Kültür/Sanat

Şalpazarı Belgesi’nde sona gelindi

Şalpazarı Belgesi tamamlandı, belgesel TRT dahil birçok kanalda yayınlanacak

Abone Ol

Şalpazarı Belgesi’nde sona gelindi.  Belgesel TRT dahil birçok kanalda yayınlanacak. Senarist, Yapımcı ve Yönetmen Halil Demirci Şalpazarı belgeseliyle ilgili  önemli  açıklamalarda bulundu. Demirci: “Şalpazarı ilçemiz bölgede çok farklı kültürlerin günümüze yansıması olarak bilinen bir yer. Oğuz boylarının evlatları Çepniler, Türkmenler Şalpazarı’nda hala tarihin derinliklerindeki kültürlerini yaşıyorlar ve yaşatıyorlar. Anadolu coğrafyası, mevsimleri dört ayrı elbise gibi giyer üzerine. Bazı yöreler, bütün mevsimlerin güzelliğini olabildiğince yakıştırır kendilerine, Oğuz Boylarının kök saldığı Şalpazarı gibi.” dedi.

ŞİİRSEL GÖRÜNTÜ ÇİZİYOR

Benim gibi yoldan yola,  şehirden şehre, dağdan dağa yaprak misali savrulan bir gezginseniz, bünyesinde bin bir renk ve koku taşıyan bu topraklarda bir gerçeği çok iyi gözlemlersiniz. Trabzon’un yeni ilçelerinden Şalpazarı, kendini dağların arasına gizlemiş, sırtını doğuda, güneyde ve ormanlara yaslamış, sis dağının eteklerine sere serpe uzanmış  bir Türk yurdu. Şalpazarı her dönemde şiirsel görüntüler sunuyor insanın gözbebeklerine. Şalpazarı ilkbaharı kırlarda ve dağlarda, yaşarken,  yaz elbisesini yaylalarda giyiyor üzerine.

270 METRE RAKIMDA

Bu şirin ilçenin Karadeniz’e uzaklığı 17 Trabzon il merkezine ise 69 kilometre. Ilıman bir iklimin egeme olduğu Şalpazarı Trabzon’un kuzey batısında. Ağasar Deresi vadiyi derince ikiye bölmüş.  Yıllık sıcaklık ortalama 9.6°C olan Şalpazarı’na her mevsim yağmur yağar.  Yıl boyu yağmur alan ilçenin dağlarını ve bağları yeşile bezeli. Dağlarla ve ormanlarla çevrili olan 270 metre rakımlı Şalpazarı ilçe merkezden daha da  güneye giderseniz yükseklikleri yer yer iki bin metreyi aşan dağlar karşılar sizi. Bu dağların en heybetlisi şüphesiz adına türküler yakılan Sisdağı’dır. 

YAZI DA GÜZEL KIŞI DA

Nice güzellikleri bünyesinde barındıran ve renkli çiçeklerle bezeli olan Karadeniz dağları.  Kışları da bir başka güzeldir Şalpazarı’nın. Şelaleler çağlar bu diyarlarda. Suların pamuk köpükleri kuğular gibi okşar insanın ruh dünyasını. Şalpazarı’nın Yaylaları,  Şifalı suları, konaklama tesisleri, Lokantaları, Fırınları, Hediyelik Eşyaları, Alabalık çiftlikleri ve daha nice zenginlikleriyle yörede asırlardır öz kimliğini yaşıyor ve yaşatıyor.

1987’DE İLÇE OLDU

Giresun ve Gümüşhane illeriyle çevrili olan Şalpazarı doğu ve güney doğuda Trabzon’un Vakfıkebir ve Tonya, kuzeyinde Beşikdüzü ilçeleriyle sınırdaş. Tarihi süreçte Vilayet- i Çepni  “Çepni Vilayeti” sınırlan içerisinde kalan Şalpazarı 1809 yılında gülbahar hatunun vakfı olan Vakfıkebir’e bağlanmış. 1927 yılında bucak olan Şalpazarı’nda 1968 yılında belediye kurulmuş. Şalpazarı 1987 yılında ilçe teşkilatına kavuşturulmuştur. Şimdi gelin tarihe kısa bir yolculuğa çıkalım.

1270’DE SAHİLE İNDİLER

Selçuklu Devletinin dağılmasından sonra Çepni Türkmenleri tarafından kurulan Hacıemiroğulları Beyliğinin kökeni Dânişmendlilere dayanıyor. Dânişmendlilerin ilk başkenti Sivas’ta, Çepnilere ait yer isimleri dikkat çekiyor. Tarihi kaynaklarda  on altıncı asrın ilk yarısında Giresun’dan Vakfıkebir’e bölge Vilayet-i Çepni / Çepni Eli olarak adlandırılıyor. Hacıemiroğullarının ataları Dânişmendliler, Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra tarih -sahnesinde yer almışlar, Türkiye’nin kuzeyinde beylikler kurmuşlar, bölgede etkili olmak için başkentlerini Sivas’tan Niksar’a taşımışlardır. Müslüman Çepni Türkmenleri, 1270’li yıllarda sahile inmişler, Orta Karadeniz Bölgesi’nin Türkleşmesinde büyük mücadeleler vermişler, Fatih Sultan Mehmed’in Trabzon’u fethinden seksen yıl önce Doğu Karadeniz sahillerinden ve dağlarından Batum’a kadar ulaşmışlardır.

KAŞKARLI MAHMUT

Kaşgarlı  Mahmud'un DivanüLügati’t- Türk, Reşideddin'in Camiü’t-Tevarih adlı eserinin ikinci cildinde Târih-i Oğuzân ve Türkân adlı bölümde, Çepnilerin Üçokları oluşturan Kök Han’ın soyundan geldikleri, damgalarının, ongunlarının ve ülüşlerinin neler olduğu anlatılır. Çepniler hakkında bilgilere yer veren diğer bir önemli kaynak ise Ebulgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Terâkime adlı eseridir. Şecere-i Terâkime de Anadolu’ya gelen ilk Oğuz topluluğunun Çepniler olduğu ve Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli görevler üstlendikleri yazılıdır.

ÇEPNİLERİN VARLIĞINI BELGELİYOR

Anadolu’nun ve Karadeniz bölgesinin 13. yüzyıldan sonra hızla Türkleşmesinde Çepnilerin emekleri, cesaretleri ve kahramanlıkları vardır. Tarihi kaynaklar ve hatıralar 15. Yüzyılda Anadolu’nun tamamında Çepnilerin varlığını belgeliyor. Mehmed Âşikî’nin Trabzon’un güneyinde ve batısında bulunan dağları “Çepni Dağları” olarak isimlendirmesi, bölgede Çepnilerin nüfus yoğunluğundan dolayı olsa gerektir. Trabzon’un fethinde katkıları olan bölge beylikleri, zeamet ve tımarlarla ödüllendirilmiş, fetihten sonra vergilerden muaf tutulmuşlardır.  Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında değişik görevler üstlenen Çepnilerin Osmanlı devletinin kültür ve eğitim politikalarına zaman zaman yön vermişlerdir.  Ünlü Türk Tarihçisi Faruk Sümer, Çepni Türklerinin 16. Yüzyıllın başlarında kuzey anadoluya,SinoptanBatuma, bölgeye egemen olduklarını yazıyor. Faruk Sümer'e göre, Çepniler Anadolu’nun fetih ve iskânında önemli roller oynamışlardır.

16 yüzyılda Anadolu'da Çepnilere ait kırk beş yer adının olması önemli delillerdendir.

ÇEPNİ KÜLTÜRÜ CANLI

Bölgede Çepni kültürü çok canlı. Bu canlılığı yöre insanının giyiniş şeklinden  sözlü kültürüne  her alanda görmek mümkün. Çepniler Türkiye’de Trabzon, Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir,  Konya, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Manisa, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop, Amasya,  Tokat, Rize, Gümüşhane, Bayburt, Erzincan ve Van illerinde yaşıyorlar. Çepnilerin doğu Karadeniz bölgesinde ağırlıklı olarak iskan ettikleri Ordu, Giresun, Gümüşhane’nin kuzeyi ve Trabzon illerinde Bayram ismi dikkat çekiyor. Bu isimin Çepniler tarafından kurulan Hacıemiroğulları Beyliğini’nin kurucusu Bayram Bey’in hatırasına ithafen Türkmenler arasında yaşatıldığı söyleniyor.

 “GİZLİ ŞEHRİN OĞUZLARI ŞALPAZARI”

Belgesel çekimlerine iki yıl önce başladık. Şalpazarı’nda ve yörede mevsimlerle sırdaş olduk, arkadaş olduk. Dağlarda bulunan sahipsiz şehitliklerimizi görüntüledik. Bazen Sis dağının sisinde kaybolduk, bazen Alacadağ’ın yağmurunda ıslandık,  bazen Kadırga yaylasının güneşinde yandık, yorulduğumuzda yayla evlerine selam verdik ikram edilen ayrandan doya doya içtik. Başoba’da evlerden bir eve Ozan Bayrami ve kemençe üstadı Kadir Birinci’yle misafir olduk. Onlar çaldılar biz dinledik. 60 dakika süreli belgeselde ilçenin tarihini öğrendik. Kültürel değerlerini, Yaylalarını, gelenek ve göreneklerini, değirmenlerini, bölgede tek olan Doruk Kirişköyü müzesini, Sisdağı’nı, mutfak kültürünü,geleneklerine sımsıkı bağlı  olan  oğuzların köy düğünlerini. Yayla göçü için aylarca bekleyip Sinlice köyünden hayvanlarıyla yaz yurduna varmak için hareket eden köylülerle yağmurun altında yollara düştük. Dağlara uzanan kıvrım kıvrım yolları birlikte yürüdük. Gece yaylacılarla ağaçların altında konakladık. Ateşler yaktık, yemekler pişirdik.Odun ateşinin kıyıcığında yayla pınarlarından aldığımız suyla çayımızı demledik.

LÜTFEN ŞEHİTLERİMİZE SAHİP ÇIKIN!

Senarist, Yapımcı, Yönetmen Halil Demirci`Şehitliklerimizin çekimlerinde çok hüzünlendik. Özellikle  bölgedeki şehit mezarlarının neredeyse tamamına yakını sahipsiz. En garip mezarlık ta Alacadağ’ın zirvelerinde. Devlet olarak, millet olarak tarihimize, kültürümüze yeterince sahip çıkmadığımız gibi, bize bu cennet vatanı kanlarıyla karış karış yoğurarak bırakan şehitlerimize de maalesef sahip çıkamadık. Ben buradan yetkililere seslenmek istiyorum. Lütfen o sıcak koltuklarınızdan kalkın da bu bölgede işgal yıllarında yapılan savunmanın, yıkılan yuvaların, verilen canların ve dağlarda sahipsiz yatanların lütfen  ama lütfen  o günlerini hayal edin. Böyle kuru kuruya biz kurtuluş günü yapıyoruz demeyin. Öyle kurtuluş günü olmaz. Kurtuluştan bahsediyorsanız, şehitlerden bahsediyorsanız lütfen okullarımızdaki öğrencilerimizi alın yüzlü, iki yüzlü, üç yüzlü gruplar halinde dağlara götürün; o garip şehitlerimizin, sahipsiz şehitlerimizin mezarlarını gösterin, anlatın. Sonra da bu kabirlerin onarılması için emek sarfedin. Oturduğunuz yerden hiç bir şey anlatamazsınız. Anlattıklarınıza da kamuoyunda itibar edilmez. Biz bu manada artık size güvenmiyoruz. Lütfen şehitlerimize sahip çıkın dedi.

Geniş bir kadro tarafından yayına hazırlanan “Gizli Şehrin Oğuzları Şalpazarı” belgeselinin yapımcısı Sinan Demirci bölgedeki çalışmalarımızda Trabzon valilerimizden sayın Aslan Yıldırım, sayın Hüseyin Yavuzdemir ve Sayın Adil Yazar’ateşekkür ediyorum, Valilerimiz metin ve senaryo konusunda değerli bilgilerini bizimle paylaştılar, kendilerine müteşekkiriz.

KATKI VERDİLER

Belgeselimizin çekim ve yapım aşamalarında hep yanımızda olan ve değerli katkılarını esirgemeyen Bakanımız Sayın Faruk Özak Beyefendiye şükranlarımızı sunuyoruz.  Belgeselimiz önümüzdeki günlerde yayına hazır hale getiriliyor. Ramazan sonrası Şalpazarı, Ankara ve İstanbul’da galası yapılacak. Daha sonra da TRT diğer televizyonlarda da yayınlanacak. Belgesele katkı sağlayan Ortahisar Belediyesi Başkanvekili Ahmet Yüksel Gülay, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ve Şalpazarı Belediye Başkanı Refik Kurukız’a teşekkür ediyoruz.

Ayşen Karabina