REKTÖR DEDİĞİN BÖYLE OLMALI

Abone Ol

Yaklaşık 20 bin öğrencisi, ve 2 bin kadar akademik ve idari personeli ile  Anadolu’da yükselen bir değer..

‘Rektör dediğin böyle olur’ dedirten bir isim Halil İbrahim Zeybek.

Aydınlık Türkiye için bilinçli, kendi kendine yetebilen, sadece etrafını değil, dibini de aydınlatma çabası güden bilim yuvası..

Başarının tek bir kurumda değil, toplumun tüm kurum ve fertlerinde gizli olduğunu kavrayan bir düşünce ile yoluna devam eden küçük ama başarılarıyla büyük etkinliklere imza atan bir üniversite..

Gümüşhane Üniversite’den dolaysıyla rektör Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek’ten söz ediyoruz.

Başarılı bilim yuvası ve başındaki rektör ve ekibinin başarıları, hem bölgede hem de Ankara’dan izleniyor..

*

Temelin sağlam ve uzun yıllar dayanıklı olması için kullanılacak malzemeleri bir arada tutacak harca ihtiyaç vardır. Ancak bu harç sayesinde malzemeler birbirine sımsıkı yapışır, uzun soluklu ve katma değerli bir yapı ortaya çıkar.

Bir binanın içinde yaşanabilir olması nasıl temelin sağlamlığına dayalı ise bir toplumun gelişip, güçlenmesi de üniversitelerin varlığına bağlıdır.

Bilim yuvası olan üniversiteler, gerek verdikleri eğitim ile gerekse de toplumdaki dönüştürücü rolüyle içinde bulundukları ülkenin, bölgenin ve yerelin kalkınmasında rol sahibidir.

Nitekim başta eğitim olmak üzere ekonomik ve sosyo-kültürel gelişimin öncüsü durumunda olan bu kurumlar sayesinde bir katma değer yaratılır.

Bilindiği gibi bir mum yandığında, mumun etrafı aydınlanıverir. İşte üniversiteler de tıpkı bir mum gibi etrafını aydınlatma çabasını güderler.

Hatta bu çabanın da ötesine taşarak sadece etrafını aydınlatmakla kalmayıp, bulundukları yerin her santimetre karesinin aydınlanmasına katkı sağlarlar.

*

 Anlaşılacağı üzere sadece eğitimle sınırlı kalmayan bu bilim yuvaları; ülkenin, bölgenin ve ilin her bakımından gelişmesi için var gücüyle çalışırlar.

Söz bilim yuvalarından açılınca akla gelen kurumlardan biri de üniversitelerdir. Üniversitelerde de o kurumun başı olan rektörler, vizyoner kimlikleri ile dikkat çekerler.

İşte söz konusu rektörlerden birisi de Doğu Karadeniz Bölgesi’nde  yıldızı parlayan üniversitelerinden olan Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek’tir. Zeybek’in dört  yıllık çalışmasını yakından takip eden birisi olarak kendisinin çalışmalarının ne denli ses getirici, dikkat çekici ve diğer üniversitelere örnek olan çalışmalar olduğundan söz etmek mümkündür.

Dört  yıl önce devraldığı meşaleyi en iyi şekilde taşıyan Rektör Zeybek, üniversitesinde pek çok ilke imza attı. Sadece bölgede değil, Türkiye’de ilk bulunan bölümleri açmanın yanı sıra öğrenci ve akademik kadro zenginleştirmesi ile de çok kültürlü bir üniversite olma yolunda ilerledi.

Akademik anlamda yeni bölüm, program ve yüksekokulların açılmasına sağladığı katkı, eğitimin herkes için ulaşılabilir olması yolundaki öncü çalışmalar olarak yorumlanabilir. Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek sadece eğitim alanında değil, sosyo-kültürel alanda da dönüşümler sağlama yolunda adımlar attı.

Bu anlamda Gümüşhane yerelindeki Sivil Toplum Kuruluşları ile zaman zaman gerçekleştirdiği protokollerle üniversitenin yerelde bir kanaat önderi olması yolundaki kapıyı araladı. Böylelikle diğer güç birlikleri ile ortak paydada bulunma ve söz sahibi olma konusunda hem kendisinin hem de üniversitesinin dışa dönük kimliğini ortaya çıkarttı. Bu yönüyle üniversitenin sadece eğitim alanında değil, pek çok alanda bir katalizör göreve sahip olduğunu açıkça gösterdi.

*

Elbette üniversiteler en iyi eğitimleri vermek, öğrencilerini rekabetçi hayata hazırlayarak onların eleştiren, üretken ve çalışkan bireyler olmasına katkı sağlamak; öğretim elemanlarının daha nitelikli özelliklere sahip olabilmeleri için onları desteklemek ve yüreklendirmek gibi birçok amaca sahiptir.

 Söz konusu özellikler üniversitelerin bilimsel yönünü ve gücünü ortaya çıkartır. Rektör Zeybek bu yönde gerçekleştirdiği çalışmalarla da dikkat çekiyor. Gerek öğretim elemanlarına sağladığı ortamlar gerekse de öğrencilerin tüm ihtiyaçlarını gidermek anlamında alınan kararlar, üniversitenin yol almasında katma değer sağlıyor.

 Bu çabalardan en dikkat çekeni de üniversiteye yabancı uyruklu öğrencilerin getirilmesi konusunda gösterdiği hassasiyettir. Bir üniversitenin en büyük zenginliğinin içinde barındırdığı öğrenciler olduğunu çok iyi bilen Zeybek, öğrenci çeşitliliğini artırma konusunda her gün yeni çözüm önerileri getiriyor.

*

Prof. Dr. Zeybek, öğrenciler konusunda hep önde gelen işler yapanın peşinde. Bu uğurda getirdiği yenilikler arasında öğrencilerin kampus içerisinde ücretsiz internet erişimine ulaşmak ve sağlık olanaklarından faydalanmak gibi noktalar da bulunuyor. Üniversitede önceliğin öğrencilerin ihtiyaçlarının kolaylaştırılması yönünde olan çalışmalara yatırım yapılıyor. 

Sahip olduğu değerlerin sadece kendisine fayda getirmeyeceğini, bölgenin ve ilin de faydasına olduğunun idrakında olan Rektör Zeybek, bu anlamda da dikkat çekici çalışmalar yapıyor. Zira sadece yerele sıkışıp kalmayıp, diğer illerin rektörleri ve önde gelen kurumlarıyla da işbirliği-güç birliği çalışmalarında her zaman masada hazır bulunuyor. Bu durum da üniversitenin adının duyulmasında önemli bir paya sahip oluyor. Gerek DOKAP gerekse de çeşitli fuar vb. etkinliklerde her zaman bölgenin ve yerelin faydasına olacak çalışmaların içinde yer almaya gayret gösterdiği biliniyor.

*

Gümüşhane Üniversitesi’nin dışarıya açılan en önemli pencerelerinden birisi de İletişim Fakültesidir. Son dört yıldır hem uluslararası hem de ulusal ve yerel basında sıkça haberlerini takip ettiğimiz ödüllerle üniversitenin göz bebeği haline dönüşen fakülte, başarılarıyla dikkat çekiyor.

 Çok ciddi festivallerde sürekli boy gösteren belgesel filmler, üniversitenin tanıtımına da ciddi katkılar sağlıyor. İşte bu noktada da yine bir rektörün vizyoner kimliği ön plana çıkıyor. Rektör Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, üniversite bünyesinde çalışan personellerine sağladığı çalışma ortamı ve kendilerini geliştirme fırsatı tanımasıyla, aslında bu ödüllerin zemini de hazırlamış oldu.

 Bu işin bir ekip işi olduğu bilincine sahip olması, gerek öğrencilerine gerekse de akademik ve idari personeline sağladığı olanaklarla üniversitenin adının duyurulmasında bir elçi görevi de görüyor.

*

Bir üniversite denildiğinde içinde sadece binaların, laboratuvarların vb. teknik imkânlar ve onları kullanacak öğrenci ile akademik-idari personelin varlığı değil, aynı zamanda o üniversitenin çevresine sağlayacağı ekonomik ve sosyo-kültürel dönüşüm de oldukça önemlidir.

İşte tam bu noktada küçük ve şirin bir ilden büyük ve güçlü bir ülkeye kapıları aralama çabasının en güzel örneklerinden birisidir Gümüşhane Üniversitesi. Adı geçen üniversite bugün adından söz ettiriyorsa, bunda başta Rektör Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek olmak üzere ekibinin de yılmak bilmeyen başarılı çalışmalarının payı çok büyüktür.

 Zaten başarı denilen olgu da bir ortak duygu ile hareket etme bilincine sahip olmak değil midir? Gümüşhane Üniversitesi, bu ortak bilincin ete kemiğe bürünmüş halinin en güzel yansımasıdır işte…

Kıt olanaklarla çıkılan zorlu yolculukta pes etmek nedir bilmeyen azim ve kararlılıkla yoluna devam eden Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, bugün rektörü olduğu üniversiteyi aldığı noktanın çok daha ilerisine taşımanın haklı gururunu yaşamalı.

Rektör Zeybek ve ekibine saldıranlar, karalayanlar bilsinler ki, Gümüşhane’ye zarar veriyorlar. Rektör ve ekibini kutluyoruz..