OKULLAR BİTTİ Mİ?

Abone Ol


Çocuklar, okula sadece sınava hazırlanmak için gidiyorlarsa, sınavların bitmesinden sonra okula gitmenin ne gereği var?
Milli Eğitim Bakanlığının bütün yetkilileri, sistemi, “sınav odaklı” olmaktan kurtarmak gerektiğine inanıyor ve bunu dillendiriyorsa, demek ki, sistem sınava endekslenmiştir. Yetkililer, sistemi bu durumdan kurtarmak gerektiğine inanıyor, ama bu durumu değiştirmek için yapılanların hiç biri işe yaramıyor. Sistem hala “sınav odaklı”!..

Okullar sınav odaklı olduğuna göre, çocukların okulu sevmesini beklemek boşunadır. Çünkü sınav sevilmez! Okulun sevilmemesinin en temel sebeplerinden biri de bu, zaten.

“Okul, çocuklar için cazibe merkezi haline getirilmelidir.” sözü yetkililerce her zaman dillendirilmektedir. Buna rağmen okul, hala bir cazibe merkezi haline getirilememiştir. Okulları fiziksel olarak donanımlı hale getirmek, yenilemek, vs. gibi değişiklikler, okulu maalesef cazip hale getirmiyor. Çünkü “İki gönül bir olursa, samanlık seyran olur.” Eğer çocuklar okula gönüllü olarak gitmiyorlarsa, istediğiniz kadar yeni, donanımlı okullar inşa edin, çocuklar okulu sevmeyeceklerdir. Nitekim sevmiyorlar.

Çocuk, okula gönül birliği edecek öğretmenleri varsa, severek gidecektir. Sınıfta otururken öğretmeninin sevgi dolu davranışlarını gören çocuk, okulu sevecektir. Okulda bir formalite gereği bulunduğunu düşünen çocuk, mümkün mertebe formaliteleri delmek isteyecektir. Bu durum, hasta olmadığı halde, sağlık raporu almayı bile alışkanlık haline getirmesi sonucunu doğuracaktır. Nasıl olsa her şey formalite, hastalık da formalite, rapor da… Zaten okulun kendisi tamamen formalite…

Eğitim-öğretim yılı başından beri “TEOG” konuştuk, düşündük. Okullar artık gerçek gündemlerine dönmeli değil mi? Bu kalan süreyi hiç olmazsa “şölen havası” içinde geçirmek çok mu zor? Çocukları okula çekecek birçok şey bulunabilir. Öğretmenlerin çocuklarla sinemaya gitmesi, okulda tiyatro gösterisi yapılması, vb. etkinlikler, çocukları okula çekebilir.

 Gerçekten çocukları okula çekmek zorlu bir iştir. Okul yönetiminin artık “yönetmek” yerine, “liderlik yapmak” gibi bir rolü üstlenmesinden söz ediliyor. Okulları yaşanacak mekânlar haline getirmek, eğitim liderlerinin temel misyonu olmalıdır. Okullarında “Kaç öğrenci, hangi “iyi(!) okula” yerleştirildi?” sorusundan çok, “Okulumuzdaki öğrenciler okulu seviyor mu, sevmiyor mu?” sorusu ile ilgili olmalıdırlar.
Çocukların okulu sevmemeleri, onların mutlu olmamalarını beraberinde getiriyor. Okullar, çocukları “cep telefonları” kadar cezbetmiyorsa, burada bir sorun var. Okullar, TEOG’ tan önce bu sorun üzerinde yoğunlaşmalıdır!

Gerçekten okullar bitti mi? TEOG bittiğine göre, okul da bitmiştir. Çok kötü… Çünkü okul demek, sınav demek değildir!..