Galip, çok çabuk, adam eksilten muhteşem bir hücumcu idi. Arsinspor’dan Çağlayanspor’a oradan da Trabzonspor Amatör takımına transfer olmuştu. Özkan hocanın gözetiminde hocası Ömer Uzun idi.
Özkan Sümer, Trabzon Amatör takımını gözlem altında tutuyor ve A takımda eksik varsa sakat varsa oradan oyuncu alıp monte ediyordu. Gözü iki isimde idi. Birisi Tuncay Soyak diğeri ise Galip Keleş’ti. Hafta sonu A takımın kampına alındı, alınacaklar..
Keleş ailesi Yanbolu vadisinden Trabzon çimento fabrikasının klinkerini çekiyor. Orada iki ocakları var. Kamyon şoförlerinden birisi ‘Galip gel malzeme almaya beraber gidelim’ der. Keleş isteksiz ama kıramaz. Kepçe kamyona malzeme doldururken taş Galip Keleş’in ayağının üzerine düşer ve ayak parmakları kesiliyor. Ve o hafta Galip hastaneye, Tuncay A takıma gider ve öylece önünü açar.”
Arsinspor, Çağlayan, Trabzon Amatör, PTT spor ve Çimentospor. Kral Çimentospor’da hem hocamız hem de takım arkadaşımız idi. 1987-1988 sezonu çok iyi bir kadromuz vardı. Kral sevdi mi sever, kafayı taktı mı da takardı.
Akçaabat Fatih sahasında Beşirlispor ile şampiyonluğu direkt etkileyecek maçımız var. Takımın iyi oyuncularından birisi de benim. Farozlu Stoper Faruk da var. İdmana gitmedik diye bizi kadroya bile almadı ve takım 1-0 mağlup oldu. 1.Amatöre çıkamadık ve futbol kariyeriniz de orada noktalandı.
Galip Keleş’in oğlu Ergin Keleş birçok takımda forma giydi ve teknik direktör oldu. Kral ise Ankara’ya yerleşti.
Arsin Spor futbol takımı. Oturanlar soldan üçüncü. Galip Keleş.
ŞİMDİ STRESİ ONLAR YAŞASIN..
Dün gece bir kez daha gördük, Osimhen’siz bir Galatasaray’ın çok da özelliği yok.
Okan Buruk, Sane ve Yunus’u kenarda bekletip, savunmanın en etkili ismi Sanches’te olmayınca elenmekten kurtulamadı. Uğurcan Çakır da bir yere kadar kurtarabildi.
O nedenle Trabzon’da oynanacak olan Galatasaray maçı 3 sonuca da gebe.
Burada Trabzonspor taraftarına sesleniyorum, bırakın taşkınlığı onu bunu, sakin kalın ve takıma stres yüklemeyin. Çıksın oynasın ve yensinler. Stresi yaşayacak olan Galatasaray olacak.
TEKKE’NİN BAŞARISI TESADÜFİ Mİ?
Yetenekli ama futbolculuğunda da şanslı bir oyuncu idi. Trabzonspor teknik direktörü olarak geldiği günden itibaren çıktığı maçlarda sadece birkaç yenilgi aldı.
Peki bu başarı da şans mı?
Fatih Tekke çok çalışıyor. Sadece idmana çıkmayla işi bitirmiyor. Tesislerde takımları izliyor, analizler yapıyor, ekibinden görüş alıyor.
Bana göre Fatih Tekke’nin en önemli başarısı işine odaklanması. Fatih, ‘Yönetimde şu var, Başkan şu, ben şu adama yakın olursam ömrümü uzatırım, şuraya gideyim ve kulis atayım” böyle bir düşüncesi yok. Agresif, net ve kararlı bir adam.
Futbolda formayı adaletli dağıttığınızda her zaman başarılı olursunuz. Kuşkusuz Onuachu, Muçi ve Augusto’nuz da varsa
DAVUT HOCA, DAVUDİ SES VE AHALİ..
Trabzon İskender Paşa Camii merkezdeki en eski ibadet yerlerinden birisidir. Mehmet Polat hoca emekli olduktan sonra Davut Süer hoca Baş imam olarak görevlendirildi. Hakkıdır da, 30 yıldır tarihi camide müezzindi. Nice insanların cenazesine omuz verdi, tezkiyesini yaptı.
Ramazan’ın son akşamı teravihi Davut hoca ile kılayım dedim. Yatsı namazına 10 dakika vardı ki, vaaza başladı. Davut hocanın Davudi sesini bilirim de ilk kez vaazını dinledim:
Akşam namazının ardından okunan….. okudu ve mealini vermeden devam etti:
‘Akşam namazından sonra Huvellahullezi’yi okuruz ama birçok kişinin ezberinde yok. Oysa yarım saat bir olayı dinlesek tek kelimesi aklımızdan çıkmaz! Hatta bir güzelde ekleme yapıp, aktarırız. Sahi soralım ne oldu bize? Teravih kılıyoruz bakıyorum arkama 8. Rekattan sonra cemaat boşalıyor. Ya Profesör hocalarım bırakın teravihle uğraşıp, ‘Peygamber efendimiz 8 rekat kılardı’ demeyi. İnsanların kafasını karıştırmayın. Peygamber efendimizin namaz kılması ile bizim kıldığımız bir mi? İlahıyatçıların ve bizim görevimiz namazı eksiltmek değil artırmaktır.”
Davut hoca devam etti: “30 yıl öncesine bakalım. Trabzon Merkezde, meydan bölgesinde ramazan da bir tane açık lokanta vardı. Onun da caddeye bakan bütün camlarında perde olurdu. Hasta olan yolcu olan orada yerdi. Şimdi şu ilerde erkek kadın ramazan günü sigara ağızlarında bankın üstünde oturuyorlar. Ya ne yapıyorsunuz siz? Anne babalar çocuklarınızı bırakmayın. Bu akşam camide olanlar gidin kahvehane’de kumar oynayan mı var tatlı dille söyleyin ve Camiye getirin, İbadet insan ruhunu rahatlatır.”
YENİ BİR ANADOLU İHTİLALİ İÇİN BİRLİK VAKTİ
Türk futbolunun yıllardır süregelen "İstanbul hegemonyası"na karşı Anadolu kulüplerinin sessizliği şampiyonlukların rotasını değiştirmeye yetmiyor. Yeşil sahalarda dökülen alın terinin karşılığını almak ve kupaları Anadolu’nun bağrına taşımak için artık tek bir formül var: Tam birlik, tam beraberlik!
Tek Ses, Tek Yürek: Anadolu Gücü
Yıllardır ligin zirvesini adeta parselleyen İstanbul kulüplerine karşı, Anadolu takımlarının parçalanmış görüntüsü en büyük engel olarak duruyor. Karadeniz’in fırtınası Trabzonspor’un tek başına verdiği bu dev mücadelede, diğer Anadolu temsilcilerinin de artık uyanması ve bu bayrak yarışına omuz vermesi gerekiyor.
"Aramızdaki rekabet sahada kalmalı, ancak İstanbul takımlarına karşı güç birliği yapmak Anadolu futbolunun bekası için bir zorunluluktur."
Neden Birlik?
İstanbul kulüplerinin ekonomik ve lobisel üstünlüğüne karşı Anadolu’nun en büyük silahı, sarsılmaz dayanışmasıdır. İşte bu kenetlenmenin sağlayacağı avantajlar:
Lobi Gücü: Federasyon ve kurullar nezdinde Anadolu takımlarının haklarının daha gür bir sesle savunulması.
Sportif Rekabet: İstanbul deplasmanlarında ve iç saha maçlarında "teslimiyetçi" ruhun yerini, Anadolu’nun genetiğinde olan "mücadeleci" ruha bırakması.
Adaletli Dağılım: Naklen yayın gelirlerinden sponsorluklara kadar her alanda Anadolu’nun hak ettiği payı alması. Gelin, Tarihi Yeniden Yazalım!(ŞEMSETTİN ÖZTÜRK)