Kulisteki Vefa

Bazı sanatçılar vardır; sadece sesiyle değil, duruşuyla yankı bırakır. Bir sanatçı düşünün… Hayatını sahneye adamış, sözünü müziğe yüklemiş, duruşunu alkışlara değil, vicdanına göre şekillendirmiş.

Abone Ol

“Volkan Konak” da işte tam böyle bir isimdi.

Karadeniz’in o hırçın dalgalarından aldığı o asi ruhu, sadece türkülerine değil, hayatının her anına taşımış bir sanatçı…

Onu dinlediğinizde sadece bir şarkı duymazdınız, bir itiraz, bir başkaldırı, bir vicdan sesi yükselirdi. Çünkü o, hiçbir zaman sadece şarkı söyleyen biri olmadı. Ne düşünüyorsa onu söyledi, neye karşıysa açıkça karşı çıktı.

Ve o ait olduğu yerde, sahnede; “taht”a çevirdiği ‘sahne’ de….

Hayat bazen çok acımazsızdır;

Hiçbir işaret vermez,

Hiçbir uyarı bırakmaz,

Ve en canlı anın ortasında, bir perde gibi iner…

Sahne ışıkları yanarken…

Alkışlar sürerken…

O güçlü ses bir anda...

Türkiye’yi yasa boğan o zamansız ayrılığın üzerinden 1 yıl geçti.

Adını unutulmazlar arasında hafızalara kazıyan Volkan Konak’ın ölüm yıldönümünde, hayranları ve sevenleri Türkiye’nin dört bir yanında anma geceleri düzenledi.

Kabri başındaki anma töreninin ardından günlerce devam eden söyleşiler, konserle düzenlendi.

Çarşamba günü telefonum çaldı. Aydın kimliğiyle, sendikal mücadeleleriyle, kültür ve sanata olan tutkusuysa sevip saygı duyduğum büyüğüm Gültekin Yücesan’dı arayan. Yöneticisi olduğu Trabzon Bilim Kültür Sanatevi’nde Volkan konak için düzenledikleri anma törenine davet etti.

Akşam BKS’de buluştuk, türkülerle şiirlerle anılarla andık Volkan’ı ve onun düşüncelerini… Ve benzer çizgisindeki dostlarla hasbihal olduk.

Bu vesile ile yıllarca oturup sohbet etme şansı bulamadığımız Trabzon’a hizmetleri ve sendikal mücadeleleriyle tanıdığım sevgili Engin Nur ile biraz dertleştik. Ulusal ve yerel sorunları konuşurken “Sefalet Zulmüne Son” mitingiyle ilgili beni bilgilendirdi. Engin Bey’in anlattığı, benim de önemle destek verdiğim miting, Tüm Emeklilerin Sendikası Trabzon Şubesi öncülüğünde 12 Nisan Pazar günü saat 14.00‘te Meydan parkında yapılacak. Katılımlarınızı bekliyorum.

Ertesi gün yine KTÜ Atatürk Kültür Merkezinde Vefalı sanatçıların verdiği konserle anıldı Volkan Konak…

Bu kez telefonun ucundaki ses, müziğe gönül vermiş dostum, değerli ablam Esma Eyüpoğlu idi. Yıllarını sahnelere, derneklere ve Türk halk müziğine adamış, bu yolda sayısız emeği olan Esma abla, bana; biricik kızı Ezgi Eyüpoğlu’nun da sahne alacağı anma gecesine mutlaka katılmam gerektiğini söyledi…

Bir vefanın, bir bağlılığın ve bir duruşun sahiplenildiği konserde İlknur Yakupoğlu, Ezgi Eyüpoğlu, Zeynep Birinci ve Hülya Polat’ın da aralarında bulunduğu Karadeniz’in sevilen isimleri Volkan abileri için oradaydı.

Önce sevgili Ezgi ve Zeynep’i görmek için kulise gittim ve gecenin en anlamlı anekdotlarına da orada tanıklık ettim. Volkan Konak için verilen değer, çaba ve vefa…

Birde gurur veren kadın dayanışması vardı kuliste…

(Foto)

Hülya Polat, İlknur Yakupoğlu ve sevgili kardeşim Zeynep Birinci ile yaptığımız sohbette gördüğüm kadın dayanışması ve aile bağı beni çok duygulandırdı.

Babasının uzun süredir devam eden tedavi süresinde bir an olsun yanından ayrılmayan Zeynep Birinci’den son durumu dinlerken, benzer bir hayat yükünü Hülya Polat ve İlknur Yakupoğlu’nun da omuzladığını öğrendim.

Her biri ya annesine ya babasına evlat olmanın ötesinde bir yoldaşlıkla, bir adanmışlıkla eşlik ediyordu.

Bende 94 yaşında babamla aynı duyguların içinden geçerken, benzer hikâyelerimizle birbirimizin duygularına tercüman olduk. Aynı sorumluluk, aynı sevgi, aynı sabrın gönüllü insanlarıydık…

Demem odur ki; o gece, sadece bir anma değil, vefa ve sevginin dersiydi. Sanatın, insanın ve ruhun en saf haliyle bir araya geldiği bir andı.

Volkan Konak’ı anmak sadece bir şarkıyı hatırlamak değil; duruşunu, vicdanını ve bize bıraktığı mirası yaşatmaktı.

Görüşmek üzere…