Kıyısından dönen bir Trabzonspor hikâyesi

Bir tarafta milyon euroların, yıldız transferlerin, şaşaalı kadroların takımları,

Abone Ol

Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş…

Diğer tarafta ise onların bütçesinin, imkanlarının çok daha altında nerede ise dörtte biri oranında ama yüreğiyle oynayan bir takım,
Trabzonspor.

Kim ne derse desin, bu sezonun başında kimse bu hikâyeyi böyle yazmamıştı.
Hatta dürüst olalım, kimse bu hikâyenin son sayfalarında “Şampiyonluk” kelimesinin geçeceğine ihtimal bile vermemişti.

Çünkü bu sezonun planı başka bir şeydi.
Bu sezon, geleceğin şampiyon takımının temellerini atmaktı.
Sabretmekti.
Beklemekti.
Büyümekti.

Ama futbol dediğimiz şey bazen planları sevmez.
Bazen hesap kitap dinlemez.
Bazen de yüreği olanın tarafına geçer.

İşte o noktada sahneye bir isim çıktı.
Fatih Tekke.

Ne yaptı biliyor musunuz?
En zor olanı yaptı.
Şampiyonluğu hayal ederken, bunu kimseye bağırmadı.
İçinde büyüttü, dışarıda küçülttü.
“Maç maç bakıyoruz” dedi.
Belki de en büyük cümleyi kurdu ama en sade haliyle.

Çünkü o biliyordu,
Bu şehir erken heyecanlanırsa, erken kırılırdı.

Ama o takım,
O oyuncular,
Her maçta biraz daha inandı.
Her mücadelede biraz daha yaklaştı.

Ve bir gün dönüp baktık ki,
Trabzonspor kendini şampiyonluk potasının tam ortasında bulmuş.

İşte asıl kırılma noktası da buydu.
Artık soru değişmişti,
“Olur mu?” değil,
“Neden olmasın?”

Belki de bu hikâyenin en güzel yanı buydu.
İhtimalin kendisiydi.
İnancın son ana kadar diri kalmasıydı.

Evet…
Son virajda, özellikle Başakşehir beraberliğiyle birlikte o ince ip biraz daha gerildi.
Belki koptu, belki de sadece elimizden kaydı.

Ama şu soruyu sormadan geçemiyor insan,
Madem olmayacaktı…
Neden bu kadar “olur gibi” oldu?

Belki de cevabı basit,
Çünkü bu takım, bize sadece sonucu değil, süreci yaşattı.

Tribünlerde yeniden o eski heyecan vardı.
Ekran başında kalp atışları hızlandı.
Şehir yine aynı duyguda buluştu.

Ve belki de en önemlisi,
Herkes yeniden inanmayı hatırladı.

Evet, matematik bazen duyguların önüne geçer.
Evet, tablo her zaman hayallerle örtüşmez.

Ama bazı sezonlar vardır,
Kupayla değil, kalpte bıraktığı izlerle hatırlanır.

Bu da öyle bir sezondu.

Teşekkürler Fatih Tekke,
Teşekkürler Trabzonspor forması için ter dökenler,
Ve en çok da teşekkürler bu hikâyeye inanan o büyük taraftar.

Çünkü bazen kazanmak, kupayı kaldırmak değildir.
Bazen kazanmak,
“Az kalsın” dedirten bir hikâyeyi hep birlikte yaşayabilmektir.