1976 yılındaki ilk maçta Trabzonspor Avni Aker’de 1-0 kazanmış ve bunun avantajı ile İngiltere’ye gitmişti.
O dönem Avrupa’da Liverpool ve Kevin Keegan fırtınası esiyordu.
Liverpool-Galatasaray maçından sonra Trabzonspor’la Liverpool’a karşı ilk 11’de sahaya çıkan Cosmos Engin Çınar ile konuşurken ‘Bizi de aynı yapmışlardı. Kevin Keeganlı kadrosu ile ilk 20 dakika maç 3-0 oldu. Sonrasında üzerimize gelmediler.. İngiliz teknik adam oyuncularına ‘Pas yapın, pas’ talimatını verdi.. Maç 3-0 olunca Ali Kemal bana ‘Engin ne ara 3 gol yedik’ dedi.
Serdar Bali’yi dinleyelim..
Cosmos Engin’le konuştuktan sonra Ramazan’ın son akşamı Davut Başkanın iftarında efsane Serdar Bali’ye o maçta yaşananları Cosmos’un ağzından naklettim.
Serdar Bali,
‘Yusuf, yaşananlar tam şöyle: Rahmetli Ahmet Suat, Engin’e Keegen’ı tutma görevi vermiş. Tutması mümkün değil, golünü de attı.. Oyun yeniden başlamış Keegan sahada yine kayıp! Statta büyük bir uğultu var. Cosmos Engin, Bekir Abiye (Barçın) bağırıyor ‘Bekir abi, Bekir abi Keegen’ı kaybettim, bulamıyorum’. Bekir abi de cevap veriyor: ‘Koş oğlum koş. Ne Keegen’ı, ben topu bile bulamıyorum!”
Fırında kahkaha tufanı kopuyor.
Cosmos Engin’in Profesyonel Futbolcular Derneğine fotoğrafı asılmamış. Buna içerlemiş ve her aradığında bunu söyler.
Ben de Serdar abiyi bulmuşken sordum, ‘Abi neden resmini asmadın’
Verdiği cevap:
‘Trabzonspor forması ile asılacak güzel bir resmi yok’
Hem Serdar Bali hem de Cosmos Engin hoş görüsü yüksek isimlerdir.
Aynı mahallenin çocukları… Fotoğraf işini de çözerler.
RAHAT UYUYUN
Kazım Kolot. Sebat’a 20 yıl Başkanlık yaptı, varını yoğunu verdi. Sonrasında Aslan abi geldi o da Sebat Kulübü için şirketlerini bile feda etti. Selami Yardım, Sebat’ı Süper Lige kadar çıkardı.
Sevgili Başkanlarım rahat uyuyun. Sebat’ın başında, Atalay Armutçu gibi Akçaabat sevdalısı bir değer var. Teknik patron ise bizim evladımız. Turgay Karslı. Bütün enerjisini Sebat Gençlik’e harcayan, hem iyi bir teknik adam hem de iyi bir aile babası.
Sebat 2.Lige kadar geldi. Bence yeri burası ama teknik kadro bir üst ligi istiyor. Durun diyecek halimiz yok.
ŞERİF HOCAYA SÜRPRİZ!
Trabzon’da Amatör futbolun çilesini çekenlerin başında Şerif hoca gelir. Yıllarca Amatör futbolcu olarak hizmet etti, ardından Zaferspor’u kurdu ve onunla birlikte 20 yıl Amatör mücadele verdi. Hem Başkandı hem de oyuncu. Kulübede ise Genel Kaptanım dediği kıymetli eşi Hatice ablamız vardı.
Genel Kaptan sadece formaları yıkamazdı, soyunma odasında yemek yapar ve kulübede de maça çıkardı.
Bir gün Karayolları’nın altında Zaferspor’un maçı var. Şerif Hoca Kaptan ve oyuncu, kenara geliyor, genel kaptan olan eşine bir numara söylüyor ve onu değişmesini istiyor. Maçı izlemeye gelen Şerif hocanın yakın dostları ise Genel Kaptana, ‘Onun dediği oyuncuyu çıkarma, Şerif hocanın numarasını kaldır’ diyorlar. Oyuncu değişikliği için maç duruyor ve Şerif hocanın numarası kalkıyor. Şerif Kunt ‘Ben mi, ben mi’ diye eşine soruyor. Sonra orta hakem ‘Şerif hoca çık ki oyunu başlatacağım’ diyor. Şerif hoca kenara geliyor ve ‘Hanım seninle görüşeceğiz’ diyor. Oyun tekrar başlıyor.. Şerif hoca tam 77 yaşında. Hala oynamak ve 79 yaşında dünyanın en yaşlı futbolcusunun rekorunu kırmak istiyor.
Fakat, yaşadığı baş dönmesi bu yıl futbol oynamasını engelledi. Kendisine de söyledim: ‘Sen bizim dünya rekortmenimizsin. Bu işe kafanı daha fazla takma!’
Ama ne mümkün!
BİRAZ DA NOSTALJİ
KAZANCIOĞLU’NDAN MEYDANGÜCÜ GÜNLERİ
Resmileşmeden önce ben de Meydangücü’nun oyuncusu idim. Arsin’deki turnuvalara Meydangücü takımı ile katılırdık. Atom karınca Soner Boz bile bizim takımda oynardı. Meydangücü sonradan kulüpleşti. İyi çıkışlarda yapsa da kapandı. Bir saha takımı değilse bile bir şehir kültürü olarak var. Meydangücü’nün müdavimlerinden Celal Kazancıoğlu da hasret duyduğu yılları kaleme almış. Okuyalım:
“Hayat bazen yollar ve şehirler arasında geçer; Kahramanmaraş’tan Rize’ye tayin olduğum ilk yıldı. Henüz evlenmediğim, hayatın daha telaşsız ama yolların daha uzun olduğu yıllardı. Pazartesi sabahları erkenden Rize’ye gidiyor, üç gün otelde kalıyordum. Perşembe akşamı Trabzon'a döndüğümde ise önümde dört günlük kocaman bir ev huzuru ve o zamanlar hayatımın merkezine oturacağından habersiz olduğum bir kapı vardı: Meydangücü Kulübü.
Halamın oğlu Özcan Abi ile o kapıdan ilk kez içeri girdiğimde, sadece bir spor kulübüne değil; ömür boyu sürecek bir gönül bağına, sarsılmaz bir dostluk kalesine adım attığımı bilmiyordum. Yaşar Abi’den Zafer Abi’ye, Rasim Abi’den Taner Aga’ya; Erdinç, Ersin, Caner, Ömer, Serdar, Halil Abi ve daha niceleri... İsimler değişse de o çatı altındaki ruh hiç değişmedi.
Hafta içi kendi halindeki o sessiz bina, hafta sonu geldiğinde adeta Trabzon’un atan kalbi olurdu. Pazar sabahları bir ritüelle başlardı gün: Fırından yeni çıkmış sıcacık peynirliler, kıymalılar masaya konur; dostluğun ve muhabbetin buharı çay dumanına karışırdı. Meydangücü sadece bir toplanma yeri değil; Trabzon’un nabzının tutulduğu bir meclisti.
Siyasetin en ateşli tartışmaları orada yapılır, Trabzonspor’un her kongresi, her divan toplantısı önce o masalarda kurulurdu. Ama bir an vardı ki zaman dururdu: Krem Yavuz Abim, O kapıdan içeri girdiğinde oyunlar yarım bırakılır, taşlar yerine dizilir ve herkes büyük bir merakla ona kulak verirdi. Hayatımda tanıdığım en komik insanlardan biri olan Krem Abi konuşmaya başladığında, kahkahalar kulübün içini sarardı.
Sonra hayatın kendi ritmi ağır bastı. Evlendim, Rize’ye yerleştim. Önceleri her hafta sonu koştura koştura gittiğim o kulüpten, yıllar geçtikçe fiziksel olarak uzaklaştım. Şimdi yolum Başkent’e, Ankara’ya düştü. Ama mesafe ne kadar açılırsa açılsın, insanın ruhu ait olduğu yeri asla unutmuyor.
Bugün ne zaman yolum Trabzon’a düşse, ne kadar işim olursa olsun mutlaka bir akşam o kapıdan içeri girerim. Çünkü bilirim ki; bazı yerler sadece bir binadan ibaret değildir. Meydangücü; bir şehri şehir yapan, insanı insana bağlayan o kopmaz zincirin adıdır. Kısacası; bir şehir vardır, bir de o şehrin ruhunu ayakta tutan Meydangücü gerçeği...
ZİYARET SAATİ
Trabzon Tapu Müdürlüğü görevini 10 yıl, Kartal ve Kadıköy Tapu Müdürlüğü görevini de 11 yıl süreyle yapan ve emekli olan Yakup Turgut, tekstil sektörünün önemli ustalarından Refik Turgut ve yeğenimiz Nehir Erbay, TAKA Gazetesini ziyaret ettiler.
BÜTÜN DÜNYASI SARIYER
İstanbul Sarıyer’in tamamına yakını Giresun, Trabzon ve Rizelilerden oluşur. Yakın arkadaşım Hasan Altay’da Rizelidir. Hasan’ın bütün dünyası Sarıyer Kulübü’dür. İstanbul’da birçok takımı 1 ve 2.Amatör Küme’de şampiyon yapan Hasan Altay yeniden yuvaya döndü. Sarıyer’in Kulüp Başkanı Emre Yaldız ile birlikte sözleşme imzalayan ve U-11’in başına geçen Hasan’ı yürekten kutluyorum. Sarıyer Limonata ve Sarıyer Cola derken, bir dönem Sercan ve Rıdvan ikilisi ile Süper Ligi kasıp kavuran Sarıyer yeniden geliyor mu acaba?