Daha yaz sezonu gelmedi ama yerel basınımız boy boy kıyıların nasıl kirlendiğini belirten fotolar ve haberler yayımlıyor. Denizimiz bir hayli kirli…
Papağan gibi “eğitim şart” demeyeceğim ama üç bir tarafı denizlerle çevrili ülkemde deniz kültüründen yoksun nesiller yetiştirildiğini de söylemeden geçemeyeceğim.
Bakın görün havalar biraz ısınsın hemen okulların öğrencilerini sahile yığarlar. Çocuklara kıyıya vuran çöpleri toplatıp güya çevre bilinci aşılarlar. Elbette bu da olacak ama arkadaşım evde başlar o terbiye evde. Evde çöpünü ayrıştırabiliyor musun? Trabzon genelinde evsel çöplerdeki sululuk oranı yüzde 70’in altına asla düşmüyor. Camı, plastiği ayırt etmiyor Trabzonlu. Sokaklar plastik poşet dolu, havada uçuşuyor mübarekler. Muazzam bir düzensiz atık cenneti Trabzon. Sahiline in, inşaat kamyonları denizi dolduruyor. Niye? Çünkü mevcut iktidar mensupları deniz dolgusu ile projeler yapmış. Uzunkum Yaşam Alanı, Havaalanı Dolgu Projesi vs. gibi…
Yani çocuğu sahile indiriyorsun çöp temizliği için ama o da görüyor kendini yönetenlerin denizi nasıl kirlettiğini.
“Çevre” diye bir ders ilkokulda başlamalı.
Belki yüz sene sonra “çevre” anlam kazanır…
DULKADİROĞULLARI İLÇE SAVAŞLARI…
Nisan ayı bilindiği gibi seçim kazanan belediyelerin yıl dönümleri, sene devriyeleri.
Her belediye seçimden bu güne kadar (son seçimden bugüne 2.ci yılları oldu) neler söz verip neler yaptığını anlatıyor.
94’de İskenderpaşa Mahallesinden Muhtar seçilmiştim. Seçimi kaybeden Muhtar adayından biri devamlı bana haber gönderiyor “Muhtar mahalleyi civalı ampullerle donatmasını bekliyoruz…” bana haberi getirene “bana ne arkadaş, ben elektrik kurumuna mı muhtar seçildim, o iş kurumun işi” demiştim. Bu haber getir-götürleri çoğalınca epeyce sinirlendim “hani nerde benim böyle bir sözüm?” demiştim, seçim öncesi bastırıp tüm mahalleye dağıttığım “seçim broşürüm” geldi hakikaten öyle bir söz vermişim!
Aynı seçimde benim tertip Asım Beyde Trabzon Belediyesini kazanmıştı, denize (Moloz’dan) dökülen çöplerin önünde resim çektirip “bu sorunu çözeceğiz” demişti. 99 seçimlerinde aynı Asım Efendi “çöpü çözdük” diye broşür bastırmıştı. 2004’de adayları Mazhar Efendi çöpün lafını bile etmedi, biz göreve geldik “çöpü çözeceğiz” dedik, 2007’de çözdük. 2007 itibari ile Trabzon çöpü denize boca edilmiyor, bunu da bir parantez söyleyelim.
Neyse, bu söz verme-yapmama siyasilere ait bir konudur.
Günümüzde de her gün AKP ve CHP İlçe Başkanlarının yaptın-yapmadın kavgalarına şahit oluyoruz. Biri diyor söz verdin yapmadın, diğeri asıl sen şu sözünde niye durmadın diye karşılık veriyor.
Bu dünya Dulkadiroğulları’na bile kalmadı size mi kalacak?
ESKİ VAATLERLE YENİ SEÇİM ALINIR MI?
Şaka bir tarafa eski vaatleri şöyle bir hatırlasak mesela seçim meydanlarında “bir ev, bir araba” vaadi vardı Çiller hanımın, “Mazot 1 lira olacak” diye bir vaat vardı, “Türkiye AB üyesi olacak” diye bir vaat vardı hatırlarsanız. Erbakan Hocamın “Adil Düzen gelecek” hepsinden muhteşemdi.
Bir bakın şimdi gelinen noktaya…
İnsanımız için ev almak, araba almak, mazotu ucuza almak ya da AB üyesi olmak o kadar ütopik bir hayal ürünü ki bu vaatlerle seçime girebilecek partiye ancak gülerler bir yerleri ile.
Çıta hepten düştü dostlar, insanların bu ülke için o kadar az umudu kaldı ki biri çıksa “tüm mültecileri geri göndereceğim” dese ona oy atmaya hazır milyonlar var. O kadar bıktılar o kadar bıktılar ki 15 sene önceye, 20 sene önceye dönsek yeter diyorlar.
Yani demem o ki, seçimler yaklaşıyor ey partiler. Yeni vaatlerle ülkemin vatandaşlarını kandırmayın. Ülkeyi 20 sene geri götüreceğiz, deyin bende peşinizdeyim…
HAFİFİNE DE RAZIYIZ…
Bizim yerel basın bir şenlikli sormayın, Hafif Fukara Metrosu için tarih önceden belli di, o tarihte ihalesi yapıldı bizimkiler “ihale tarihine ilişkin sözünü tuttu” diye manşet atmışlar. Komedi diyorum ama bizimkiler komedyenlerinde pabucunu dama atıyor son zamanlarda. Belki de siyasilerin sözünü tutmasına kendilerini alıştırmışlar. Ya da yağdanlıkları artık kabına sığmıyor.
Bunlardan biri vardı, epeydir gözüme ilişmiyor. Adam baya baya yerel gazetelerde müdürlük falan yapmıştı Trabzon yerelinde. Bir köşe yazısı vardı, müdürlük yaptığı gazetede “24 Şubat’ta at üstünde Trabzon’u fetheden Fatih’e saygı ve özlem duyuyoruz” diye bir yazı kaleme almıştı. Oturduğum koltuktan geri düşmüştüm. Trabzon’u at üstünde Fatih, hemi de 24 Şubat’ta Ermeni, Rum çetelerinin elinden alıp Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katmış…
Bu geniş bilgi ve birikime sahip adam sonra ne oldu biliyor musunuz? Şak diye Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu bunu Trabzon Büyükşehir Belediyesi basın ekibine dahil etti!
Neyse, bunlar basının geldiği noktalar biz konumuza dönelim.
Fukara metrosunda Ahmet Metin Genç komutasındaki Trabzon Büyükşehir Belediyesi ön adımı attı, ihaleyi yaptı. Pek çok iş erbabı da ihaleye girdi. Muhalefetin hedef tahtası beşli çete de kolları sıvamış. İhale bakalım kime kalacak?
Benim favorim milletin şeyine şey edende kalacak ihale, bekleyip göreceğiz…
APP PLAKA KANUNU YİNE DEĞİŞTİ!
Nasıl bir ülkede yaşıyorsak, bıktırdılar yeminle…
Önce kanun çıkardılar, süre verdiler. Millete 1 Nisan’a kadar plakalarınızı mevcut yasaya göre değiştireceksiniz dediler. Vatandaş koştu önce Noter’e 420 TL bayıldı. Gitti Şoförler Odasına 850 TL bayıldı, kalın fontlar değiştirildi şimdi yeniden (sürenin bitiminden 9 gün sonra) bir yeni kanun çıkarıp Noter’i de aradan çıkarıp, direk Şoförler Odasına bedava değiştireceksin dediler…
Deneme tahtası gibi bir ülkeyiz valla, tüm iktidarı tebrik ediyorum. Küçük bir konu hakkında bile ülkeyi kaosa soktular. İşleri güçleri yok plakaya her gün bir kanun çıkarıyorlar
Bu kadar Noter harcı ve Şoförler Odası harcı ödeyenler ne olacak şimdi arkadaş?
Yaparsa adında adalet ve kalkınma olan parti yapardı, yaptı…
İSRAİL’İN YANLIŞI, İŞİN DOĞRUSU…
Sosyal medya kaynıyor, İsrail 12 bin Filistinliyi idam edecekmiş.
Ortalık paylaşım servislerine döndü, idama karşı olanlar paylaştıkça paylaşıyor. Bana da onlarca yüzlerce paylaşım düşüyor. Az daha bende paylaşacaktım ama biraz araştırayım dedim. Nedir bu İsrail’in yeni senaryosu?
Yok, öyle bir şey!
Adam kanun çıkarmış, yasanın çıktığı tarihten sonra suç işleyenler idam edilecek diyor. Hapisteki ya da gözaltındaki 12 bin Filistinliyi kastetmiyor. Yasa geriye doğru işlemez bizdeki gibi.
Ha şurada bende sizleyim, herhangi bir ülkede ırka göre kanuni düzenleme ile idam yasası çıkarılıyorsa ben de sizleyim arkadaşlar.
Dünya üzerinde zaten adalet yok, İsrail ve Yahudilere asla sempati duymuyorum.
Sadece İsrail ve Yahudiler değil, Madımak Oteli’nde insanların yanmasını da seyredenlere sempati duymuyorum, o yobazlarında bunlardan farkı yok.
Adaletsizliğe karşı olmak insan olmak ile aynı paralel de arkadaşım, anlatabildim mi?
Hala anlamadı isen, tıbben çare yok o beyin ile yaşamak zorundasın…
YUSUF TEKİN’İN LGBT AÇIKLAMASI…
Müthiş bir ülkede yaşıyoruz, tiyatro sahnesi gibi. Aktörler değişiyor ama tuluat hiç değişmiyor. Milli Eğitim Bakanımız bir TV konuşmasında “(okullarda etkinlik yapmak isteyen sendikaları kastederek) Siz kimsiniz ya, siz seçilmiş olabilirsiniz ama vesayet makamı biziz, şunu yapacağız dediğimizde gider yaparız siz de engel olamazsınız. Ben de diyorum ki yaptırmam. LGBT dersi anlatacağız dediler, yaptırmam kardeşim. Kimse çocuklarımızın eğitim öğretim hakkının yanlış kullanılmasına sebebiyet verecek eylemi ‘sendikal eylem’ diye bana satamaz.”
Her şeyimiz dört dörtlüktü, eğitimdeki en büyük sorunumuzu da Bakanımız halletti. Allah razı olsun…
LGBT dersi ne arkadaş, adam çıksa dese ki “Bu CHP annelere uçan tekme atma dersi vermek istiyor, ben de diyorum ki yaptırmam” tamam onu anlarız. En kral LGBT’nin bile aklına gelmezdi bu ders, nasıl bir hayal dünyaları varsa dudak uçuklatıyorlar artık.
Kopya çekiyormuşsunuz, çektirmemmmm…
KIYI KANUNU…
Orman kanunu, Dağ kanunu da var ama Kıyı kanunu da var bu ülkede...
3621 sayılı kanun 1990’da çıkarılmış ve “deniz, doğa ve yapay göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritlerinde bu yerlerin özelliklerini gözeterek koruma ve kullanma ilkelerini saptamak amacı” ile düzenlenmiş.
Mevcut iktidar yıllardır kanun ve yönetmeliklerle halkın kullanımına açık yerleri bir bir kapatıyor, sesimizi çıkarıyor muyuz? Elbette hayır! Hatta bakın TC Anayasası’nın 43.cü Maddesi aynen şöyle “Kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarından yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.”
Peki, Anayasa böyle de 3621 sayılı Kıyı Kanun ne diyor?
Madde 5: Kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Kıyıya erişim engellenemez. Kamu yararı gözetilmeden yapılaşma yapılamaz. Özel tesisler (otel, site, plaj işletmesi vs.) kıyıya ulaşımı engelleyemez.
Süper değil mi?
Kanun süper ama uygulama var mı Türkiye’de?
Maalesef yok, kıyıda Orman Kanunu hatta Dağ kanunu uygulamaya çalışan ve kıyıyı babasının çiftliği gören bir yığın iktidar yağdanlıkları var. Karadeniz’de örnek çok.
Bugün bunu niye yazdım, önümüz yaz. Seyredin Karadeniz kıyılarını kim kullanıyor?