Yolda izde bire bir , gazetede de telefonla bu oyuncuyla ilgili sorulan sorulara ‘Tamam aldık, iş bitti, Salah Trabzonspor’da’ dan başka cevabı kabul etmeyen taraftarlar ;’ Sen de güya gazetecisin. Bişe bildiğin yok. Başkan uçağını göndermiş bile ’ diyerek kapatıyorlar telefonu.
Şimdi diyeceksiniz ki ,senin düşüncen ne?
Şöyle:
Makul , mantıklı bir ücret ve şartlarda gelirse Salah’ı kim istemez..
Sahada yapacağı katkı dışında, Trabzonspor’un reklamından ,imajına, kombine ,ürün satışından tribündeki seyirciye, formaya alacağın reklamdan, kazandıracağı yeni taraftarlara, sempatiye kadar bir yığın faydası olur.
Lakin, mantıklı bir ücrete gelirse.
Yok eğer, kulübün toplam borcuna yakın bir maliyetle olacaksa bu iş;
Dursun yerinde Salah,
Zehir olmasın bize her sabah!..
***************
Ne mahalle maçı kaldı,
ne de kardeş futbolcular!
‘Zaten maç yapacak arsa da yok’
Son yıllarda ülke genelinde Trabzonlu futbolcu sayısının çok azaldığı,Trabzonspor’da ise neredeyse hiç kalmadığı sürekli konuşulur,
Bu yönde yöneticiler,uygulanan politikalar, teknik adamlar suçlanır,eleştirilir..
Lakin fazla değişen bir şey de olmaz!
Birkaç gün önce 70 li yılların başında sahil yolunun ilk yapıldığı yıllarda Ganita’nın hemen karşısında Güngör Şahinkaya ve Turan Mesçi arkadaşlarımızla olan bir fotoğrafımızı paylaştığımda, önce yapay zeka ile bu fotoğrafı ranklendiren Ömür Gökçe Hacıalihafız kardeşimiz, ‘Trabzon futboluna önemli katkılar yapan 3 aile’ diye yorum yapıp, nedenini de açıklayınca , ben de olaya bir de bu açıdan bakmak lazım deyip irdeledim biraz..
Şimdi fotoğrafın sol başındaki Güngör arkadaşımızın ailesi Şahinkaya’larından Yılmaz, Coşkun, Bülent ,Güngör..
Solumdaki Mesçilerdan Köksal, Tuncay ,Turgay ve Turhan,
Özkara’lardan da Hüsnü, Raci ve sonunu getirmesek de biraz da biz koşmuşuz topun peşinden.
Güneş’lerdan Zekeriye, Şenol, Bahattin,
Genç’ lerden, Erdoğan, Celal, Cenap, Ahmet Ziya,
Akçaylar’dan ,Cemalettin, İlyas, Selçuk, Cengiz,
Özcan’lardan Arif, Ali Kemal-Kadir
Kazancı’lardan Fikret- Ömer - Temel
Taburtçulardan Ali İhsan,Osman,Ali,
Ve de ;
Selahittin- Mehmmet Cemil Altun,
Aras - Necmi Perekli ,
Ülkü,(Fabri) -Yüksel Aktaş,
Volkan - Cemil Canalioğlu,
Şakir- Cengiz Bali,
Oktay -Turgay Beyazıt,
Ömer – Sefer Uzun
Erdoğdu- Selahittin Diyadin..
Metin-Osman Diyadin,.
Hayri – Kemal Güner,
Mustafa- Erdal Tok,
Bülent-Levent Kantarcı,
Hürrem -Hidayet Bostan,
Helim- Selim Şener
Kemal- Selahittin Babul .
Bunların önemli kısmı A Milli Takımda da forma giyerek sadece Trabzon’un değil, Türk futboluna damga vuran büyük yıldızlar oldular.
( 19 Eylül 1982’da Almanya’da oynanan UEFA Kupası 1. Tur ilk maçında Trabzonspor’un Kaiserslautern’e çıkardığı ilk 11 inde iki ayrı kardeş futbolcunun bulunduğu kadronun değil Türkiye’de, Dünya’da da örneği olduğunu sanmam’ ( Şenol-Bahattin Güneş, Hüsnü-Raci Özkara)
*******
Şimdi sözü şuraya getireceğim.
Ekonomik şartların insanları bu kadar çok zorlamadğı eski dönemlerde, aileler çok çocukluydu.
Şimdi 2 bile fazla gelip 1 le yetinilirken, 3 az sayılır,4-5, hatta 6 çocuk çok normaldi o zamanlar.
Haliyle de bunların ortalama 2 si 3 ü erkek olurdu.
Sosyal medya, bilgisayar, hatta televizyon yok..
Sinemaya gidecek parayı zaten bulamazsın..
Uzunsokakta bir topu 25 kuruşa verilen Roma dondurmasına uzaktan bakıp iç geçirirken, sen ancak , Saray Sinemasının önünde 5 kuruş vererek Teksas, Tommiks okursun!
Ben şanslıydım, bitişik komşumuz terzi Esin Abla, fermuar, düğme, iplik almak için Cüce’nin dükkanına gönderirdi de, artan para üstünü almaz, bayram ederdik..
Zaten ailelerin en büyük eğlencesi de , akşam saatlerinde radyodaki arkası yarın piyesleri.
***
Peki , bir genç için komşunun bahçesinden meyve aşırmak dışında ne kalıyor geriye?
Ya, o zaman hiç eksik olmayan mahallelerarası kavgalarına karışacaksın,
Ya da, topun peşinden koşacaksın.
Büyük bir çoğunluk ta haliyle topa yönelirdi.
Hele de iyi oynarsan, havan bin beş yüz.
Seni kendi takımlarına almak isteyenler anlaşamayınca ‘attım, battım’ diye adımlamaya
baş vururdular..
Üstelik, her tarafta maç yapacak arsa bolluğu var.
Hacıkasım’da Ocak Kulübünün bahçesi, Yeni Cuma’da mezarlığın yanı, Çömlekçi’de Korsaninga, , Kavakmeydan’da Lisenin Bahçesi, Kemerkaya’da Öğretmen Okulunun Bahçesi, Tekke, de caminin arkasında ortasından yol geçen, geçen varsa maça ara verilen saha...
Maçlar zaten cümbür cemaat..
Hele de Şerif Kunt’un takımıyla karpuzunaysa, seyreyle cümbüşü..
Bir keresinde kulübün bahçesinde Kuzgundere’ye yeniliyorduk ta, rahmetli Aga Bilal(Sümer) ortaya konan karpuzu çaktırmadan kırıp ‘ Bu mac sayılmaz bozuk karpuzla gelmişsiniz diyerek maçı yarım bıraktırmıştı.
Ve de abiler sahada oynarken, küçük kardeşler de kenarda seyrederdi..
Bir anlamda görerek eğitim alırdılar.
Az büyüyünce, onlar da başlardı oynamaya..
***
Derken önce çocuk sayısı , bir anlamda futbolcu adayları azaldı,
Sonra da top koşturacak alanlar yok oldu..
Senin gol attığın kalenin yerinde ,5 katlı apartmanın tuvalet penceresi var şimdi.
Hem artık mahalleli de yok ki, mahalle maçı yapasın.!..
‘Ara beni cepten, bozuşmayalım hepten’ var şimdi.
***
Eskiden can atılan bir kulübün altyapısına girmek bile çok cazip değil artık.
Hele bir de ilçedensen, önce Trabzon’a geleceksin, oradan Akyazı’ya geçeceksin..
Parası bir yana, yol, idman derken 3 saatini harcayacaksın..
Üstelik bu çocuğun okulu var, kursu var, haliyle aileler de taraftar değil..
Zaten yetenekli de olsan futbolcu olacağının garantisi yok ama,
Mühendisliğin, Avukatlığın,Doktorluğun var..
Ayrıca , eskiden iyi top oynayamazsan arkadaş grubuna bile zor girerken,
Şimdi oyalanacak, kendini kanıtlayacak o kadar çok şey var ki;
Facebook var, Twitter var, chatleşmek var, pastane var, kız arkadaş var..
Var oğlu var..
Gençler de haklı..
haliyle eski çamlar oldu bardak..
Bazı şeyler anılarda artık.
**
Biz hep oradaydık
Trabzonspor çok görkemli etkinliklerle hem 59. kuruluş yıldönümünü , hem de 50 yıl önceki ilk İzmir’de Göztepe ile 0-0 berabere kalarak elde ettiği ilk şampiyonluğunu kutladı.
Dile kolay koskoca bir 59 yıl..
Konu açılınca hep tekrarlıyorum ama, evimize olan 40 adımlık mesafesi nedeniyle, yürümeye başladıktan sonra biz hep oradaydık.
Bitmek bilmez kuruluş hikayelerini dinleyerek, yaşayarak Kırmızı-Beyazlı Trabzonpor’un Bursaspor’u 1-0 yenerek aldığı ilk galibiyetle, Bordo- -Mavili Trabzonspor’un Avni Aker’da Galata ile 0-0 berabere kaldığı ilk maçlarından beri peşini bırakmayıp , tüm şampiyonluklarını yaşayan şanslı bir nesil olarak koskoca bir ömür geçmiş Bordo-Mavili aşk uğruna.
İyi ki varsın Trabzonspor.
Ve de ne mutlu ki bizlere ki; Trabzonsporluyuz..
KURULMADAN ÖNCE;
(Önde bize göre soldan; Mehmet Gültekin,Sadi Tekelioğlu, Şenol Kutrup, Recep Sakal,Hayrettin Hacısalihoğlu.
Orta sıra sağdan: Servet Özkara, Osman Hoca (Kalın Osman) Mehmet Yazıcı, Burhan Sağlam, Halil İbrahim Esaspehlivan,
Arkadaki üçlü: Kulübü İşleten Ali Abi, Turgay Beyazıt, Eczacı Orhan, önlerinde Şevket Berber, Eczacı Macit Aykanat
KURULDUKTAN SONRA :
*********
Bordo ile Mavi nasıl bulundu?
Defalarca yapılan görüşmeler sonucu İdmanocağı nihayet Sarı-Kırmızı forma ısrarından vazgeçince Kırmızı-Beyazlı Trabzonspor ile İdmanocağı‘nı birleştirmek için yoğun çaba sarfeden dönemin Spor Genel Müdürü Ulvi Yenal,Ankara’daki toplantıda iki tarafa Sarı, Kırmızı,Yeşil ve Beyaz dışında birer renk seçmelerini söyler.
İdmanocağı’ndan Avukat Hasan Ataç ‘Koyu Bordo’,İdmangücü’nden Ahmet Yıldırım ise ‘Açık Mavi’ der..
Bu renkler taraflarca ve Ulvi Yanal’ca da uygun görülür herkes rahat bir nefes alır..
Ancak iş yine bitmez.
Çünkü bu kez yeni kuruluşun oluşumunda sorun çıkar.
Kırmızı-Beyazlı Trabzonspor yetkilileri ‘İptale gerek yok İdmanocağı bize iltihak etsin’der, İdmanocağı ise mevcut Trabzonspor’un iptal edilip iki kulübün birleşerek yeni bir Trabzonspor kurulmasını ister.
Tartışmalar uzayınca sinirlenen Yenal ayağa kalkarak “Ben sizlerce yeterince uğraştım. Daha fazla uğraşamam Eğer birleşmezseniz Trabzon’dan 2.Lige takım almam. Siz amatörde oynamaya devam edersiniz. Hadi Allah’ın selameti başınıza olsun’ ifadeleriyle onları uğurlayıp sekreterini çağırır ve “Bu telgrafı Trabzon valiliğine çek’ diyerek sümen altındaki Trabzonspor’un tescilinin iptali kararını verir.
***
Trabzon’da yine birleşme, görüşmeleri devam ederken,Trabzonspor, İdmanocağı’ndan Faruk Özak, Kenan Aksu, Atay Aktuğ ile antrenörü, ve takım kaptanı Ahmet Suat Özyazıcı’yı transfer eder.
İdmanocağı’nın sembolü Özyazıcı’nın Trabzonspor’ a gidişi Ocak camiasında çok büyük bir şok yaratır. İnsanlar şaşkınlık içinde gözyaşı döker.
33 yaşında ve futbolu bırakma kararı alan Özyazıcı’nın sırf birleşme olsun diye yaptığı bu hareket Ocaklıların inadını ve direncini kıran bir dönüm noktasıdır.
Ve bu gün değeri çok daha iyi anlaşılmaktadır. (Nizamettin Algan)
************
75 yıl önce Trabzon Meydan Parkı
Yıl 1950.
Tüm dünyanın üzerine kara bulut gibi çöken ikinci dünya savası biteli daha bir kaç yıl olmuş.
Yüzler gülüyor, gençler mutlu.
Birbirinin manzarasını kesmeyecek şekilde yamaçlara dizilmiş bahçe içinde iki katlı taş evlerin, mandalina, nar, incir, karayemis, kokuku üzüm dolu bahcelerinin yok edilmediği, sessiz , sakin günlerin keyfini süren, yerlinin de yerlisi 1923 doğumlu şık ve zarif üç samimi arkadaş.
Rifat Dedeoğlu,Mustafa Göksel,Orhan Hacialihafız
-Rahmetleri bol mekanları cennet olsun
(Ö. H’den alıntı )