Son haftalarda gelen puan kayıpları, beraberliklerin bıraktığı sessizlik. Kaybedilen maçların ardından camianın üzerine çöken o ağır hayal kırıklığı.
Bütün bunlar Trabzonspor’un omuzlarında görünmeyen bir yük olmuştu. Şampiyonluk yarışında geriye düşmek, bazen sadece puan kaybetmek değildir. Bazen insanın kendi inancıyla arasına mesafe girmesidir. Çünkü futbol, özellikle Trabzon’da, yalnızca doksan dakikalık bir oyun değildir. Futbol burada bir şehrin çocukluğudur, sabrıdır, öfkesidir, hayata karşı direnme biçimidir. İşte bu yüzden kupa finali yalnızca bir final değildi. u maç, yeniden ayağa kalkabilmenin sınavıydı. Trabzonspor sahaya çıktığında herkes ayakları konuşur sandı. Oysa cuma gecesi yürekler oynadı. Her mücadelede biraz inat vardı, her koşuda biraz geçmişin yükü. Çünkü bordo-mavili futbolcular biliyordu; kaybedilen puanlardan sonra insanların kalbinde oluşan kırgınlığı tamir etmenin tek yolu mücadeleyi bırakmamaktı. Ve sonra tanıdık bir duygu geldi. Karadeniz gibi sert ama derin bir direnç. Top bazen yavaş aktı, oyun bazen sıkıştı, zaman zaman korkular tribünlerin içine yayıldı. Ama Trabzonspor bu kez düşmedi. Çünkü bazı geceler taktiklerden daha büyük şeyler vardır. Bazı maçları sistemler değil, karakter kazanır.
Konyaspor mücadele etti. Direndi. Oyunun içinde kalmaya çalıştı. Ama Trabzonspor’un Cuma gecesi sahaya koyduğu şey yalnızca futbol değildi. Bu, yarım kalan bir hikâyenin yeniden ayağa kalkma çabasıydı. Kupayı kaldırdıkları anda futbolcuların gözlerinde sadece sevinç yoktu. Orada yorgunluk vardı. Baskı vardı. Bence vazgeçilen şampiyonluğun pişmanlığı vardı. Belki de en çok; hayal kırıklıklarına rağmen yeniden inanabilmenin gururu vardı. Çünkü hayat bazen insana şunu öğretir. Her şeyi kazanamazsın. Ama vazgeçersen, kendini kaybedersin. Trabzonspor’da şampiyonluğa yaklaşmışken yapılanma sürecinde olsan bile, eksik kadrona rağmen vazgeçmeyen inancın hedefini belirlerdi. Trabzonspor belki lig yarışında istediği sona ulaşamadı. Son haftalardaki beraberlikler ve yenilgiler bir şehrin içine ince bir hüzün bıraktı. Fakat bu kupa gösterdi ki; büyük olmak bazen zirvede durmak değil, düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmektir. Trabzonspor o gece tam olarak bunu yaptı. Trabzonspor Kupayı kazandı. Ama benim inancım; Asıl zafer, bütün kırgınlıklara rağmen mücadeleyi bırakmamaktı.
Trabzonspor kupalarla büyümez. Bazı kahramanlar, acıya rağmen yürümeyi bildiği için efsane olur. Kazım KOYUNCU’nun söylemi gibi;’
‘Trabzonspor’u tutmak sadece o yörenin çocuğu olmakla açıklanabilecek milliyetçi davranış değildir. Benim için Trabzonspor, en güçlülere karşı koyan ve herkesi yenen hayali kahramandı. Öyle bir kahramandı ki statükoyu bile devirmişti.’