Kıyıya Çekilmek

Okyanusun ortasında yönünü tayin etmeye çalışan yorgun bir gemi hikâyesidir insan hayatı. Durmadan köpüren dalgalar, puslu ufuklar ve derinlerde saklı hayaller.

Abone Ol

Hep bir yere yetişme, bir fırtınayı savuşturma ya da definesi olmayan bir adaya ulaşma telâşı içindeyiz. Bazen, ruhun yelkenleri yırtılır, kürekler ağırlaşır. İşte o an, insanın kendine verebileceği en büyük ödüldür kıyıya çekilmek.

Kıyıya çekilmek, yarışı kaybetmek ya da sahneden çekilmek değildir.

Denizin hırçın tuzundan arınıp, toprağın sabrına sığınmaktır.

İnsan, kendi kıyısına vurduğunda ne kadar çok gereksiz yükü gemisinde taşıdığını farkeder;

O kıyı, kum ve çakıldan ziyâde, bir iç dökme mekânıdır.

Kıyıya çekilen sandal, bir sonraki sefere kadar yıldızları izlemenin tadına varır çünkü.

İnsanın en büyük trajedisi açık denizde kalma zorunluluğu hissetmesidir. Dinlenmeyi yenilgi, durmayı paslanma sanmasıdır. Oysa en gür ağaçlar bile kışın köklerine çekilir; y

Yapraklarını dökerek özüne döner ki, daha gür bir yeşille uyanabilsin baharda.

Kıyıya çekilmek hayallerinle buluşmaktır.

En saf umutlarını yeniden bulmaktır.

Orada ne başkalarının beklentileri vardır ne de daha fazlayı bulma hırsı. Ayaklarının altındaki serin kum ve kalabalıkların ulaşamadığı gökyüzünün sınırsız mavi tavanı.

Deniz kıyıya vuran dalgalarıyla yorgunluğunu anlatır, insan ise suskunluğuyla.

Eğer ki hayatın akıntısı sizi yorduysa, dümeni kırın, hırçın dalgaların arasından çıkın ve kıyıya çekilin. Yaralarınızı tuzlu suyun ovuşturmasına müsama göstermeyin.

En büyük şifa, kendi ellerinizle inşâ ettiğiniz limanınızın içinde saklıdır çünkü.

Sevgili okur!

Sizin kıyınız neresi, ve oraya en son ne zaman uğradınız?

Muhabbetle