Lakin iyi oynayıp ta kaybederse, hiç bir işe yaramaz.
Çünkü iyi oynadın diye kimse saha puan vermez.
Ne olur?
‘Ameliyat başarılı ama hasta öldü’ olur.
Böyle bir girişten sonra gelelim Trabzonspor’un Kayserispor maçına..
Ve ilk başta şunu söyleyelim; Zor bir deplasmandan hem de 3 golle alınan 3 puan çok önemlidir ama, hele de takipçileri Beşiktaş ile Göztepe’nin kaybettiği bir haftada önemin yanında tadından yenmez lezzettedir.
Çünkü Trabzonspor bu sonuçtan sonra en yakın takipçisi Beşiktaş’la arasındaki puan farkını 8 e çıkararak bence Lig 3.lüğünü büyük oranda garantleyerek,UEFA Avrupa Ligine katılmayı da cebe atmıştır.
Bununla da kalmamış 3 puan önündeki Fenerbahçe’yi yakalayıp 2. olma şansını da sürdürmüştür.
Ki Fenerbahçe’nin son haline bakarsak bu fark bir maça bakar.
Kaldı ki son Samsunspor’u 95.dakikada attıkları golle kazandıkları maçta açık ofsayt olan bu gol iptal edilseydi, fark şimdi 1 e inmişti.
Diyelim, gelelim Trabzonspor’un sahadaki görüntüsüne..
İyi ki Onuachu var !
Trabzonspor maça iyi pas yaparak, top gezdirerek kendinden emin ve taraftarına güven v eren bir futbolla başladı.
Lakin bu görüntü 8. dakikada Dorukan’ın kırmızı kart görüp Kayserispor’un 10 kişi kalmasından sonra tamamen değişti.
Sanki 10 kişi kalan Kayseri değil de Trabzonspor’du ..
Topla oynayan yine Trabzonspor’du ama, gol pozisyonlarına giren Kayserispor oldu.
Sarı-Kırmızılılar bu dakikalarda ikisini Onana’nun kurtardığı 4 net pozisyon yakaladılar.
Trabzonspor ise 38. dakikada Jubkov’un şutuna kadar rakip kalede etkili olamadı.
İlk yarının 0-0 bitmesi beklenirken, 45+2 de Pina’nın ortaladığı topu üç kişi arasından Kayserispor filelerine gönderip Bordo-Mavilileri öne geçiren, Onuachu,45+7 da da penaltıdan farkı ikiye çıkarınca ‘Artık işimiz kolaylaştı’ diyerek herkesi rahatlattı.
Daha doğrusu biz öyle sandık.
Zira değil 2-0, 3. golü yemelerine rağmen oyunu bırakmayan Kayseripor,Trabzonspor kalesine saldırdıkça saldırdı, tribündeki ve TV başındaki taraftarına da zor nefes aldırdı.
83 te attıkları golden 1 dakika sonra Mustafa’nın büyük bir gayretle önlediği ancak uzaklaştırırken direğe çarptırdığı top da gol olsa , bir anda 3-2 ye gelecek maçtan en azından 3-3’lük beraberlikle ayrılmaları hiç te hayal olmayacaktı.
Düşünsenize 3- 0 galip durumdaki bir Trabzonspor, hem de 10 kişi oynayan bir rakip karşısında son 8-10 dakikada yediği gollerle sahadan 3-3 lük skorla berabere ayrılsa ne olacaktı?
Bence bunun vereceği hasar, giden 2 puandan çok da fazla olacaktı.
Verilmiş sadakamız varmış diyelim, ‘Niye böyle oldu’yu biraz irdeleyelim.
3-0 dan maç gidiyordu!
Daha önce de çok yazdık.
Ofansif orta saha ,forvet arkası pozisyonunda oynayan Muçi attığı inanılmaz gollerle çok büyük katkı sağlıyor ama ,bu pozisyonda oynayınca Trabzonspor orta sahası iki kişi kalıyor.
İç sahada derbiler hariç ve de Falcorelli’nin oynadığı maçlarda fazla sorun çıkarmayan bu durum deplasmanlarda ise sıkıntı yaratıyor.
Zira sana karşı 3-4 hatta 5 orta saha ile oynayan rakipler bu alanı ele geçirip kolayca da kalene iniyorlar
Topu alan neredeyse direkt defansla karşı karşıya kalıyor.
Allah’ın lütfu bir Onuachu’n var da , attığı gollerle durumu kurtarıyor.
Bence bu maçta bir başka sıkıntı da şu oldu:
Giren oyuncuların hiçbir katkısı olmadı.
Kayserispor 10 kişiydi ama ,Trabzonspor’da son 20 dakikada 8-9 kişi oynadı desek yanlış olmaz..
Hele de sağ kanadın iki başarılı ismi Zubkov ile Pina’nın ikisi birden oyundan alınınca, Kayserispor burayı yol geçen hanına çevirip etkili ataklar geliştirdi.
Diyelim, hataları kazanırken dile getirip, gelecek maçlarda da aynı sıkıntıların yaşanmaması için az da olsa katkı yapalım.
Ve de harcanan paralara bakıldığında rakiplerine oranla cerez parasıyla Trabzonspor’u bu duruma getiren teknik direktörü Fatih Tekke ile oyuncuların da hakkını verip kutlayalım..
Rekora az kaldı
Trabzonspor’un yıldız forveti Paul Onuachu Kayserispor filelerini de iki kez havalandırarak 3 maçta yer almamasına rağmen ligdeki toplam gol sayısını da 20’ye çıkarıp en yakın takipçisine de 4 gol fark atarak zirvedeki yerini korudu.
Futbol kariyerinde bir sezonda en çok gole 2022-23 sezonunda formasını giydiği Belçika ekibi Gent’te kaydettiği 21 golle ulaşan 31 yaşındaki oyuncu, bir gol daha attığında Bordo-Mavili formayla bu rekoru yakalayacak.
Ligin bitimine daha 9 maç olduğu düşünülürse, Onuachu’nun bu sayıyı çok daha fazla arttırması kesin gibi..
Margo gibiler!..
Beşiktaş-G.Saray derbisinin ardından, F.Bahçe-Samsun karşılaşması sonrası artan tepkiler üzerine MHK, hakemleri 'acil' koduyla hafta arası seminere çağırmış.
TFF Başkanvekili Mecnun Otyakmaz,’ Hakemlerin iki haftadır hata yaptığını biz de görüyoruz. Ama futbolcular, yöneticiler, taraftarlar ve basın, kendilerine o kadar yardımcı oluyor ki!… Darbe almayan oyuncu, kendini yere atıyor’demiş..
İyi de bu hatalar nedense hep iki takım lehine oluyor ama, onlar da hem öpüp hem de bağıran margo gibi hiç susmuyorlar..
Bağırdıkça da, yan hakemler ortalıyor, ortalar da golü atıyor!
Gerekirse devreye VAR giriyor..
Los Turcos
Lakabı ‘Los Turcos’ olan İspanya La Liga takımlarından Deportivo de La Coruna'nın hemen her iç saha maçında Türk bayrağını görebilmek mümkün oluyor.
Bunun sebebi de şuymuş: Galiçya bölgesinde bulunan komşu iki kentin takımı Celta Vigo ile Deportivo arasında haliyle ezeli bir rekabet varmış ve Celta Vigolular,‘Hakaret etmek’ amaçlı Deportivolulara ‘Los Turcos’ (Türkler) lakabını takmışlar.
Bu lakap Deportivolu taraftarların çok hoşuna gitmiş ve resmen benimsemişler.
Ayrıca ‘Türk gibi güçlü’ şeklinde de bir de slogan oluşturmuşlar.
Savaş değil katliam!
İran-Amerika olayını hem asker, hem siyasetçi hem de savaş üzerine kitapları olan bir yazar olarak izleyen emekli tümgeneral Osman Pamukoğlu diyor ki; Savaşının da bir hukuku, ahlakı ve prensipleri vardır. İran Savaşı’nda bu ilke Amerika ve İsrail tarafından yerle bir edildi. 6-7 yaşındaki kız çocuklarının ilk okulu füzelerle vurulur mu, 156 çocuk öldürülür mü?
Bu, savaş falan değil; bu sıradan katilliktir.
Ne var ki Birleşmiş Milletler dahil hiçbir yerden gık bile çıkmadı.
Bu uluslararası çürümenin ta kendisidir.
‘Ayvayı yemek’ eskidendi !
Aşırı hayat pahalılığından herşey etkilendi.
Mesela, ‘Ayvayı yedi’ diye bir deyiş vardı ya, o bile değişti..
Nasıl oldu ki?
Şöyle oldu;
Kilosu 200 liraya yaklaşıp iri bir tanesi bile neredeyse 100 lira olunca, o da mecburen değişti;
‘Sıkıysa ye ayvayı’ oldu
Ya da ‘Ayvayı yiyemedi’
Aktif ama, hiper değil!
Bizim çocukluğumuzda ‘Hiperaktif diye birşey yoktu.
Büyükler,‘Bunun g.tünde kurt var’ derlerdi..