Bölgemiz

KTÜ Öğrencileri İlayda Zorlu için Meydana İndi! Sert İddialar...

KTÜ öğrencisi İlayda Zorlu’nun şüpheli ölümü Trabzon’u ayağa kaldırdı. Arkadaşları, "Bu bir int*har değil, politik bir c*nayettir" diyerek sarsıcı iddiaları gündeme taşıdı.

Loading...

Abone Ol

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) kampüsü ve Trabzon sokakları, son yılların en sarsıcı protestolarından birine sahne oldu. Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisi İlayda Zorlu’nun 17 Nisan’da gerçekleşen şüpheli ölümü, üniversite arkadaşları tarafından büyük bir öfke ve yasla karşılandı. Kahramanmaraş Caddesi’nden Meydan Parkı’na kadar sloganlar eşliğinde yürüyen yüzlerce öğrenci, resmi kayıtlara "intihar" olarak geçen hadisenin arka planında sistematik bir baskı mekanizması olduğunu iddia ediyor. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu yürüyüşte, genç bir kadının hayallerinin nasıl yarım kaldığı ve ölümüne giden süreçteki karanlık noktalar tek tek açıklandı.

"Bu Bir İntihar Değil, Politik Bir Cinayettir"

Öğrenci Kolektifleri adına yapılan basın açıklamasında, İlayda Zorlu’nun ölümünün sıradan bir "elim hadise" olarak geçiştirilemeyeceği vurgulandı. Arkadaşları, İlayda’nın kadın mücadelesi ve demokratik üniversite talepleri nedeniyle hedef alındığını öne sürerek şu ifadeleri kullandı:

"İlayda'nın ölümü intihar olarak geçse de, bu bizzat devlet politikalarınca sistematik olarak bir üniversiteli kadının hayattan koparılmasıdır. Arkadaşımızın ailesi, polis tarafından kadın mücadelesi içerisinde bulunduğu ve eylemlere katıldığı gerekçe gösterilerek aranmıştır. Ama bu arama sadece bunlardan ibaret değildir; türlü provokasyon ve iftiralara maruz kalmıştır. Bu münferit bir olay değildir. Bu ölüm, sistematik bir baskı düzeninin doğrudan sonucudur."

Şüpheli Ölüm mü?

Eylemde dile getirilen en çarpıcı iddia ise İlayda’nın ölüm şekli ve öncesinde yaşananlar oldu. Arkadaşları, İlayda’nın yaşamını yitirmeden saatler önce kendilerini arayarak büyük bir baskı altında olduğunu söylediğini aktardı. Açıklamanın devamında şu detaylara yer verildi:

"İlayda'nın ölümünden saatler önce arkadaşlarını arayarak, ailesinin polis tarafından aranması sonucu ev içinde ciddi bir baskı ve şiddet riski altında olduğunu söylemesi, bu kuşatmanın ne kadar somut olduğunu ortaya koymaktadır. Aynı gün, polis olan babasının beylik silahından çıkan kurşunla yaşamını yitirmesi ve bu olayın önce 'kaza', ardından 'intihar' olarak servis edilmesi; gerçeğin üzerini örtme çabasının bir parçasıdır. Biz biliyoruz ki bu ölüm; polisin fişleme politikalarının, patriyarkal aile yapısının ve güvenlikçi politikaların kesişimidir."

KTÜ Rektörlüğüne Tepki

Öğrenciler, sadece kolluk kuvvetlerini değil, üniversite yönetimini de hedef alarak "KTÜ Rektörlüğünü teşhir ediyoruz" dediler. Öğrencilerin kişisel bilgilerinin paylaşılmasına tepki gösteren grup, mücadelenin devam edeceğini belirtti:

"Kadın hakları için üniversitelerde çağrı yapmak, 8 Mart’a katılmak suç değildir! Bugün polise bilgilerimizi veren KTÜ Rektörlüğü suçludur. İlayda bugün yaşasaydı 'Okumuş İnsan Halkın Yanındadır' diyerek çocuklara umut olacaktı. Emperyalizme ve yoksulluğa karşı 1 Mayıs'ta alanda olacaktı. Polisin suç olarak görüp ailesini aradığı şeyler sadece bunlardı! Türkiye’nin dört bir yanında İlayda için sokağa çıkan 79 arkadaşımız gözaltına alındı. Arkadaşlarımızı alana kadar yılmayacağız."