Mustafa Eskihellaç’ın Yüreği!

Bir futbolcu, sadece bir mevkinin değil, bir duygunun adını taşır. Mustafa Eskihellaç. Onun oyunu istatistiklere sığmaz; çünkü o, sahada rakamlarla değil, kalbin ritmiyle oynuyor. Başakşehir karşısında alınan beraberlik bir skor olarak eksik, ama bir his olarak fazlaydı. Çünkü o akşam Trabzonspor’un sahadaki en berrak gerçeği, Mustafa’nın yüreğiydi.

Abone Ol

Futbol çoğu zaman akılla açıklanır, planla kurulur. Ama bazı anlar vardır ki oyun aklı aşar, sezgiye, ruha ve inanca dönüşür. Mustafa Eskihellaç o ince çizgide yürüyen bir oyuncu. Top ayağına geldiğinde sadece bir pas değil, bir niyet gönderiyor arkadaşlarına. Mücadele ettiğinde sadece rakibe değil, vazgeçmeye karşı direniyor.

Başakşehir maçında Trabzonspor, belki istediği coşkuyu tam bulamadı. Belki oyun zaman zaman suskunlaştı. Ama o suskunluğun içinde bir ses vardı: yorulmayan, yılmayan, eksilmeyen bir ses. O ses Mustafa’nın yüreğiydi. Her geri dönüşte, her pres hamlesinde, her kaybedilen topun peşinden koşuşunda bir mesaj vardı: Bu oyun henüz bitmedi.

Beraberlik… Futbolun gri tonlarından biri. Ne tam sevinçtir ne de tam hüzün. Ama bazı beraberlikler vardır ki bir karakter sınavıdır. İşte bu maç, Trabzonspor için tam olarak buydu. o sınavda en net, en saf cevabı veren isim Mustafa Eskihellaç oldu.

Çünkü o, oyunun estetiğinden önce ahlakını hatırlatıyor. Mücadelenin sadece kazanmak olmadığını, bazen ayakta kalmak olduğunu anlatıyor. Onun futbolu bir sonuç değil, bir duruş. Bu duruş, Trabzonspor’un aradığı ruhun ta kendisi.

Belki skor tabelası bu hikâyeyi yazmaz.Futbol, sadece tabelada oynanmaz. Bazen bir oyuncunun gözlerinde, bazen bir koşunun sonunda, bazen de hiç vazgeçmeyen bir yürekte yazılır.

O akşam Trabzonspor kazanamadı belki…

Ama Mustafa Eskihellaç, yine kaybetmedi.