Bunu bize “egemenlik meselemiz” diye yutturmuştular ama kapıya tabelayı astık;
“Garaj ürünü, hiç aktif kullanılmadı. Birkaç kez kurup kaldırdık. F-35’lerle uyumsuz olduğu için satılıktır, Rusya’dan alınmıştır.
Pazarlık sünnettir, f-35 ile takası tercih sebebidir.
Kapalı garajda muhafaza edilip, bakımları zamanında yapılmıştır…”
Ya arkadaş, madem buna bizim “egemenlik meselemiz” diyordunuz ya şimdi çıkın bunun satılmasını da anlatın bu ülkeye. Bunca siyasi, diplomatik ve ekonomik bedeli neden ödedik?
İşin enteresanı ne biliyor musunuz dostlar, yetki alamadığımız için parasıyla aldığımız şeyi kullanamıyorduk, parasıyla aldığımız ama kullanamadığımız şeyi aldığımız için parasını ödediğimiz uçakları da alamadık iyi mi? Parasını ödediğimiz uçakları alamadık da ödediğimiz para ne oldu diyecek olursanız o parayı da alamadık.
Yani üçün biri bile yok…
Yaparsa AKP yapıyormuş, ben ikna oldum…
Not: Satın alacaklar nasıl ekspertiz yaptıracaklar bilemiyoruz, alıcıya aittir…
(ÇÜRÜK) KÖPRÜDEN GEÇTİ GELİN…
Son zamanlarda farkında iseniz Trabzon genelinde bir çürük köprü muhabbeti var.
Halk, köprülerin çürük olduğunu, ilgili kurumun (yerel yönetimler, DSİ, Karayolları falan) onarmasını talep ediyor.
Yomra’da aylardır bir köprü konusu var, en son AKP’li milletvekili Büyükaydın “sabredin azıcık, yapacağız” diye beyanatta bulundu. Değirmendere vadisinde Çağlayan’dan yine aynı ses geldi, köprü ayaklarında beton dökülmeleri varmış, donatı demirleri ortaya çıkmış, araç geçişlerinde köprü beşik gibi sallanıyormuş…
Yıllar önce Trabzon Limanı yapılmıştı, Temmuz 1946’da başlanıldı. 25 Haziran 1954’de hizmete açıldı. Yani yapımına tek parti CHP’den İnönü döneminde başlanıldı, Başbakan Menderes döneminde kullanılmaya başlandı. Cumhurbaşkanı o dönem Celal Bayar.
80 İhtilali sonucunda ANAP işbaşına geldi, Trabzon Limanı’nı büyütelim dediler. Büyük bir modernizasyon ve genişletme projesi yürüttüler, liman mendireğinin boyunu uzattılar. 1990 yılında tamamlanarak hizmete açıldı.
Karadeniz hırçın denizdir, ara vermez her sene taşar.
90’lı yılların başı bir deniz koptu, anlatamam. Dalgalar limanda mendireğin bir tarafından vuruyor diğer taraftan çıkıyor. Fırtına şiddeti dindi, bir baktık mendirek feneri yok! En uca her zaman bir fener kurulur, liman girişini teknelere, gemilere bildirmek maksadı ile.
İşte o fener dâhil ANAP döneminde “uzatılan” mendirek sizlere ömür!
İnönü döneminin mendireği sapasağlam…
Şimdi gidin bakın o Trabzon’da yıkılmaya yüz tutmuş köprülere, hemen hemen hepsinin arkasında ANAP’lı bir müteahhit vardır.
İnanmazsanız sorun, sonra konuşuruz…
TİSKİ’DEN “SULARI AZ KULLANIN” ÇAĞRISI…
Trabzon Büyükşehir Belediyesi TİSKİ Genel Müdürlüğü, yaklaşan fındık hasat dönemi öncesi vatandaşları suyun bilinçli ve tasarruflu kullanılması yönünde daha duyarlı olmaya davet etmiş…
Bahçe sulama ve araç yıkamada içme suyu kullanılmamalı demişler. Yani içme suyu ile bahçeleri sulamayın diyorlar, bağ bahçe sulamayın diyorlar, araç yıkamayın diyorlar, halı yıkamayın diyorlar, kilim yıkamayın diyorlar…
Tasarruf önemli elbette, bunların Emine Hanımı da “lokmaları küçültün” demişti, öyle tıka basa yemeyin.
Şunu diyorlar aslında TİSKİ olarak, suyu gerektiği gibi su içmek için kullanın, aşırısına kaçmayın. Aslında bizim musluktan içtiğimiz su da öyle birinci kalite falan bir su değil, katkı maddesi falan da kullanılmıyor benim bildiğim. Su ana depolarında kısa bir süre dinlendirip, klor basıp kente gönderiyorlar. Bence 3.cü kalite bir su, içtiğimiz su. Onu da idareli kullan diyor dağıtıcı Büyükşehir.
Ne yapacağız peki?
Evdeki bütün muslukları fotoselli mi yaptıracağız? Her seferinde gereğinden fazla suyun akmaması için sifonun içine dolu pet şişeleri mi yerleştireceğiz? Çiçekleri sularken makarna yapılan suyu soğutarak mı kullanalım? Dişlerimizi fırçalarken musluğu kapatalım mı? Tıraş olurken, ellerimiz yıkarken, bulaşıkları yıkarken musluğu kapatalım mı? Duş alırken mesela sabunlanırken musluğu kapatalım mı? Meyve ve sebzeleri akan su altında değil de bir kap içinde mi yıkayalım sizce?
Size kalsa her fındıklığı olan kuyu suyu vursun!
Arkadaş, su temizliktir.
Sen bunları gel bizim mutfaktaki hanımlarımıza anlat…
TEŞEKKÜRLER MUSTAFA BIYIK…
İkinci dönemi olmasına rağmen müthiş heyecanlı gördüm, projelerini tek tek anlatırken heyecanı çok yüksekti.
Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık’tan bahsediyorum.
Geçen hafta TAKA Gazetemizi misafir etti, Yomra da.
Bir kısmının kişilerin üzerinde olup şimdi tümü yerel yönetimlere geçirilen 60 dönüm arazinin Yomra halkı yararına kullandırılmasından bahsederken “bunlar daha başlangıç” diyordu, “ilerde bunların çok daha fazlasını da Yomra halkı yararına kullanacağım” demesi de kararlı olduğunun işaretleri oldu.
Vizyon projelerinden biri olan “Dağ Kızağı” bölgesinde de bizi ağırladı.
Müthiş bir atılım yapmış, aslında atılım değil yatırım demek lazım. Belediyenin uhdesinde bulunan araziyi 300 milyon masraf eden bir işletici ile yakında hizmete sokacaklar. Müthiş bir tesis. Hem Yomra Belediyesini hem de işletmecilerini tebrik ediyorum. Her babayiğit o yükümlülüğün altına elini koyamaz, helal diyorum.
Benim için sosyoekonomik olarak en çok gelişen ve değişen bir ilçedir Yomra. Adliye’nin ve Kaşüstü Devlet Hastanesi’nin ilçeye gelmesi bölgenin kaderini değiştirmiştir. İkinci dönemi olması hasebiyle de Mustafa Bıyık Yomra için bir kazançtır, tecrübeli oldu yani.
Siyasete çok az girdik Mustafa Başkan ile ama gördüğüm şu: “Ben CHP’ye Ekrem İmamoğlu’nun daveti ve Özgür Özel’in katkıları ile girdim. Bundan sonra onlar nerede ben oradayım”, diyebilen ender kişilerden…
Ha birde sizin adınıza şu kiracı meselesini sordum, malum koca Belediye Başkanı ama kirada oturuyor! “Evet, Gürsel Başkan kiracıyım. Evim yok, ev alacak öyle afaki bir paramda yok. İnşallah görevimi tamamladığımda yani emekli olursam alacağım” dedi.
Belediyeleri kendine geçim kaynağı yapanlara bence en büyük örnek Mustafa Başkandır.
Teşekkürler Mustafa Bıyık, şanslısın Yomra…
TUVALETLER DE TURİZME Mİ AYARLI?
Sosyal medyadan bir dostun paylaşımını gördüm.
“Trabzon’daki yeni Otobüs Terminali’ndeki tuvalet ücreti 25 lira! Dolmuşlar terminale 32 liraya kişi başı ücret alıyor. Tuvalet ücreti sizce doğru mu? Trabzon’un ne özelliği var? İstanbul gibi mega şehirde 10 lira…” demiş.
Görüyor musunuz, su markette 10-15 lira. Onu vücuttan çıkarmak 25 lira!
Yıllarca düşünmüştüm, kapıda yazar: (atıyorum) Büyük 2 lira, küçük 1 lira. Nedir abi bu? Adam gelip peşinden, büyük abdest mi yaptı, küçük abdest mi yaptı diye kontrol mü yapıyor?
Yok, öyle değilmiş. Büyük, yetişkinler içinmiş, küçük ise çocuklar içinmiş…
Denetlenmeli diye düşünüyorum, haklı vatandaş.
Gerçi kim denetleyecek?
Sen gel bir Meydan da çay fiyatlarını gör, 10-15 lira çay ocakları, 60-70 lira kafeler…
Bir ünlü kahve işletmesine gir de bak gör kahve kaç lira?
Denetleyen var mı, elbette hayır.
Saldım bayıra, Mevla’m kayıra.
Sen sen ol, tuvaletini evde yap öyle çık.
Sudan pahalı meret…