Köprünün yapılış hikayesi değişik olsa da ağırlıklı olarak: “Sokullu Mehmet Paşa bir sal aracılığıyla bu nehri karşıya geçmek ister. Ancak Suların azgın olması nedeniyle o kargaşada annesi nehrin beri yakasında kalır. Bunun üzerine Sokullu bu nehir üzerinde bir köprü yapılmasını ister. Ancak Abid Ağa ve Arif Bey köprüyü büyük zahmetler sonucu bitirirler. Bu sırada Radise, bu köprüyü yıkmak için her yolu dener. Yakalanır ve kızgın bir zincire vurulur, sonra da kazığa oturtulur.
Sırplara karşı verilen mücadelede İbrahim Rukova önderliğinde bu dağlarda Sırplara karşı direnilir. Daha sonra mücadele Rogoza, Şelale, Kosova, Üsküp, Priştine, Kaçanik, Elesan, Ferizayş (Ferizada/Ferizouik), Arnavutluk sınırında bir yerleşim merkezi Elbason gibi şehirler mevcut. Bu arada Mamuşa Türklüğü dünyada en iyi yaşayan Türkler olarak dikkat çeker. Mamuşalılar Türk olmayana kız vermez, kimliğine Türk yazmayan kızı da gelin yapmazlar. Yani geleneksel bir kural vardır Mamuşalı ancak Mamuşalı ile evlenir. İnsan severliği, samimi, içten duygularıyla sizi beklemediğiniz şekilde ağırlıyorlar. Mamuşalılar savaş zamanı kahramanlık göstermiş olanlara saygıyı en üst tonda göstermekteler.
O zamanlar Avrupayı henüz tam tanımıyoruz bu nedenle Avrupa hakkında fazla bilgimiz yok. Bizler, “2-4 Haziran 2016 tarihinde Uluslararası Kültür Araştırmaları Sempozyumu” için Priştine’de idik. Nitekim buraya Bosna Üniversitesi rektörü Morina bu işlere bakıyordu. O, Bosnalılara yapılan yardımı kendi cebine akıtınca Bosnalılar naçar kaldılar. O da bu para ile Köyüne güzel bir mandıra kurdurmuş. Ancak Türkiye ile alakalarını kesmemiş.
Bosna Hersekte başkanlığını Mahir Yağcıların yaptığı “Kosova Türk Demokratik Partisi” başkanı olup, Kosova Meclisinde 2001 yılından beri 3 dönem milletvekili ve Kamu Yönetim Bakanıydı. En çok şikayet ettiği konuların başında ümmetçilik politikası gelmektedir. Türkiye ile iş yapanların burada iş alamadıklarını belirtiyor. Burada mahir Yağcıların herhangi bir koruması yok. Savaştan yeni çıkmıştılar. Bu dikkatimi çekti ve bir ara kendimi tutamayıp nasıl böyle korumasız gezdiğini sordum. O tatlı bir tebessüm ile: ben buradaki tüm etniklere aynı davranıyorum dolayısıyla benim hiç kimseden bir çekincem yok” deyince demek insanın savaş zamanında bile korkması için bir neden olmalı diye düşündüm.