Bizde öküz kafalı çocuklara “kalın kafan hiçbir şeyi almıyor” anlamında kızarak söyleriz. Nato’yu da biz uydurmuşuz bu veciz sözde.
Ama gel gör ki hakikaten NATO kafa devam ediyor aziz yurdumda. 28 Haziran’da Ankara’da toplanıyor NATO Zirvesi biz Ankara’da sıkıyönetim ilan etmişiz!
Büyük yollar kapanıyor Ankara’da, yolu geçtim idari izin ile devlet daireleri de kapanacak nerdeyse. Her bir daireye her gün bir kişi gelecek (o da gelirse amirine bağlı) diğer memurlar gelmeyecek! Peki, arkadaş bu yollar sadece devlet memurları mı kullanıyor işe giderken? Özel sektör ne olacak? Uçarak mı gidecek millet işine? Bari iş yapıyorsunuz tam yapın, resmi tatil ilan edin. Koskoca Trump hazretleri geliyor, bir resmi tatil olmasın mı?
Görüyor musunuz dostlar, NATO toplantısı için devlet kurumları kapatılıyor özel sektör çalışanlarının da uçma kabiliyeti olabileceği varsayılıyor. Yol boyunca paravanla eski evlerin görüntüsü kapatılıyor, çoğu evler devlet imkânı ile dış cepheleri boyatılıyor, asfaltlanıyor…
Ülkesinin halinden, sadece Trump gelince utanan bir yönetimin saçma sapan icraatları.
Sabah uyanıyorsunuz, işe gideceksiniz. Labirentte peynir peşinde dolanan fare gibi dolanıp duruyorsunuz. Her yerden “Yassah hemşerim” uyarıları. Ayrıca protestolarda yasak! Potansiyel protestocular tek tek toplanıyor. En son günler önce TEMA Vakfı’nın kuş cenneti gezisine katılan 50-65 yaş aralığındaki kişileri toplamışlar evlerinden tek tek!
Zirve 2 gün ama Başkent iki hafta kapalı. Toplantı, gösteri, basın açıklaması, oturma eylemi, protesto, miting, stant açma, çadır kurma, bildiri dağıtma, afiş/pankart asma gibi kamusal faaliyetler iki hafta (!) boyunca yasaklanmış! Dert ne? Dert; iç seçmene “bakın biz de büyük zirve yapıyoruz, küresel bir aktörüz” demek, yabancı liderlere de; “kusursuz başkent dekoru sunma” telaşı…
Benim halk olarak zerre umurumda değil, Macron’un yıllar önce dediği “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşmiştir” sözlerine katılıyorum. Bu geçerliliği kalmamış şeytani yapı için bu kadar özen gösterilmesine karşıyım.
Ha devlet der ki; Biz bunun ödeneğini NATO’dan aldık, o zaman diyecek lafım yok.
Benim paralarımla, benim vergilerimle, benim cebimden “dıjj güçler” için harcanan her bir kuruşumu helal etmiyorum.
Boğazlarında kalsın…
RAYLININ “HAFİF”İNDEN KURTULDUK!
Aylardır yazıyorum, raylının hafifi olmaz.
Olsa olsa fakiri olur, dedik. Metro’nun küçüğüdür, dedik. Dedik de ne oldu sanki reşit sen duy sen işit. Yerel yöneticiler allayıp pullayıp “Hafif Raylı geliyor” naraları atmaya devam etmişti ama Bakanlık seslerini kesti bizimkilerin.
Resmi Gazete ’deki tanıma göre isim artık: “Trabzon Raylı Sistem Hattı”…
Bakanlık tarafından ihalesi yapılıp Kalyon-Makyol ortaklığına verilen toplam 32 kilometrelik Akçaabat, Akyazı, Şehir Merkezi, Trabzon Havaalanı, Yomra hattının 15,5 kilometrelik birinci etabının ihalesi onaylanmış.
Trabzon Şehir Hastanesi, Akkazık Stadyumu, Meydan Parkı, Terminal, KTÜ ve Havalimanı arasındaki toplam 15,5 kilometre raylı sistem ve 8’i yeraltı, 8’i yer üstü olmak üzere 16 tramvay durağı ve 1 depo binasının inşaatı ile elektromekanik sistemlerin temin montaj ve işletmeye alma işlemleri başlıyor. İlk etap sonrası Akçaabat-Yomra hattı da eklendiğinde 32 kilometre ve istasyon sayısı 31’e yükselecek.
Bak bu güzel işte, tebrik ediyoruz.
Diğeri Trabzon’a hafif gelirdi…
“DİP” DEĞİL, “RİP” AKINTISI…
Uzmanlar devamlı uyarır “aman denizde yüzerken Rip akıntısına dikkat edin” diye.
Çoğumuz bunu “dip” akıntısı ile karıştırırız.
Özellikle Karadeniz gibi dalgası bol denizlerde meydana gelen Rip akıntısı, kıyıya vuran dalgaların geri dönüşü ile meydana geliyor. Su kütleleri, geri dönüşleri sırasında bir koridor oluşturuyor ve bu koridorda geriye doğru hareket eden kütlenin hızı, saatte 70 kilometreye kadar çıkabiliyor.
Bu da şu demek, söz konusu koridor içerisinde iken asla sahile doğru yüzmeyeceksin! Suyun üstüne koşsanız bile bu akıntıdan daha hızlı hareket edemiyorsunuz. Rip akıntıdan kurtulmanın en basit yolu, kıyıya paralel bir biçimde yüzerek ölümcül koridordan çıkmaya akıntı olmayan sulara ulaşmaya çalışmak gerek. Aksi yönde davranmak ve panikleyip kıyıya doğru yüzmek kötü neticeler doğurabilir diyor uzmanlar.
KTÜ Sürmene Deniz Bilimleri Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Erüz hocamda bir açıklama yapmış ve yöre halkını uyarmış.
Konu hafife alınmamalı arkadaşlar, “ben iyi yüzerim” demeyin. Rip şakaya gelmiyor, diz boyu sudan sizi alır açıklara sürükler. Kıyıya yüzmeye çalışmayın, kıyıya paralel yüzün diyor uzmanlar.
Bende diyorum ki; Çocuklarınızı asla gözünüzün önünden ayırmayın. Hatta çocuklarınızı Karadeniz’e bir başına sokmayın. Deniz sakin de olsa, dalgalı da olsa dikkati elden bırakmayın. Kendinize aşırı güvenmeyin, lüzumsuz riskler almayın.
Denizin şakası olmaz…
TRABZON VALİSİNİN MADARA OLMASI…
Kadri Paşa 1892-1903 arasında 11 sene Trabzon Valiliği yapmış. Görev süresinde bölgesindeki ayrılıkçı faaliyetleri dengelemeye çalışmış, Ermeni çetelerine göz açtırmamış ayaklanmaları yatıştırmış bir Vali Kadri Paşa.
Kolera salgını var o zamanlar, ciddi sağlık ve karantina tedbirleri uygulamış Paşa. Aynı zamanda bölgede asayişi bozan eşkıyalar ve tütün kaçakçıları ile de etkin bir biçimde mücadele etmiş. Namı almış yürümüş Kadri Paşa’nın…
O dönem tütün kaçakçılığı ile şöhreti dillerde destan olan biri Kadri Bey’e haber göndermiş: “Beni takip ettirmekten vazgeçsin, ben istersem onun gözü önünde tütün kaçakçılığı yaparım, ruhu duymaz…” demiş.
Bu haberden birkaç gün sonra Kadri Bey, Uzunsokak’taki Bakioğlu Kahvesi’nin önünde vatandaşlar ile otururken önlerinden bir cenaze alayı geçiyormuş. Cenazeye hürmeten Kadri Bey de halkla beraber ayağa kalkmış ve saygı da bulunmuşlar.
Ertesi gün Trabzonlu meşhur kaçakçıdan Kadri Bey’e şu haber gelmiş: “Dün önünüzden geçen tabutta ölü yoktu! Sizin bile hürmetle ayağa kalktığınız tabut kaçak tütünle dolu idi…”
Şair burada neyi anlatmış?
Trabzonlu yasaklara karşıdır, nokta.
MOTOSİKLETLERE AYRI BİR YASA MI VAR?
Arkadaş, her gün bir kaza vakası ile rastlaşıyoruz.
Geçenlerde de bir yazı yazmış, motosiklet derneğinden cevap almıştım. Haklılar onlarda, iyisi var kötüsü var. Zevk için, spor için, bir gereksinme aracı için motosiklet kullanan motosiklet sürücüleri ile özellikle motokurye vazifesi görenlerle bir tutulmamalı.
Şerit kavramı yok bu anlattığım yasak tanımaz arkadaşlarda. Yaya çizgisi, yaya kaldırımı sanki bunlara ait. “Yaya” diyor arkadaş, yaya. Yani bizlere ait, sivrisinek gibi sağımızdan solumuzdan geçiyorsunuz. Her boşluğa kafanızı sokuyorsunuz arkadaşlar. Sizde diğer 4 tekerli araçları kullananlar gibi trafikte bir vasıta kullanıyorsunuz ve aynı diğer araçlar gibi aynı trafik mevzuatına tabisiniz. İki tekerli araç kullanmak size öncelik, geçiş üstünlüğü asla vermiyor.
Size her şey mubah sanki, kırmızı ışıktan geçme sizde, yaya yolundan geçme sizde, sol şeritten hızla gidip aniden yaya yoluna dönme isteği sizde, kırmızı ışıkta kaldırıma çıkıp yola devam etme sizde. Say say bitmiyor anasını satayım.
Kask desen yok, kurallara uymak yok, eldiven yok…
Düzgün kullananlara bir lafım olmaz elbette ama bu saydığım şekilde motorunu kullananlara asla saygı göstermiyorum.
Yaz geldi, insanlar sokaklarda. Okullarda bu hafta tatil, çoğalıyor kent merkezleri.
Saygımızı, sabrımızı zorlamayın yasak tanımaz motorcular…
VAY BE HALİL, SEN DE Mİ?
Sözcü gazetesine mülakatta bulunmuş, Atatürkçülere “her haltı yiyorlar” demiş.
Kendisini yıllarca aydın zannederdim Berhan Şimşek gibi.
Halil abi, TRT’den iş kapmak için bu kadar küçülmene değmez. Gerçi ben sana da “yetmez ama evet” dediğin için bir virgül koymuştum, asıl şimdi noktayı seve seve koyuyorum.
Yıllar önce Trabzon’da misafir etmiştik Halil Ergun’u. O dönem onursal başkanlığını CHP’li eski Kültür Bakanı Ercan Karakaş’ın yaptığı SODEV’in (Sosyal Demokrasi Vakfı) Trabzon’da yaptığı bir söyleşide panelistlerinden biri idi Halil Ergun. Kendisini 2-3 gün misafir ettik, kentin kültürünü sanatını anlattık. Akşamları beraber yemek yedik, sohbet ettik.
O günden beri kendisini Atatürkçü, demokrat, özgürlükçü bir sanatçı diye bilirdim. Meğer Atatürkçü değilmiş, sadece Cumhuriyetçi imiş! Cumhuriyetçi olmak ne demek Halil abi? Sonuçta İran da bir cumhuriyettir, Çin de. Kullandığın kelimelerin anlamını bil de konuş.
Bak Halil, ben Atatürkçü Cumhuriyet çocuğuyum. Senin ne olduğun umurumda değil.
79 yaşına geldin, aç mı kaldın? Yoksa bunlar senin de mi bir açığını buldular?
Ne diyeyim ben sana, sadece;
Eline sağlık efsaneler efsanesi Tarık Akan diyorum…
MUTLAK BUTLAN’IN VERDİĞİ DERS…
Hayır, biz bu Kemal ile nasıl yüzde 48 oy aldık hala inanamıyorum.
Mustafa Balbay’a verdiği röportajda, CHP’li belediyelere yönelik yapılan operasyonların siyasi olmadığını, yolsuzluk kaynaklı olduğunu tekrar tekrar vurgulamış!
Yıl 2010, Baykal kaset patlatmış istifa etmiş koltuğa oturmuşsun.
13 sene partiyi yönetmiş defalarca seçim kaybetmiş istifa etmemişsin. Üç sene sonra tekrar hortlamış partinin başına paraşütle inmişsin.
İnsanda biraz utanma olur arkadaş, sen bitmişsin artık senin devrin bitmiş görmüyorsun…
Dokunulmazlıkları kaldırıp Selahattin Demirtaş’ı kodese gönderen sen, 2017 referandumunda mühürsüz oyların kabulü ve muhalefet tarafından sindirilmesine yardımcı olan sen, Reis kazansın diye MHP ile bir olup Ekmeleddin’i aday yapan sen, 2023’de saraydan aldığın emir doğrultusunda kendini aday yaptıran sen, yine 2023’te ne olur ne olmaz İmamoğlu bireysel aday olmasın diye Ahmak Davasında siyasi yasak getirilirken Almanya’da fink atan sen, o dönem İmamoğlu aday olursa İstinaf Mahkemesi siyasi yasağı onaylayacak adaysız kalırız el mahkûm ben aday olacağım diyen sen.
Şimdi çıkmış parlamenter sisteme geçeceğiz geçin arkama diyorsun, bizde yedik!
13 seçimdir başaramadığın neyi başaracaksın ey Kemal?
79 yaşına gireceksin, neyi düzelteceksin?
Arabistanlı Lawrence seni görse diz çöker tövbe ister. İnan Reis’in danışmanları bile AKP için bu kadar canla başla çalışmadı.
Rejim değiştirmek için sen bir aparatsın, bunu net görüyor halk.
Ve artık diyorum ki; Bu tabloyu gördükten sonra bir belediye CHP’de kalmış bir belediye AKP’de kalmış hiçbir önemi yok. Derhal partiler üstü bir blok kurulmalı ve bu rejim değişikliği durumuna cephe oluşturmalı, tabandan örgütlenmeli diyorum.
Haydi, Özgür Özel…
Sana sloganda benden olsun: “Seçme ve seçilme hakkına sahip çıkmak istiyor musun?”
Bir yerden başlamalısın Özgür Özel, bekleme…