PARİS'TE YİTİP GİDEN SEVGİLİ!!!
Ne lezzetlidir insanın kendisiyle yüzleşmesi.
Ama şimdi kendimi bir kenara bırakmalıyım.
En azından kısa bir süreliğine...
Öyle bir yerdeyim ki tamda şuanda,boğuluyorum zevkten...
Karşımda yüzyılı aşkın süredir yerinde duran,el oymasından yapılmış devasal büyük ,varak boyalı bir ayna...
Elimde kalemim ile dalıyoruz onun geçmişine...
Kimbilir kimler karşısında ağladı ve paramparça yapmak istedi onu...
İncecik beline iliştirdiği kemer ile ne nârâlar atıldı karşında,beğenme iç güdüsüyle...
Kaç gece,sallanan koltuğunda terkedilişini izledi...
Kimbilir!!!
Tepemden aşağıya sallanan,isotlu lambanın ışıkları vurdukça aynaya;
Daha net görünüyor yaşanmışlıkların acısı...
Cevapsız kalan onca sorular...
Birbirine çookk uzak durak,söylenmemiş cümlelerde yok oldu gitti hayali aynaya yansıyan o naif kadın...
Kaç geceler ve gündüzler karışmıştı birbirine ...
Bakınca aynaya belli oluyordu bu...
Aslında kendimi bile görmekte zorlanıyordum çillenen bu aynada...
Lâkin o nâif kadın hüzünle gülümsüyordu bana,görebiliyordum...
Yitip giden yıllarımın içinde kaybolmuşken,ne iyi ettinde geldin ruhuma diyor gibiydi...
Belli ki anlatacak çok şeyi vardı bana...
Buna hiç şüphem yok!!!
Yok da;ben ne kadarını duymaya hazırım???
Sanırım sevdim ben bu hüzünlü kadını...
Ruhunu ruhumla bütünleştirip sonuna kadar dile getiremediği aşklarını ve acılarını dinleyeceğim...
Sonrasında da satır satır yazacağım onu...