Sandık 2028’i bekler mi?

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un yaptığı açıklama siyasetin gündemine yeni bir tartışma bıraktı.

Abone Ol

Uçum, erken seçim iddialarını kesin bir dille reddederek seçimlerin anayasal takvime uygun şekilde 2028 yılında yapılacağını, hatta muhtemel tarihlerden birinin de 16 Nisan 2028 Pazar günü olduğunu ifade etti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısı sonrası yaptığı açıklama Mehmet Uçum’la aynı istikamette oldu.

Ancak siyasette bazen görünen takvim ile gerçekleşen takvim aynı olmaz.

Türkiye, son yirmi yılda bunun birçok örneğini yaşadı.

Defalarca "erken seçim yok" denildiği halde siyasi şartlar değişti, ekonomik gelişmeler farklı bir seyir izledi ve sonuçta millet sandığın önüne planlanandan daha erken gitti.

Bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum.

Kulislere yansıyan bilgiler, Ankara koridorlarında dolaşan siyasi hesaplar ve iktidar cephesinin geleceğe yönelik stratejik değerlendirmeleri seçimlerin 2027 yılının Kasım ayında yapılabileceğine işaret ediyor.

Elbette bunlar şu an için resmi açıklamalar değil.

Ancak Türk siyasetinde bazen resmi açıklamalardan çok kulislerde dolaşan senaryoların gerçekleştiğine de sıkça şahit olduk.

Meselenin en önemli boyutu ise Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmasıdır.

Mevcut anayasal çerçeve içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden adaylığı konusu uzun zamandır hukukçuların ve siyasetçilerin gündeminde yer alıyor.

Eğer yeni bir anayasa yapılmaz ya da anayasal zeminde farklı bir düzenleme gerçekleşmezse, seçimlerin normal tarihinde yapılmasının adaylık konusunda çeşitli tartışmaları beraberinde getireceği açık.

İşte tam da bu noktada erken seçim seçeneği siyasi denklemin merkezine oturuyor.

Çünkü anayasanın öngördüğü şartlar altında Meclis'in seçim kararı alması halinde farklı bir hukuki zemin ortaya çıkabiliyor.

Bu nedenle iktidarın önümüzdeki dönemde anayasa değişikliği ile erken seçim seçeneklerini birlikte değerlendirmesi sürpriz olmayacaktır.

Diğer taraftan muhalefetin durumu da dikkat çekici.

Özellikle son dönemde CHP içerisinde yaşanan tartışmalar, parti içi güç mücadeleleri ve farklı siyasi eğilimlerin çatışması muhalefetin bütünlük görüntüsünü ciddi şekilde zedeledi.

Bir tarafta genel merkez yönetimi, diğer tarafta eski kadrolar ve farklı siyasi odaklar arasında yaşanan gerilimler seçmende bir güven sorunu oluşturuyor.

Siyasette en büyük avantajlardan biri rakibinizin dağınık olmasıdır.

Bugün iktidar cephesi açısından bakıldığında karşısında birleşik, güçlü ve ortak hedef etrafında kenetlenmiş bir muhalefet görüntüsü bulunmuyor.

Emekli için muslukların açılabileceğini, ekonomik göstergelerin de pozitif yönde tırmandığı bir ortamda seçimlerin öne çekilmesi, siyasi açıdan değerlendirilmesi gereken bir seçenek haline gelebilir.

Elbette nihai kararı zaman verecek.

Belki Mehmet Uçum'un işaret ettiği gibi seçimler gerçekten 2028 yılında yapılacak.

Belki de Ankara kulislerinde konuşulan senaryo gerçekleşecek ve Türkiye 2027 sonbaharında yeniden sandık başına gidecek.

Ancak bugünden görünen gerçek şudur,

Türk siyasetinde hiçbir seçim tarihi, seçim kararı alınana kadar kesin değildir.

Bu nedenle "2028'e daha çok var" diyerek rehavete kapılanlar da, "erken seçim kesin" diyerek hüküm verenler de yanılabilir.

Çünkü siyasetin en değişmez kuralı şudur,

Bir gecede her şey değişebilir, hatta seçim tarihi bile.