Hayatın her anını yaşamış. Sorularımla onları tek, tek öğrenmeye çalıştım.
Araklı Yalıboyu’ndan (Samayer) 87 yaşında. 3 çocuğu var.
Biri müteahhit, diğer ikisi ise büyük sanayide usta.
Paraya, pula ihtiyacı yok.
Kaşüstü Merkeze inince otomobil kalabalığına baktı ve ‘Menderes (1955) Trabzon meydanında konuşacak. Samayer-Trabzon minibüs ücreti 1.5 lira. Paramız yoktu. Sabah namazlarını kıldık ve yayan yola girdik. Trabzon’a vardık ve Menderes’in konuşmasına yetiştik’
Sevgili okurlar, rahmetli annemin iki kriteri vardı. Galiba onlarda babamdan ona miras kalmıştı. Birincisi camideki sandığa gittiğinde ‘Oğlum kırat nerede ona mührü vuracağım’ diye sorardı. Anne ‘Kırat küçüldü’ dememe rağmen düşüncesi değişmezdi.
İkincisi de radyoda kemençe çalmaya başlayınca ‘kapat, kapat baban sevmezdi’ derdi. Annemin bu kriterleri Karadeniz müziğinden ziyade bizi Neşet Ertaş ve o yörelerin türkülerine aşina yapmıştı.
90 yaşına doğru ilerleyen Cevat Koç’a sordum: Menderes sevgisi nedendir?
Minibüsün koltuğunda öne doğru çıktı ve bana dönenerek, “Yurtdışından buğdayın 100 kilosunu 50 liraya aldı, vatandaşa 20 liradan yedirdi. Ondan sevildi.”
Devam etti:
‘Bana göre cennetin kapısında 3 kişi beklemeyecek. Menderes, Erbakan Hoca ile Ecevit. Kaddafi’yi de yanlarına katabilirim. Kıbrıs’taki büyük zulmü bitiren bunlardır. Birde Libya lideri Kaddafi. Elinde ne var ne yok Türk milletine verdi.”
Hayatın her anını yaşamış.
Celal abi, babasıyla ilgili de bir yaşanmışlığı dile getiriyor.
Şöyle: ‘Çocuktum babamla Arsin’e giderdik. Gürsoyların büyüğü babamın çok samimi arkadaşı idi. Babama şöyle demişti. Hayatta 3 şeyden korunacaksın, soğuktan, kul hakkı yemekten, iftiradan.”
Celal abimiz bir kez daha hayatın zorluklarına dönüyor.
Hem zorluğu görmüş, hem de bolluğu.
“Parası olan bir aileye 10 gün tarla yapardık. Çalıştığımız kişi, aldığımız buğday borcumuzu öderdi.”
Bir parçamız İstanbul’da deyince, kendisinin neden döndüğünü sordum:
“Ahlaksızlık diz boyu. Bir sabah kalkarsın arabanı çalmış parçalamış satmışlar. Torunumun bisikleti ve ayakkabıları kapının önünde yok! Orada durulmaz. Yarımız orada onlarda dönmenin yolunu arıyor.”
İstanbul tam bir kriminal şehre dönmüş durumda.
Sanatçısı da futbolcusu da sorunlu.
Celal Koç’un son sözleri:
‘Türkiye’de her şey var ama ahlak yok. Sigara içip sokağa atanı hiçbir ülkede bulamazsın. Maalesef bizde var. Önceden sigarayı sokağa atacak kişi, sağa sola bakardı ki, gören olmasın. Şimdi onu da yapmıyorlar!”
Türkiye çok ama çok değişti.
En üzücü olanı da saygı ve sevginin ne olduğu unutuldu.