“Köprü Altı” Yaşam Alanımız…

Valla başka kentte yaşayamam. Meydan’da “yeni yaşam” alanı yaratmak için her türlü çabayı gösteriyor Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Metin Genç, hayırlara vesile olsun.

Abone Ol

Dört gözle bekliyordun Başkanım, köprü altına “yaşam alanı” alanı düşündünüz ya artık dile bizden ne dilersen…

Ey Allah’ım ya, arkadaş seni bir Allah’ın kulu da uyarmıyor mu? Başkanım köprü altında yaşam alanı mı olur, diye?

Köprü altında peyzaj düzenlemesi yaparsın, güzelleştirme yaparsın anlarım da “yaşam alanı” ne Ahmet Başkan?

Hakikaten güldürdün bizi. Birde basına öyle bir pompalamışlar bunu ki, sorsan Meydan rahatlayacak kent halkı çoluk çocuk koşup oynayacağız, yaşamımıza renk gelecek!

Doğrudur, orada geçmiş dönemlerden gelen bir trafik keşmekeşliği vardı. Dolmuş sistemine neşter vurup orayı kentin meydanındaki kötü görüntüden çekip aldın. O bölgenin rehabilite edilmesi şart ama “yaşam alanı” ne abi?

Ya hakikaten bu işleri anlayan bir kişi yok mu yanında? Demiyorlar mı sana “Başkanım köprü altından yaşam alanı olmaz, düzenleme olur” diye.

Dört gözle bekliyoruz Trabzon Büyükşehir Belediyesinin yeni “yaşam alanı” nı…

Güldürdün bizi Ahmet Başkan, Allah da sizi güldürsün.

Âmin…

BARRACK O İŞLERİ BARRACK

Bu yaşlı müstemleke Valisi bir şeyler söylüyor, bizim ABD’nin her dediğine tuzlukla koşan iktidarımızda seyrediyor.

Monarşi diyor, Osmanlı seviciliği yapıyor, millet sistemi sizin için en hayırlısı diyor, bakın Suriye’ye ne güzel oldu diyor, Suriye’deki hükümeti güçlü ve kudretli diye överken bakın İsrail ile dalaşmıyorlar, onun yerine diyalogu seçiyorlar diyor, diyor da diyor bu pedofili düşkünü ABD’li abi…

Şaşırıyoruz aslında, eskiden bunların BOP’u vardı anlıyorduk dertlerini şimdi ne değişti?

İş büyüdü arkadaşlar, artık küresel kapışmalarla uğraşmak zorunda ABD ve asıl derdi Çin. Çin ile anlaşamıyorsa önüne Türk-Kürt-Arap asker deposunu yığmak istiyor. Yani anlayacağınız ilk Dünya savaşında Almanların ihtiyacı olduğu gibi bir dangalak Osmanlı devlerine ihtiyacı var şimdi ABD’nin.

Onun için Monarşi diyor bu embesil.

İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı çıkan ve bunun bir hak ihlali olduğunu bildiri ile basına sunan Avrupalı Büyükelçileri “emir verdim hepsini ‘istenmeyen adam’ (Persona Non Grata) ilan ediyoruz” diyen yüce Reis tek kelime edemiyor bu pedofili Barrack’a.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde biri çıkıyor ve monarşiyi övüyor, açık açık Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı yapıyor.

Normal bir ülkede bunu hemen anasının evine gönderirler ama Reis ve AKP cenahı suskun…

Susun bakalım, 3 Kasım seçimlerinde bu sarı sığır kaybedince sizin de göreceğiz suskunluğunuzu…

Kasım’a kadar ya sabır…

6 SENE OLDU HARUN ABİ…

Koca bir 6 yıl, rahmetin bol olsun.

TAKA Gazetemize onunla başlamıştık, aynı gün çalışmaya. İlk Yazı İşleri Müdürümdü. Önce haftalık başlamıştık, sonra iki üç derken her gün yazmaya devam ettik TAKA’da. Hergün olunca mesainin büyük bir bölümünü de gazetede geçirmeye başlamıştık.

Her gün özel sohbetimiz, her gün özel karikatürümüz vardı Harun Abi ile.

Her gün kaleme aldığım “Galaylı Gazan” köşeme onun özel karikatürlerini koyardım. Konu başlığını ben seçer ona götürürdüm. Mesela bugün ana yazım “Köprü Altı Yaşam Alanımız”, konuyu Harun Abiye aktarırdım dakikalar sonra konu ile ilgili karikatürü masamda olurdu.

Çok naif, çok hassas bir kişiliğe sahipti Harun Abi.

Çok kızgın bir gününde olursun, beline silahını (kalemini) alır masanın yanında koltukta oturursun. Onun tatlı dilinden sonra belindeki (elindeki) silahı çıkarır masaya koyarsın, “al sen beni vur” diye…

Çok anımız, çok yaşanmışlığımız var Harun Abi ile.

Çok erken bıraktın bizi Harun Abi, 6 yıldır yerin dolmuyor.

Rahmet ve dua ile…

GÜLİSTAN DOKU’NUN ÖĞRETTİKLERİ…

Nasıl bir noktaya getirdi ve bize neyi gösterdi bu kızın ortadan kayboluşu?

Ben diyorum ki, bu konu sadece genç bir kadının akıbetinin öğrenilmesi değildir 6 sene sonra ortaya çıkanlar. Ülkedeki mülki amir ile kolluk kuvvetlerinin iç içe geçtiği bir yapının adaleti nasıl felç edebildiğini gözler önüne sermiştir. İsteyen istediği dersi alabilir.

Bir ülke toplumu nasıl bu kadar kötüler üretti?

Acaba diyorum “iyi sandığımız insanların çoğu; eline fırsat geçmemiş kötülerdir” sözü hala geçerli mi?

Ve diyorum ki, bu kadar çok kamu görevlisinin yer alması bunun bir çeteleşme olduğunu kanıtlıyor. Bu çetenin de tek mağduru Gülistan Doku olduğuna inanmıyorum. Çeşitli kentlerden gelen, sahipsiz olduğu düşünülen, ardının aranmayacağına inanılan kızları hedef alıp pazarlamaya çalışan, devletin gücünü ardına aldığı için sıyrılabileceğine inanan bir zümre, bir çete oluşumu görüyorum ben burada. Tunceli’ye de özgü bir çeteleşme olduğunu kabul etmiyorum. Olaydaki adı geçen bu kadar insanı fire vermeden İçişleri Bakanı’nın bilgisi olmadan bu kadar sistematik bir kötülüğün içine asla çekemezsin. Belli ki daha önce de uygulanmış bazı teknikler Gülistan Doku cinayetinde de uygulanmış.

Affet bizi Gülistan affet, seni koruyamadık.

Çok üzgünüm, umarım huzurlusundur gittiğin yerde.

Savcı Hanım, tarih sizi de unutmayacak.

Desteklerimiz sizinle…

OKULLAR TOPLUMSAL GÜVENLİK MESELESİ, İMİŞ…

Öyle diyor Destici abi.

Trabzon teşkilatının kongresine gelmiş bu abi ve kükremiş durmuş.

BBP İl Kongresi ama resmen AKP gövde gösterisi.

AKP İl Başkanı Sezgin Mumcu kongrede, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç kongrede.

Sivas Belediyesi aracılığı ile başlattıkları “okullarda özel güvenlik” uygulamasının derhal tüm Türkiye’de başlatılmasını istemiş. 9 maddelik bir kurtuluş reçetesi önermiş, 9 ışık teorisine ithaf ederek.

Meclis niye çalışmıyor bu konuda demiş birde!

600 vekilin 200’ü bile meclise gelmiyor, demiş Mustafa abi. Yasalar çıkmıyormuş ve bunu milletin vicdanına havale etmiş.

Şimdi bu Destici abi, bilindiği gibi Nasrettin Hoca’nın köylüsü Sivrihisarlı.

Ya Ağam bizimle niye dalga geçiyorsun, bak hemen yanında oturan AKP İl Başkanı Mumcu var. Ona sorsana, niye iktidar milletvekillerinin çoğu niye meclis toplantılarına katılmıyor? Biz nereden bilelim ne yaptıklarını?

Fıkra bu kadar, iyi seyirler aziz vatanım.

Balık önemli balık, içinde fosfor var…

AHMET KAYA’YI DİNLERKEN…

Kaya dün basın toplantısı yaptı, hasbelkader beni de çağırmışlar kalktım gittim.

Daha sonraki yazılarımda Ortahisar Belediyesinin CHP yönetimindeki ilk iki senesini değerlendireceğim ama bugün iki konuya değinmek istiyorum.

İki saate yakın yaptıklarını ve yapacaklarını anlatan Ortahisar Belediyesi Başkanı Ahmet Kaya’ya ilk gelen soruyu merak ediyorsunuz değil mi?

Merak etmeyin, ilk soru elbette Trabzonspor oldu! Güler misin ağlar mısın ama bizim kendini “gazeteci” gören Trabzonlu arkadaşların tek sorunu Trabzonspor. Gazeteciliğin ve Gazeteciler Cemiyeti’nin Trabzon ile bir önerisi bir paylaşımını göremezsiniz. Varsa yoksa Trabzonspor. Ben bu arkadaşların tümünü “sipor gazatacısı” olarak niteliyorum.

Haksız mıyım?

Ayrıca bir konuya cevapları arasında verdi Kaya, göreve geldiğimizden beri merkezi yönetim belediye borçları için yeni bir “yapılanma” yapmadı ve düşünmüyor!

Sadece CHP’li belediyelerin sorunu değil ama çoğunluğu muhalefette olduğu için AKP hükümeti, belediyeleri kıskaç altında tutmak adına bu adımı atmıyor!

Eeeee Reis silkeleyin deyince silkeleyecekler…

Ne bekliyordunuz ki?

ABD BAŞKANI BUSH VE BİZİM ÖZAL…

Eski yazılarım içinde vardır bu anı, şimdi günün önlem ve anlamına istinaden yeniden kaleme almak istedim.

Vakti zamanında Turgut Özal ABD’ye gitmiş Bush tarafından mükemmel bir biçimde ağırlanmış. Bu kadar şatafatlı ağırlamayı beklemeyen Özal, Bush’a sormuş; “Mr. Prezident, bu zenginliğinizin kaynağı nedir?” diye. Başkan Bush girmiş Özal’ın koluna oval ofise götürmüş. Pencereden eli ile işaret etmiş; “Mr. Özal, şu yolu görüyor musunuz? İşte bu zenginlik oradan gelmektedir” der.

Aradan yıllar geçer, bu sefer Başkan Bush Türkiye’yi ziyaret eder. Öyle bir şekilde ağırlanır ki Bush şaşkınlıktan şaşkınlık beğenmektedir. Dayanamaz ve sorar,”Mr. Özal, sizdeki bu zenginlik nereden gelmektedir?”

Özal, Başkan Bush’un koluna girer Çankaya Köşkü’nün penceresine götürür. Bush’a döner ve “Mr. Prezident, şu yolu görüyor musunuz?” diye sorar.

Bush bakar, bakar “Mr. Özal, ben yol falan göremiyorum” der.

Özal kendinden emin bir şekilde cevap verir, “İşte bizim zenginliğimiz de bu yolsuzluktan geliyor”…

Kıssadan hisse…