SEÇİMİN ARDINDAN

Abone Ol
Patates soğan fiyatlarından araç camlarının filmine kadar her konunun siyaset mekanizması tarafından etkilendiği belirlendiği bir sistem ile karşı karşıyayız. Bu yüzden siyaseti bence benimsemeliyiz, sevmeliyiz.

Eğrisiyle doğrusuyla bir seçim kampanyasını daha geride bırakıp memleket için hayati önem arz eden, 24 Haziran seçimlerini yaptık. Millet tercih gösterdi, işaret etti. Yıllardır Mecliste yapılamayan birliktelikler “ittifak” adı altında bu seçimde resmiyet kazanmış oldu. Buna göre çoğunluğu elde edip en yüksek oyu alarak Başkanlık Sisteminin ilk Başkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu.

Aritmetik rakamlarla hem yazıyı boğmak hem de sizleri daha çok yormak istemiyorum. Ama bu seçim bizlere birçok şeyi göstermiştir. Anlamak isteyen gerek siyasetçi gerek seçmene çok şey anlatmıştır bu seçim. Birçok ders niteliğinde sonuçlar bu seçimden çıkmıştır. Kısaca bu sonuçlara her yazar gibi bende değinmek istiyorum.

Daha ittifaklar söz konusu bile değilken, 6 Kasım tarihli yazımda önümüzdeki seçimlerde birleştirici siyaset yapanları, milletin refahı ve güvenliğimizin teminatı için barışçıl ve bütünleştirici siyaset yapanların önümüzdeki seçimlerde kazanacağını, parlayacağını yazmıştım. O yüzden bu seçim sonuçlarını bekliyordum açıkçası.

Özellikle çoğu yazımda devletin bekasına bu yüzden dikkat çekmiştim. Bu seçimin bana göre en büyük belirleyici olayı ve söylemi apolet tartışması olmuştur. Bu millet devletin bekası ve güvenliği için gece gündüz terör bölgesinde çalışan, özellikle 15 Temmuz darbe gecesinde darbeci hainlerin karşısında aslanlar gibi dik duran komutanın apoletlerini seçimde söktürülemeyeceğini bir kez daha verilen oylarla göstermiş oldu.

Seçim sonuçlarını masaya yatırdığımız zaman CHP ile HDP’nin arka zeminde alenen ittifak yaptıkları görülüyor. HDP seçmeni Cumhurbaşkanlığı için Muharem İnce’ye, CHP seçmeni de barajı aşıp meclise gelmesi için HDP’ye oyları vermiştir. Bunun yanında ittifaka girip milletvekili çıkaramayan Saadet Partisi’de kendi oylarıyla CHP’nin yıllardır vekil çıkaramadığı yerlerden milletvekili çıkarmasına etki etmiştir.

Bunun yanında 100 bin imza ile aday olan Doğu Perinçek’in oylarının 98 binde kalması da ilginç bir sonuç. Demek ki imza verip de imzasının arkasında duramayan bir seçmen kitlesi de mevcut. Sözde “bilge lider” olan Temel Karamollaoğlu’nun eşi ve kendisinin oy kullandığı sandıktan kendi partisine sadece 2 oy çıkması, Muharrem İnce’nin kendi köyünde bile Recep Tayyip Erdoğan’ın en yüksek oyu alması bence ders niteliğinde sonuçlardır.

Bütün bu sonuçlara rağmen % 52 en yüksek oyu alan Recep Tayyip Erdoğan’ın balkon konuşmasında “milletimizin bize verdiği mesajı aldık” deyip sandıktan ders çıkardığını söylerken, % 22 almış Kılıçtaroğlu’nun ise hala kendisini başarılı bulması da çok ilginç.

Bana sorarsanız bu seçimin en başarılı partisi MHP diyebilirim. Baraj altı söylemlerine rağmen %11 oy alması, bünyesinden ayrılıp İyi Parti’yi kuranlara rağmen kemikleşmiş oyunu muhafaza etmesi büyük başarı. Mecliste olmadan Ak Parti’nin rahat çalışamayacağı bilincini, daha ilk günlerden fitneye sebebiyet veren söylemlerde bulunanları görevden almasıyla taşıdığı da görülüyor.

Son olarak İyi Parti’ye de değinmek istiyorum. Aldığı oyun biraz da taşıma oy olduğunu düşünüyorum. Parti liderinin %7, partisinin ise % 10 oy alması da bunun bir ispatı gibi duruyor zaten. Trabzon’da herkesin oyuna talip olup, partili partisiz her kesimin vekili olacağını söyleyen Hüseyin Örs’ün de mecliste yeni dönemde olması ayrı bir başarıdır bence.
Partisinin her kademesinde görev alan Bahar Ayvazoğlu’nun da mecliste olması başarının zirve noktasının göstergesidir. Yeni dönemde mecliste olacak bütün vekillere şimdiden başarılar diliyorum.

Yazımı sonlandırırken şimdiden yazayım; önümüzdeki genel seçimin galibi yarından tezi yok sahada olanlar, alanlarda çalışanlar, teşkilatlarını canlı ve zinde tutanlar, seçmenin işi düşüp de geri dönüş yapanlar olacaktır. Allah memleketimiz için her şeyin hayırlısını nasip eylesin. İyi haftalar.