Trabzon ve bölgenin inşaat, yol ve sanat yapıları yükünü Ağrı Patnos’tan gelen vatandaşlarımız çekerdi. Trabzonlu Ailelerin çocukları daha kolay işleri seçerdi.
Zamanla teknoloji, bedeniyle çalışanlara darbe vurdu ise de, insan eli değmeden yapılamayacak işlere Suriye’den gelen gençler girdi, fakat çok da kalmadılar.
Trabzon başta olmak üzere bölgede gelişen Arap turizmi, Suriyeli vatandaşların önemli bir kısmını tercüman ve şoför yaptı. Bir süre sonra Trabzon’daki Turizm firmaları ile ortaklığa giren Suriyelileri de gördük. Ülkelerine dönenlerin, Trabzon ile ilgili güzel hatıralarını dinledik.
Hizmet sektöründe, Sanayi’de, Tarımda, İnşaatta bu kez Afganistan dan gelen kardeşlerimizle sık karşılaşır olduk. 1965’ten sonra Almanya’ya giden Türkler gibi onlar da kiraların ucuz olduğu Arafilboyu, Bahçecik, 1 Nolu Erdoğdu mahallelerindeki sobalı evlere yerleştiler.
Kimisi Taliban’a 5 bin dolar yatırmış gelmiş, kimisi uzunca yolları motorla kat edip Van sınırından içeri girmiş ve bir şekilde Trabzon’a ulaşmış..
Cumartesi günü erken saatlerde kalkıp köydeki çatı değişimi için yola girdik. Arsin dolmuş minibüsünde önümüzde 2 Afganlı genç oturuyor.
Arsin üst geçidin altında onlar da bizimle indiler.
Köye çıktık, çatıyı yapacak Şükür Usta’yı beklemeye başladık. Bir Kamyonet evin altına yaklaştı, tesadüfe bakar mısınız, sırtlarında çantaları, minibüste karşılaştığımız iki Afganlı geliyorlar!
Şükür Usta’ya sordum, ‘Afganlılarla aynı minibüste gelmişiz. Bunlar da çatı ustası mı?’
“Yok başkanım bunlar bizim yardımcı elemanlarımız. Gündelikle çalışıyorlar.” Dedi.
-Beden işçiliğinde Afganlılar ucuz mu?
‘Hayır, işçinin gündeliği 3 bin TL, yol parası ve yemeği de benden’
-Neden Trabzonluları çalıştırmıyorsun?
Şükür Usta şu cevabı verdi: ‘Yusuf abim, Afganlıları almadan iki yakınımı aradım. Biri başın ağrıyor dedi gelmedi. Diğeri de ‘düğünümüz var’ diyerek gelemeyeceğini ifade etti. Afganlılar, sabah 8 akşam 5 işlerini yapar ve paralarını alıp giderler.’
Afganlıların birisi Gülağa diğeri ise Abdullah. Hem çalışıyorlar, hem de Allaha şükrediyorlar. Üçer çocukları var. Onlara helal lokma yedirmek için büyük bir mücadele içindeler.
Diyeceğim şu, İş beğenmeme durumu Türkiye için ciddi bir tehlike noktasına geldi: Vasıfları bile yok fakat masabaşı iş arayan çok!
Alınteri ile çalışanlar yok mu? Var.
Her gencin TV’den dünya kupasını izlediği saatlerde kalkan Ortahisar Belediyesi temizlik işçilerine, aldıkları her kuruş helal olsun.
Büyükşehir Belediyesi’nin Cenaze hizmetleri Daire Başkanlığı ve Şube Müdürlüğü. O kadar güzel bir sistem kurmuşlar ki, nerede oturacağınızı şaşırıyorsunuz. Oturduğumuz yerde ÇAYKUR’un semaverleri ve çay ikramı var. 25 dakika sonra, Cenazeniz hazır, alabilirsiniz diyorlar.
Ve TİSKİ. Genel Müdür İbrahim Kul, TAKA’yı ziyaretinde sohbet ettik. Yıllarımız birlikte geçti. ‘Alt yapı zor iştir bilirsin’ dedi:
Ekledi: ‘Yeni yaşam alanları oluşuyor, kanalizasyonu yapacaksın suyunu akıtacaksın. Şimdi Çömlekçi’de planlama yapıyoruz. Mağmat’ta 500 konut var onlara çözüm üretmeye çalışıyoruz.’
Köyde evimin altından kato sesleri geliyor. Santa’dan çıkan Elmaalan arıtmadan geçen ve Dilek mahallesine giden ana boru patlamış. TİSKİ’nin Arsin ilçe birimi ekibi saatlerce suyun içinde kalıp arızayı giderdi. Helal olsun.
Bu vesile ile TİSKİ Genel Müdür Yardımcısı sevgili kardeşimiz, hizmet adamı Yusuf Keskin’e geçmiş olsun diyorum. Büyükşehir’de iki yıldır en fazla telefonu çalan kişi o. Hepsine yetişmeye çalıştı ve Stres şekerini tetikledi. Şükür ki şimdi iyidir.
Rahmetli Genel müdürümüz Salih Çamoğlu’nun bize söylediği ‘önce sağlık, sonra aile saadeti, en son Para’ sözünü unutmuyoruz fakat gereğini de yapamıyoruz!