyal Medya kirliliğinden kendine sorumluluk çıkardı.

Dernek 2-3 aydır güzel proje ve programlara imza atıyor.

‘Sosyal Medya gerçekleri’ projesi 21 okulda gazeteci ve akademisyenleri öğrencilerle buluşturdu.

Araklı’da Meslek Yüksek Okulunda başladı ve devam ediyorlar. Son konuşmacı da TAKA Gazetesi’nin Genel Müdürü Zihni Ağırman olacak.

Bana düşen Tevfik Serdar Anadolu Lisesindeki konferans idi.

Sabah erkenden okula gittim. Tevfik Serdar bana yabancı değil. Okulun yapılış sürecini biliyorum. Oğlum Kerim Metehan da oradan mezun olmuştu.

Bizi kıymetli Müdür Abdullah Boğoçlu ve müdür yardımcıları karşıladı.

Rehber öğretmenler salonu hazırladı ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı vekili Ahmet Yüksel Gülay da geldikten sonra programa indik.

80 kişilik öğrenci grubuna karşı konuşmak çok kolay değil.

Önce ANADER Genel Sekreteri Havva Yetimoğlu Demir projenin içeriğini aktardı.

Bende yanıma, soysal medyayı iyi bilen, Trabzon basınının en hızlı habercisi Bahattin Baştürk’ü aldım.

Öğrencilerin soruları karşısında sıkışırsam cevap verir diye! Sağ olsun işimi de kolaylaştırdı.

Gençlere, hem hazırladığım konuşmamla, hem de sosyal medya gerçekleri ve rakamlarla mesajlar vermeye çalıştım.

Altını çizerek şunu söyledim:

‘Sosyal Medya kullanın, kullanmayın desek de kullanacaksınız. Ama ne olur, eğitiminizi aksatmayın. Liseyi bitirirken iyi derece bir yabancı lisanınız olsun, Üniversiteyi bitirirken de ikincisini ekleyin. Yurtdışına gidecekseniz iki yabancı dilinizden birini geliştirin.’

Devam ettim: ‘Sevgili öğrenciler, iş aslanın ağzında, aynı zamanda tavşanın da elinde. Tavşandan bu işi almak kolay. Çok çalışacaksınız. Fark yaratacaksınız. CV’niz güçlü olacak. Eğer Belediyelerden, Özel hastanelerden, Çağrı Merkezlerinden masa başı iş ararsanız onu da bulamazsınız.”

Kendimden örnek verdim. “Liseyi bitirdik, çok ama çok çalıştık. Haber, Röportaj Ürettik, Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığına kadar gelebildik.”

Güzel bir konferans oldu. Öğrenciler can kulağı ile dinlediler.

Program sonrasında Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Ahmet Yüksel Gülay ile birlikte müdür beyin odasında sohbete geçtik.

Konu döndü dolaştı ve toplumsal yozlaşmalara geldi.

Başkan Gülay velilerin sorumluluğunun büyük olduğunu söyledi Örnek verdi:

’Şalpazarı Geyikli’deniz Babam abimle bizi İmam Hatip için Samsun’a yatılı gönderdi. Orada bize Sütlüce’den Ali Rıza Öztürk abimiz yardımcı oldu. Ara tatile geldiğimde dönerken babam elime bir mektup tutuşturdu ve bu mektubu Ali Rıza’ya ver dedi. Abimle birlikte gittik ve mektubu Ali Rıza abiye verdik. Mektubu açtı, bize de ‘gelin’ dedi ve iki omuzunun arkasına aldı bizi. Mektubu okudu ve babam en sonunda Ali Rıza abimize şöyle diyor: ‘Çocukların eti de senin, kemikleri de senin.”

Abdullah müdür devreye girdi. ‘Amerika’da ve İngiltere’de okullarda dayak bile var. Şiddeti asla tasvip etmiyorum. Bizde veliler bir söze bile tahammül edemiyorlar. Onun için bu sosyal medya ortamında çocukları disipline etmek kolay değil’ ifadelerini kullandı.

Hem Sayın Gülay’ın hem de Abdullah beyin anlatımlarının içinde birçok mesaj var.

En önemlisi de, anne ve baba velilerin çocuklarının velisi olmaktan öte, kölesi olmaya doğru yol alındığı mesajıdır.