OKULLAR TATİLE GİRERKEN

Abone Ol

Öğretmenlerin bu süreçte cevaplandırması gereken kritik sorulardan bazıları şunlar olabilir:
*Öğretmen olarak, öğrencilerimi hayata ne dereceye kadar hazırlayabildim?
* Öğrencilere öğrettiklerimle kendilerini ne kadar geliştirebildi?
*Öğrencilerime olumlu davranışlar kazandırmada ne kadar başarılı oldum?
*Öğrencilerimin kişisel gelişmelerine daha nasıl katkı yapabilirdim?
*Öğrencilerim kitap okuma konusunda ne kadar hevesli? Kitap okuma, öğrencilerim için bir zevk mi? Yoksa bir angarya veya eziyet mi?
Bu ve benzeri kritik sorular, öğretmenlerin yılsonunda neleri yapıp neleri yapamadıkları konusunda, onlara önemli ipuçları verebilir. Yoksa öğrencilerinin kaçının sınıfı iyi bir derece ile geçtiği veya kaçının teşekkür/takdir aldığı, kaçının bir üst öğrenim için sınav kazandığını bilmek, öğretmenlerin ne kadar başarılı olduğunu açıklamaz. Çünkü bu son cümlede açıklanan hususlar, okulların “öğretim” boyutu ile ilgilidir. Yukarıdaki sorularla sorgulanan hususlar, okulun “eğitim” boyutu ile ilgili olup, okulların bu boyutu, okulun öğretim rolünden çok daha önemlidir. Nitekim eğitim sisteminin başarısızlığından söz edilirken, okulların eğitim boyutuna vurgu yapıldığını biliyoruz. Öğretmenlerin okul başarısı, öğrencilerimizin eğitimine katkısı oranında anlamlıdır. Öyleyse hep eğitimciliğimizi öne çıkardığımız gibi, öğrencilere neleri kazandırıp, neleri kazandıramadığımız noktasında kendimizi sorgularken, onlara hangi eğitimsel yaşantıları kazandırıp kazandıramadığımızı da sorgulamamız gerektiğinin altı çizilmelidir.
Eğitim yöneticileri olarak da aynayı kendimize tutmamız şarttır. Bu işlemi yaparken eğitim yöneticisi olarak kendimize yöneltebileceğimiz bazı kritik sorular şunlar olabilir:
*Bu eğitim-öğretim yılı sonunda okulumu ne kadar “öğrenen örgüt” yapabildim?
*Öğretmenlerimizin kişisel ve mesleki gelişimlerine ne kadar katkı yapabildim?
*Okulumuzu misyonumuz doğrultusunda ne kadar yönetebildim?
*Vizyonumuza ulaşmada ne kadar yol aldım?
*Okul müdürü olarak bu yıl neyi gerçekleştirebildim?
*Okulumda değişimi ne kadar gerçekleştirebildim?
*Okulumuzda geleneksel “mevzuat bekçiliği” mi yaptım? Yoksa mevzuatı gerektiği zamanlarda kerhen mi kullandım?
*Okulumda geçen yıl olmayıp bu yıl ilk kez uygulanan bir çalışma yapabildim mi?
*Öğretmen ve öğrencileri okul yönetimine katabildim mi?
*Öğretmenler kurulunda neler konuştuk? Yılın başında yapılan öğretmenler kurulu ile yılsonu öğretmenler kurulu arasında bir fark var mı?
*Zümre öğretmenler kurullarında eğitim/öğretimin değişim ve dönüşümüne ilişkin neler konuşuldu? Bu hususlardan ne kadarını okul yönetimine yansıtabildim?
Bu arada velilerin de yılsonunda dönüp arkalarına bakmaları gerekir.
*Çocuğumla ilgilenirken hep kendimi mi düşündüm, yoksa çocuğumu mu?
*Acaba çocuğumla ilgilenme biçimim, onu bana ve aileye  “bağımlı” hale mi getirdi?
*Çocuğuma zaman ayırabildim mi? Bu zaman ayırmayı, onunla ders çalışma biçiminde değil, onunla kaliteli zaman geçirme biçiminde yapabildim mi? Yani onu adam yerine koyup, sinemaya, tiyatroya, sergiye, camiye, bayrama gittim mi?
Sonuç olarak, yaptığı iş üzerinde düşünen tek varlık olan insan, her bir dönemin sonunda kendini hesaba çekmelidir. Bu işlemden hiçbirimiz kurtulamayız; akademisyenler, eğitim yöneticileri,  okul yöneticileri, öğretmenler, veliler… Yaptığımız iş üzerinde düşünce üretebilirsek, bir sonraki dönemde çok daha iyi sonuçlar alacağımızı biliyorum.
Öğrenciler önce insandırlar ve onun için önce mutlu olmak ihtiyacı içerisindedirler. Okulun bütün çalışmaları, onların mutluluğunu inşa etmeye yönelik olmalıdır. Yukarıdaki nefis muhasebesinin temel amacı da bundan başka bir şey değildir.
Okulla ilgili olan herkese iyi tatiller…