ŞANS OYUNLARI VE OKULLAR

Abone Ol


Son zamanlarda daha başka usullerle şans oyunlarını çocuklara kadar indirgemiş gibi duruyoruz. Şans oyunlarını sanki çocuklarımıza “çekirdekten” öğretiyoruz. Çocuklar derse girmeden önce şans oyunları kuyruğuna girerek ailelerinin verdiği harçlıkları buralarda harcadıktan sonra derse giriyorlar. Kendisi fiziksel olarak derste olmasına rağmen aklı ve kalbi almış olduğu şans oyununda olan öğrencinin eğitimdeki hedefine ulaşabilmesi mümkün olabilir mi?

Okullarımızda hayata hazırlamaya çalıştığımız öğrencilere nasıl bir hayat dersi veriyoruz? Her pazartesi ve Cuma günü okuttuğumuz İstiklal Marşı’mızın ruhuna ne kadar aşina öğrenciler yetiştirebildik?

Çalışmadan zengin olmayı, lüks yaşamayı hayat felsefesi haline getirmiş bir toplumun çalışan insanlık karşısında şahsiyetli bir duruş sergilemesi mümkün olamaz. Yeni yetişen nesillere öncelikle alın terinin kutsallığını kul hakkının önemini kavratmamız hayati bir önem arz etmektedir. Okullarımız yetişmekte olan yeni nesillere hayat felsefesi olarak alın terini, dürüstlüğü, çalışmayı ve ahlâklı bir hayat sürdürmesini öğretemedikten sonra yaptıkları diğer işlerin önemi yoktur. Eğitim kurumları eğitimli insan yetiştirmede üzerine düşün sorumluluğu yerine getirmedikçe toplum gittikçe daha bir vurdum duymaz olacak ve temel felsefe olarak “köşe dönmecilik” benimsenecektir. Okullar öğrencilerin şans oyunları ile buluşmalarını onların uyuşturucu ile buluşmaları kadar tehlikeli olduğunu görüp takibini yapmakla yükümlüdür. Okul yönetimlerinin öğrencilerin kılık-kıyafet gibi ayrıntıda kalması gereken hususları takip etmek yerine, onların şans oyunları ile ilgili olup olmadıklarını denetlemeleri daha işlevsel bir yöneticilik anlayışı ortaya kayacaktır.