Festivalin açılış günü katılımcılarına baktım. Trabzon, Kültür Yolu Festivaline bu yıl tavır aldı.
-Trabzon Vali Yardımcısı,
-Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Vekili
-Ve Ticaret Odası Başkan Yardımcısı.
İkinci adamlar katılmış.
Neden?
Turizm Bakanlığı, bütün uyarılara rağmen, hizmet alımını Ankara ve İstanbul’dan yapıp, sanatçıları da dışarıdan getirdiğine göre bu tavır da yerine oturmuş demektir! Kaldı ki, Türkiye’nin en güçlü basını olan Trabzon basınını da yok sayacaksınız.
Öyle ise, katılım da böyle olur!
Milletvekilleri zaman zaman yakınırlar, ‘Bize bireysel taleple değil toplumsal talep ve projelerle gelin.”
Doğru.
Bireysel taleplere ağırlık verenler popüler olsa da şehirlerin kültür ve sanatını, dahası ruhunu koruyacak milletvekilleri de elzemdir.
O anlar geldi de geçiyor.
Trabzon milletvekilleri veya Bakanları Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a soracak, ‘Sayın Bakan ne yapmaya çalışıyorsunuz?’
Nerede Trabzonlu Sanatçılar, Ünlüler ve Gazeteciler?
Eğer bir milletvekili bu işin peşini bırakmayıp, birkaç yıldır devam eden bize uymayan bu tavrı düzeltirse, vekilliğin hakkını veriyor demektir.
O zaman bireysel talep için gelenlere de söz söyleme hakkı doğar.
Türkiye’de her geçen yıl siyaset yapma biçimi değişiyor.
Hafızalarda Eyüp Aşık, Erdoğan Bayraktar rahmetli Mustafa Cumur, gibi sert siyaset yapan Trabzon milletvekili olduğu gibi, Hikmet Sami Türk, Mustafa Şen, İlhan Sungur gibi yumuşak siyaset yapanları da yakinen tanıdık..
Tarzları çok farklı.
Eyüp Aşık’ın defterinde ‘Olmaz’ diye bir şey yazmazdı!.
ÇAYKUR Yönetimi ‘Bakanım paramız kalmadı çay alamıyoruz. kontenjan uygulayacağız, başka çaremiz kalmadı’ deyince Aşık kendisine bağlı kasasında parası olan TEKEL’e, ÇAYKUR’dan tonlarca kuru paketli çay satın aldırdı ve çözümü buldu.
O, Kültür Yolu Festivalinin sahnelerini de, ses sistemini de, sanatçılarını için de Trabzon’dan hizmet alımı yaptırır bakanlık yerel basına bir fon ayırmadı ise onu da bir şekilde çözerdi.
Benzerini Erdoğan Bayraktar yapar mı idi, yapardı.
Onun için Milletvekilliği yapmak çok önemli değil, önemli olan iz bırakabilmektir.