Spor

Sebat’ta Şampiyonluk İnancı: Oğuzhan Özleşen’den Karadeniz Mesajı

TFF 3. Lig 3. Grup’ta şampiyonluk mücadelesi veren Sebat Gençlikspor’un gurbetçi orta saha oyuncusu Oğuzhan Özleşen, takımın namağlup serisinin arkasındaki motivasyonu ve Karadeniz’e uyum sürecini samimi ifadelerle anlattı.

Abone Ol

TFF 3.Lig 3.Grupta şampiyonluk mücadelesi veren Sebat Gençlikspor’da gurbetçi orta saha oyuncusu Oğuzhan Özleşen, Kırmızı-Beyazlı ekibin elde ettiği başarılı sonuçların sırlarını ve Türkiye’deki üçüncü durağı olan Karadeniz macerasını kulüp medya merkezine değerlendirdi. Doğu ve Akdeniz bölgelerinden sonra Karadeniz’e gelmenin zorluklarını ve takıma uyum sürecini anlatan 24 yaşındaki futbolcu, namağlup serilerini ve sahadaki mücadele anlayışını da paylaştı. Taraftarlara motivasyon dolu bir mesaj ileten Oğuzhan, Avusturya’da başlayan kariyerini Türkiye’de nasıl şekillendirdiğini ve iki ülke arasındaki futbol anlayışı farklarını da samimi bir şekilde aktardı.

BAŞARILI OLMAK İSTİYORUM

Oğuzhan Özleşen, “Doğu ve Akdeniz bölgelerinden sonra Karadeniz’de forma giymek benim için farklı bir deneyim oldu. Burada iklim şartları gerçekten daha farklı; yağmurun daha fazla olduğu, havası ve atmosferi değişik bir bölge. Ama futbolcu olarak her şartta adapte olmanız gerekiyor. Çok şükür, hem şehre hem takıma kısa sürede uyum sağladım. Sebat’a transferim son gün gerçekleşti. Açıkçası uçağa bindiğim andan itibaren kafamda tek bir hedef vardı: şampiyonluk. Buraya sadece forma giymek için değil, bir başarı hikâyesinin parçası olmak için geldim. İnşallah sezon sonunda bunu hep birlikte başaracağız” cümlelerine yer verdi.

KAYBETMEYİ KABULLENMİYORUZ

Sebat Gençlikspor’un istikrarlı sonuçlarından bahseden Oğuzhan, “Sahada kaybetmeyi asla kabullenmeyen bir takımız. Geriye düştüğümüz maçlarda bile oyundan kopmadık; ya skoru eşitledik ya da galibiyeti yakaladık. Bu da takım karakterini gösteriyor. Namağlup ilerlemek bize ekstra bir motivasyon sağlıyor çünkü her hafta o seriyi sürdürme bilinciyle sahaya çıkıyoruz. Tabii ki rakiplerimiz de bize karşı daha özel hazırlanıyor. Namağlup bir takıma karşı oynamak herkes için ayrı bir motivasyon kaynağıdır. Ama biz buna izin vermemeye, kendi oyunumuzu sahaya yansıtmaya çalışıyoruz. Önemli olan disiplinimizi ve inancımızı korumak” ifadelerine yer verdi.

LİG UZUN BİR MARATON

52 Orduspor FK maçının geride kaldığını ve Tokat maçına odaklandıklarını söyleyen Oğuzhan, “Lig uzun bir maraton. Her maçta en iyi oyununuzu ortaya koyamayabilirsiniz ama her maçta en üst seviyede mücadele etmek zorundasınız. Orduspor deplasmanında hedefimiz 3 puandı. Zor bir deplasmandı ve istediğimiz sonucu alamadık belki ama aldığımız 1 puan da bizi negatif etkilemedi. Çünkü sezon sonunda bu tür deplasman puanlarının ne kadar değerli olduğunu görebiliyorsunuz. Şimdi önümüzde Tokat Belediyespor maçı var. Hafta boyunca en iyi şekilde hazırlanıp sahaya kazanmak için çıkacağız. Taraftarımıza iyi bir futbol izletip 3 puanı almak istiyoruz” diye konuştu.

BİZE GÜÇ VERİYORLAR

Taraftarlar hakkında konuşan gurbetçi oyuncu, “Onların desteğini sahada gerçekten hissediyoruz. Özellikle sezonun son 9 haftalık bölümüne girerken bu destek bizim için daha da önemli hale geliyor. Kendi sahamızda tribünlerin dolu olması bize ekstra güç veriyor. Maçın zor anlarında onların sesi, enerjisi ve inancı bizi ayakta tutuyor. Bazen sahada yorulduğunuz anlarda tribünden gelen bir tezahürat bile sizi yeniden ayağa kaldırabiliyor. Şampiyonluk yolunda taraftarımızla birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Biz sahada sonuna kadar mücadele edeceğiz, onların da son düdüğe kadar yanımızda olmasını istiyoruz. İnşallah sezon sonunda bu başarıyı hep birlikte kutlayacağız” dedi.

İKİ ÜLKEYİ KARŞILAŞTIRDI

Oğuzhan son olarak şunları söyledi. “Avusturya ve Türkiye futbolu arasında aslında benzer yönler oldukça fazla. Ancak Avusturya’da disiplin, kondisyon ve fiziksel güç biraz daha ön planda. Oyun temposu yüksek ve sistem disiplini çok önemli. Bu nedenle Avusturya’da uzun yıllar forma giymek, benim için hem fiziksel hem de mental olarak çok öğretici oldu. Türkiye’de ise teknik kalite ve bireysel yetenek daha fazla öne çıkıyor. Oyuncular topa daha hakim ve oyun içinde yaratıcılık daha belirgin. Burada oynarken anlıyorsunuz ki hızlı düşünebilmek ve oyuna adapte olabilmek büyük fark yaratıyor. Elbette her iki ülkede de futbol oynamanın kendine göre zorlukları var.”