Oy Fındığım, Finduğum!

Önce yanlış yönlendirenler… Gazete ve internet cenahında yer alanlar; “Söz uçar yazı kalır” diyerek satırlara döküp uyarmaktan imtina etmediler!

Abone Ol

Görüntülü ve sözlü medyadaki meslektaşlarımız, “Çok lâf yalansız olmaz” diyerek, “Ağızdan çıkanı kulak duymalı” gerçeği ise hatırlatmak vazgeçmediler!

Ama birileri “Siz ne derseniz deyin, biz bildiğimizi okuruz” babından

hareket eylemekten hiç ama hiç ama hiç geri kalmadılar.

Fındık köylüsünü, hadi diyelim fındık üreticisini yanıltmaktan, yanlışa yönlendirmek geri durmadılar.

Ama artık, üreticinin tahammülünü de bitirdiler ve “Mızrak da çuvala sığmıyor!”

Halkın tümü adına olan bir işi icra eden ben diyeyim “Meslektaşlarım”, siz söyleyin “Gazeteciler” tahammül sınırlarını aşan vaatlerle yaşanan gerçekleri ortaya koymaya başladılar.

Tıpkı önceki gün Yeni Giresun Gazetesi’nde yer alan haber-yorumda olduğu gibi.

Söz konusu haberin sadece girişini paylaşıp, geri kalan kısmını da Google’ye başvurup internet üzerinden okuyabileceğinizi hatırlatıyorum.

İşte o haber:

“Fındık piyasasında geçtiğimiz haftalarda yaşanan yükseliş trendi, yerini sert bir düşüşe bıraktı. CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel’in ‘Fındık 400 lira olacak’ açıklamalarının ardından fiyatlar, beklentilerin aksine 205 lira bandına kadar geriledi. Yanlış yönlendirildiklerini savunan üreticiler, hem Adıgüzel’e, hem de CHP kanadına tepkili.”

Sonra, Altın-Fındık Mukayesesi…

Geçen hafta, Eylül ayında fındığını satıp, altına yatıran üreticinin neler kazandığı ile ilgili rakamlar üzerinden değerlendirmede bulunmuştuk.

Farklı bir açıdan benzeri bir “Altın-Fındık” mukayesesi Fatsa Gazetesi’nden geldi.

“Bekleyin, satmayın” diye akıl verenleri de hatırlatan (!) o değerlendirme:

“Ekim ayında 16 kilo fındıkla alınabilen 1 gram altın için bugün 29 kilo fındık satmak gerekiyor.
1 Ekim 2025’te serbest piyasada fındığın kilosu 325 TL, gram altın ise 5.167 TL seviyesindeydi. Bu dönemde üretici, yaklaşık 16 kilo fındık satarak 1 gram altın alabiliyordu. Bir başka ifadeyle 1 kilo fındık, 0,063 gram altına denk geliyordu. Ancak aradan geçen dört ayda tablo üretici aleyhine dramatik biçimde değişti. Bugün gram altın 7.550 TL seviyelerine ulaşırken, fındık fiyatı 260 TL’ye kadar geriledi. Bu yeni dengede 1 gram altın alabilmek için yaklaşık 29 kilo fındık satılması gerekiyor.”

Yetmedi; Alarm Zillerini Çaldıranlar!

Söz konusu fındık olduğunda, üretici-köylü adına kilise çanlarından bile büyük zillerini çalma yetkisini elinde bulunduran ZO temsilcilerinin, “Alarm zilleri çalıyor” diyerek halâ ve ısrarla kendilerini “masum” yerine koyup, sektörde sürekli diğer aktörleri suçlamalarının bir türlü önüne geçemedik! Ya da alışkanlıklarından vazgeçiremedik!

Diğer aktörlerde ben diyeyim “Suç”, siz söyleyin “Hata” yok mu?

Olmaz olur mu?

Ama o “Diğer aktör” dediklerimizin hiç biri Hacı Bektaş Veli’nin, “Her ne arar isen kendinde ara” uyarısı ile Cenab-ı Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de, “Sana gelen iyilikler Allah’tandır. Başına gelen kötülük için senden, nefsindendir” ayetini (Nisa-79) ZO’lar kadar unutmuyorlar!

Dahası; gidişatın vahimliği!

O ki fındıkta diğer aktörlerden söz eyledik, “Bu da gerçek değil mi?” diye sorularak yapılan gönderiden bir parçayı da sütunlara taşımak hasıl oldu.

*

İşte o satırlar:

“Sanayiciler fındık alır, alıyor. Fındık onlar için hammadde. Bir sanayici için hammadde güvenilir, istikrarlı fiyatlı ve istenilen standartta olmalı. Bizim fındığımızda ve sektörümüzde bunların hangisi var?

Sanayi tombul fındık ister. Biz de 22 çeşit fındık var!

Fiyat istikrarı yok. Arz istikrarı yok. Bazen bir ton fındık bile bulamazsın satan almak için. Adeta alıcılar, “İstesin istemesin bizden fındık almak zorundalar” mantığı ile yıllardır ticaret yapmaya çalışıyoruz. Kullanıcı alternatif bulduğunda arkasını dönüp gidecek, gidiyor.

Onun için uzun vadeli hazırlıklar yapıyor. Ya da kullanma yüzdelerini ağır ağır azaltıp, başka ürünlerle yola devamı planlıyor.”

Ve de, Hindistan Pazarı…

Fındığı çerez olarak tüketen ülkelerin ilk sıralarında Hindistan’da yer alıyor.

1 milyar 500 milyonluk bir nüfusa sahip bu ülkede Karadeniz Fındık ve Mamulleri Birliği, talebi yüksek bir Pazar oluşturmak için olağanüstü çaba sarf ediyor.

Ama kolay değil tabii.

Birlik başkanı Hasan Sabır’ın yaptığı değerlendirmede olduğu gibi:

“Hindistan, tüm zorluklara rağmen büyüyecek bir pazar. İlk sorun gümrük vergileri. Fakat orada bir tüketim alışkanlığı var. Yani kültürel olarak hazırlar. Tabii çok büyük bir coğrafya. Belli alım gücü olan insanlar zaten tüketebiliyor. Şu an öyle pahalıyız ki normal bir kuruyemiş değil de premium ürün olarak pazarlanıyor. Ancak çikolata sanayisi de bir şekilde gelişen bir ülke. Zamanla ister istemez pazar büyüyecek. Bizde durmadan tanıtım faaliyetine devam edeceğiz.”

İlle de en kötüsü:

5-10 yıl sonra kriz…

Ordu’da faaliyet gösteren Gürsoy Fındık’ın Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Necdet Gürsoy ufukta gözüken acı gerçeğe bir kez daha dikkat çekmekten geri durmadı.

UFK Başkanlığı da yapmış olan, Gürsoy, Dünya genelinde Türkiye dışındaki fındık üretim alanlarının hızla artışına dikkat çektiği son değerlendirmesini, “Türk fındığının rekabet gücünü ciddi biçimde tehdit ediliyor. Küresel üretim stratejilerinin temel amacının Türk fındığına olan bağımlılığı azaltmaktır” diyerek açık açık dile getirdi.

Fındık fiyatlarını etkileyen en önemli unsurun Türkiye dışındaki üretim alanlarının artışı olduğunu bir kez daha hatırlattı.

İtalya, Şili, Gürcistan, Azerbaycan ve ABD’nin Oregon eyaletinde kurulan yeni fındık bahçelerine dikkat çekti.

Bu üretim alanlarının doğal piyasa koşullarıyla değil, çok uluslu firmaların bilgi birikimi ve finansman desteğiyle oluşturulduğunu özellikle vurguladı.

Ve de en acı gerçeği, kara kara düşünerek olsa da ortaya koydu:

Mevcut gidişat riskler barındırıyor. Önlem alınmaması halinde Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere fındık üretim bölgelerinde önümüzdeki 5-10 yıl içinde ciddi ekonomik sorunların yaşanabilecektir.”

Daha ne desin ki?