Mardinlilere 5 Dakika Da Demli Çay…

Temel’e Mardin’den gelen misafirleri için çay ocağı işleten Dursun’a seslenmiş: “Ula Tursun. Kaçak çay memleketinden misafirlerim var. Acele yen demlenmiş çay ver bize.”

Abone Ol

Dursun; “Hemen demliyorum. Merak etme, 5 dakika da tavşan kanı çay önünüzde” demiş.

Dediği gibi de, 5 dakika sonra da demli çay ile Mardinli misafirleri DEM’lemiş. Ama Temel’in önüne koyarken, “Sen bunu iç” demiş.

Misafirler gidince Temel, “Ula Tursun, birincisi 5 dakikada çayı nasıl demledin? İkincisi Mardinliler çayını çok beğendi. Üçüncüsü bana niye ‘sen bunu iç’ dedin?” diye sorup, teşekkür de etmiş.

Dursun’da kıs kıs gülerek, “Misafirlerinki glikozlu çay çöpünden imal edilmişlerden. Ha kaçak çay, ha boyalı çay. İkisi de aynı. 5 dakika daç demlenur. Senin ki de 20 dakikada demlenen bizum çaydan. Hasta olmanı istemem” deyip, bardakları toplayarak çıkıp gitmiş.

BİR KEZ OLSUN İTİRAZ EYLEYİN Kİ…

Televizyon ekranlarına “Tartışma Programı” adı altında çıkmalarına rağmen, “Şıracının şahidi bozacı” babında hep, “Aynı telden dem vuranları” görüp…

Gazete köşelerinde olayları ve gelişmeleri sürekli “At gözlüğü” takarak değerlendirip yorumlamaya çaba gösterenleri okuyup…

Sadece aynı görüşleri paylaştıkları kişileri düzenledikleri konferans ve söyleşilerde tekrarlatarak konuşturup…

Ezcümle, her daim aynı hamam da, aynı tası kullanarak aklanmaya, paklanmaya çalışanlar, fikir jimnastiğini birbirine onaylayarak sürdürenler çok kişi değildir, tektirler.

Kıssadan hisse:

Antik Yunan filozofu Elealı Zenon bir toplulukta konuşurken, dinleyicilerin tamamı her söylediğini sorgusuz sualsiz onaylar, başlarını sallayarak "evet" derler.

Zenon, herkesin kendisiyle aynı fikirde olması üzerine durur ve şöyle der:

“Hiç olmazsa bir kere itiraz edin, başka bir söyleyin de, iki kişi olduğumuzu anlayayım!”

HİÇ Mİ HATANIZ YOK?

Araştırmacı gazeteciliğin ustalarından meslektaşımız rahmetli Uğur Mumcu’nun, “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olanlar” diye tarif ettiklerinin bırakın sayısının, oranının bile hızla arttığı bir topluluk haline gelme süreci istikrarlı bir şekilde sürüyor!

Öylesine bir artış sürüş ki, başta siyaset erbabında olmak üzere hemen hemen her kulvarda “dün söylediğini bugün unutanların” sayısı arttıkça artıyor.

Ama onların hiç ama hiç umurlarında değil!

Söyledikleri, tahmin ettikleri, ifade de bulundukları gerçek olmuş olmamış! Hiçbir ehemmiyeti yok! Bildiklerini okumaya devam ediyorlar.

Nasılsa hesap, kitap soranda yok!

Örnek mi?

Alın size, 2025 ürünü fındık piyasası başlarken birilerinin “Satmayın, etmeyin, eylemeyin” diyerek, “Az tamah çok zarar verir”i unutarak daha çok kazandırma adına yaptıkları çağrılar ve de sonucunda kaybettirdikleri.

Ama piyasa tersi çıkmasına, oluşmasına, dolayısıyla üreticiler kaybetmesine rağmen, bu zat-ı muhteremler hiçbir şey dememiş, yapmamışlarcasına ve de hala kabahati başkalarında aramaya devam ediyorlar.

Hiç ama hiç kendilerine, söylediklerini bakmıyorlar. Ya da, artık onlar bile sözlerinin bir hükmü olmadığını halâ anlamamışlar!

Hele hele “Her ne arar isen kendinde ara” diye asırlar öncesinden çağrı yapan Hacı Bektaş Veli’yi de hiç ama hiç bilmiyorlar!

Sanırım bu kafayla gidip, bilmemeye de devam edecekler.

YANLIŞ TARTI ÖMÜRDEN EDER!

“Bozuk kantar ile doğru satış yapılamayacağını” bilmesine rağmen,

yanlış tartı kullanarak satıcılık yapan biri, 40 yaşında vefat etmiş.

Öbür dünya da kendini karşılayan sorgu sual melekleri, “Bunda bir yanlışlık var. Siz biraz değil, epey erken geldiniz. 100 yaşına kadar yaşayabilirdiniz” dedikten sonra, “Mesleğiniz nedir?” diye sormuşlar.

Mevta; “Kantariyecilik” cevabını verince Melekler; “Şimdi anlaşıldı. Her halde müşterilerinize tarttığınız noksan gramları, sizden düşmüşler” demişler.

ABD, İRAN’I MİLLET YAPIYOR…

Ortadoğu’da petrolden çok “Büyük İsrail Devleti” hesabına İran’a, İsrail’in teşaronu olarak saldıran Amerika bu ülkenin, parçalanmış ümmetçilikten sıyrılıp millet olarak dayanışmasına adeta destek oluyor.

Önceki akşam bir İran televizyonunda yapılan yorumu ekranlarına taşıyan bizdeki kanallardan birindeki şu değerlendirme bu konuda oldukça düşündürücü idi:

“Parçalara ayrılmış halde olan ümmetçi İran yönetimi, muhaliflerin bile ayak sularını içsinler, ayaklarını öpsünler. ABD ve İsrail’in saldırılarına muhalifler tepki gösteriyor. Her haliyle İran’ı bütünleştiriyorlar.”

DÜNDEN BUGÜNE

40 taşıp, 1 indirmeye görün!

15 yıl önce satırlarda şikayet etmişiz. Bugüne gelindiğinde, değişen hiçbir şey olmamış! Aksine arttıkça artmış.

*

Sakın ha;

"Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" hadisini hatırlayıp da;

"Yanlış yapıyorsunuz" demeye gör!

"Böyle uygulama hak ve adalet adına olamaz" diye karar almaya gör!

Hele hele, seni yerin dibine batıranlara, iki kelime etmeye gör!

Anlatmak istediğimiz, 40 gün "evet" diyerek onay makamlığı yaptıklarınızın yüzüne, bir kerecik olsun, "hayır" demeye görün!

Türkçesi; "40 gün sırtınızda taşıdığınızı bir gün yere indirmeye" bakın!

Beraber yürüdüğünüz yol-mol kalmaz!

Yaptığınız iyilikler hatırlanmaz!

"Ahde vefa-mefa" denmez!

Yabancı ve yalancı olur!

Düşman diye karşı saflara kondurulur, suçlu sandalyesine oturtulursunuz!

Örnek mi?

O kadar çok ki! Hangi birini yazayım!

Hem de her gün birer ikişer eklemeler de yapılırken.

SONSÖZ

Ahlâkın ve adaletin olmadığı bir yerde, kimse çıkıp da “Ben Allah’ın akıl verip, kul sayıp, irade ile donattığı insan olarak yaşıyorum” tarifini yapmasın!