PSİKODOG

Bizim Pamuk… Ünü, kütüphaneyi de aşmış durumda… Özellikle çocukların ilk sorusu onunla başlıyor: “Pamuk nerede?”

Abone Ol

Kaplumbağa ve ördekler de tanınıyorlar ama reytingi(!) en yüksek olan o…

Bu aralar bi havalar bi havalar ki o da ünlü olmasından kaynaklanıyor herhalde.

Neyse nazını çekeceğiz doğal olarak!

Güya onun ruh halini çözmeye çalışıyorum, neyi niçin yaptığını…

***

Komşunun Kangal cinsi köpeğini pek sevdiği söylenemez, ne zaman yakınlardan bir yerden geçse…

Tuhaf sesler çıkarıyor, ters istikamete doğru koşuyor!

Bu arada tüm hıncını ördeklerden çıkarırcasına yeni bir karaktere bürünüyor.

Peşlerinden koşturuyor, Kıbrıs şeklindeki küçük havuza atlatıncaya kadar…

Gücü ancak onlara yetiyor.

O an biraz rahatlıyor sanki…

Psikodog...

Yan yoldan gelip geçen Kangal’a da ince ince ama öfkeli “hav hav” yetiştiriyor.

Karşı köyde seslerini yükselten köpekleri de boş geçmiyor.

Aslında en çok canımı sıkan ayrıntı da bu…

Senin ne işin olur karşı köyün köpekleriyle? Yanından geçenlere sözün geçmez, kuş uçuşu bilmem ne kadar uzaktakilere verip veriştirirsin!”

***

Düşündüm de…

Bu köpek ne yapmaya çalışıyor?”

Sanki onu karşıma almışım da…

Sağlı sollu sorular sormuşum da…

Kem küm” şeklindeki cevaplarından pek mutlu olmamışım da…

Veterinere götürsem ne olacak? “Köpeğim için kaygılanıyorum” desem!

İnsanların yok sayıldığı bir dünyada!

Köyde duyulsa inanın bana gülerler...

***

Kütüphanede yaşayınca köpeğinizle arkadaş gibi değil bizzat arkadaş oluyorsunuz.

Üzüldüğünü, mutlu olduğunu anlıyorsunuz, acıktığını…

Fakat “ruh hali” konusunda yeterli tecrübeye sahip olmadığım da ortada.

Geçen gün, tüm işlerimi bir kenara bıraktım, köpek davranışları konusunda yeni bilgiler edinmeye çalıştım.

Anladım ki sanıldığı kadar kolay değilmiş bu işler; hem, “onca zamanı ayırabilir miyim” diye de endişelenmedim değil.

Özetin özetinden yola çıkabilirdim ve sonunda buldum işte: “Pamuk, Kangal’dan korkuyor, acısını ördeklerden çıkarıyor.”

Bilimsel bir makale çalışırcasına şimşekler çaktı beynimde…

Tıpkı insanlar gibi” diye mırıldandım.

Biraz daha somutlaştırıp “politikacılar gibi”…

Nedense ABD içinde Epstein dosyalarıyla başı dertte olan Trump geldi aklıma…

Üstüne üstüne gidemiyordu en büyük tehlikenin; “Amerika’yı yeniden büyük yapmak için” hedef şaşırtıyordu ve düşmanlarını hiç olmadık yerlerde arıyordu.

Dünyanın başına bela olursun ama içeride açılan bir dosyaya mahkûmsun işte.

Her gün bir fotoğraf sızdırılır, iletişim bilgileri servis edilir.

Canın yanar çünkü yaktığın canlar kadar yanacaksın ve derdine derman bulamayacaksın.

***

Ülkeyi ve dünyayı daha iyi analiz etmek için çevrenize bakmanız yeterli.

Her şey konuşmalarda saklı, fotoğraflarda...

İşyerinde yaşananların acısı evde çıkıyor.

Evde yaşananların acısı da işyerinde…

Afra tafra ondan; somurtmalar, laf sokmalar…

Tehlikenin büyüklüğü karşısında böyle şeyler oluyor.

Her canlı mutlaka daha zayıf olandan çıkarıyor acısını.

Her ülke daha zayıf ülkeden…

Ve böylece sürüp gidiyor kısır döngü.