Şehir Hastaneleri Vurgunu…

Bence Türk halkının yediği en büyük kazıktır, bize de müstahaktır. 2025 bütçesinden kira ve hizmet alımı için bu hastanelere ödenen para tam 67 milyar TL. Kaba bir hesapla 2 milyar dolar. Bir hastane 1 milyar dolara mal olsa ki olmaz, her yıl ödenen kira ile 2 şehir hastanesi yapılır.

Abone Ol

Halka zerre faydası yok, direk müteahhittin cebine boca ediliyor. Bin yataklı şehir hastanesi yapılınca zannediyor aziz halkımız ki, yörede yatak sayısı artacak. Asla böyle olmayacak çünkü en az 3-4 faal hastane kapatılacak. Personel mi artacak? Hayır, elbette kapatılan hastanelerdeki personel buraya kaydırılacak.

Önce bizi ihtisas hastaneleri ile oyaladılar, şimdi tüm multi disiplinler bir arada olmalı deyip hepsini birleştiriyorlar. Devran döndüğünde kapattıkları hastaneler açılacak ve buralara harcanan paralar güme gidecek. Sinek avlayacaklar göreceksiniz…

Bakın Trabzon şehir hastanesi için kaç hastane kapanıyor, ilk etapta 3 hastane. Göreceksiniz “hasta garantili” şehir hastanesi için bu yetmeyecek ve başka hastaneleri de kapatacaklar.

Şunu da söyleyip yazımı noktalayayım, asla bu hastanelerin niye yapıldığını eleştirmiyorum. Benim anlatmak istediğimi ekonomi gazetecisi Çiğdem Toker özetlemişti: “18 şehir hastanesi sahibi 7 şirkete 2025’in ilk yedi ayında ödedikleri kira ve hizmet bedeli ile 100 yataklı 78 devlet hastanesi açılabilirdi” diyor.

Vurgunu anladınız mı?

KAPAK GİBİ CEVAP…

Bana da her yazımda eleştirel cevaplar gelir, çoğuna cevap vermem.

Sanatçı Suna Yıldızoğlu geçenlerde bir sosyal medya paylaşımı yapmış ve mevcut iktidarı eleştirmiş. Hemen altına trollerden biri “Sunacığım, İngiliz dedelerini özlediysen süper havaalanımız emrinizdedir. Artık onları buralardan sepetledik, bir daha gelmezler” demişler.

Suna Yıldızoğlu bilindiği gibi aslında İngiliz vatandaşı, Türkiye’den evlendiği için Türk olmuş. Rahmetli sanatçı Kayhan Yıldızoğlu’nun eşi. Bakın Suna hanımın verdiği cevaba:

“Sizinkiler sepetlemedi! Atatürk sepetledi! Sizinkilerin yok ettiği ve kendi çıkarı için kullandıkları Atatürk Havaalanı’na 46 yıl önce indim ve bir yere gideceğim yok. Bu ülkeyle gönül bağım var. Sizin gibi sivrisinekler ancak sokarsınız; ama sivrisineğin ömrü 7 gün…”

Bence de kendini “vatansever” sanan cehalete verilebilecek en güzel cevap bu…

EN UZUN HORON HALKASI REKORU

Bu hafta sonu Uzungöl’de denenecek.

Hedef 6 bin 161 kişi.

Bizim yöre kemençe sesi duyduğunda anında enerjik olur. Zemini titretecek o enerjiyi nasıl bulduğunu anlayamazsın.

Yıllar önce, bizim belediye dönemimizde, kültür sanat bana bağlı. Niko isimli bir Yunan kemençe üstadı gelmişti bana, bir arkadaşı vasıtası ile. Bu kemençeci Niko öyle sıradan bir insan değil, Yunan vatandaşı ama İstanbul’da bir üniversitede hoca. Aynı zamanda Amerika’da da ders veriyor. Dünyanın ünlü kemençe üstatlarından. Trabzon’da bir kemençe Festivali düzenlemek gibi bir projesi varmış, dünyanın en ünlü kemençecilerini Trabzon’da toplamak ve en uzun horon halkasını oluşturmak istiyor. Bana da çok olumlu gelmişti ama bizim 17 sene Trabzon’da kültürden turizmden sorumlu müdürlük yapan ve o sırada belediye başkanımız olan Volkan beye bunu anlatamadık! Anlamadı…

“Bizi Yunanlı yaparlar” demişti, korktu. Kültürden anlamayan müdürü de Faroz hoptek’inin daha önemli olduğunu savunarak kültür bilgisini ortaya koyuyordu. Lafı uzatmayalım, kültürü kültürsüzlere anlatamadık ve o proje uygulanamadı. Aldı kemençe ile Yunanistan Eurovision’da birinci oldu daha sonra.

Seneler sonra, bu hafta sonu Uzungöl’de yapılacak “Horon Halkası” beni heyecanlandırdı.

Umarım bu halka büyür ve gelenekselleşir yöremizin turizm ve kültürüne katkı yapar…

AKYAZI PROJESİNE BİR İTİRAZ DA ŞPO’DAN

Geçen hafta da Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç meclis toplantısında “haberimiz yok” demişti. “Trabzonspor kulübümüz daha projeyi bizimle paylaşmadı. Paylaşmış olsaydı detaylı tartışırdık. Kanunu ve kuralı dâhilinde paylaşınca değerlendiririz” diye de eklemiş Başkan Genç. Şimdi Trabzonspor’un dolgu alanına düşündüğü rant projesine bir itirazda Şehir Plancıları Odası Trabzon Şubesinden geldi.

Karadeniz Bölgesi’ne değer katacağı (!) öne sürülen proje ile, 105 bin metre kare alan üzerine 250 mağaza, 45 yeme içme yeri (projede Gastronomi ünitesi diye yazılmış, gülmeyin) 300 ve 130 odalı iki devasa otel yapılacakmış. İlgili mühendislik odası ŞPO bu projenin; Kıyı mevzuatı ve hukuki engeller, Ulaşım ve Trafik Yükü sorunu nedeni ile bilimsel ve teknik açıdan da geçerli bir temele dayanmadığını bildirerek çekince koymuş.

Daha önceki TS başkanı ve başkanın liman müdürü rüyasında aynı anda görüp getirip en güzel sahile AkKazık Projesini kondurmuşlardı tüm yasalara ve yönetmelikleri çöpe atarak. Belli ki şimdinin başkanı da bir yerlerden yasa ve yönetmelikleri çöpe attıracak güç aldı.

Ranta doymuyorlar her ne hikmetse…

ARAKLI’YA KÜLTÜR MERKEZİ…

Yeniden Refah Partisi Araklı meclis üyesi Ömer Erbay, Büyükşehir Belediyesi meclis toplantısında Araklı için bir Kültür Merkezi isteğini dile getirmiş. Destekliyorum elbette olsun, hatta içinde “çöp” konusunda da ilmi çalışmalar olması gerektiğini, çöpün doğal hayatımıza ve insanlığa nasıl faydaları dokunduğunu, vahşi depolamanın faydalarını, önden proje gösterip arkadan istedikleri gibi çevre katliamı yapan projelerin Araklı ve yanı başındaki Sürmene’ye ne gibi faydaları dokunduğunu araştıran bilim merkezi haline de getirilsin…

Şaka bir tarafa günümüzde kültür ve sanata ihtiyaç var. Sporla bir yere kadar gidiyor yöre.

Gerçi sanatı da ikiye böldüler her şeyi böldükleri gibi. Mesela sol görüşlü bir belediye Kültür Sanat Merkezi yapsa içinde; Çağdaş sanatlar, tiyatro, piyano ve keman konserleri, sendikal ve akademik toplantılar, şiir toplantıları, kitap fuarları oluyor.

Sağ bir belediye yapsa içinde genellikle; Dini etkinlikler, tasavvuf ve ney kursları, Kuran-ı Kerim tilaveti, Mevlana, Yunus Emre, Abdurrahman Karakoç, Nihat Hatipoğlu, Bedirhan Gökçe söyleşileri, Türk kültürü, Türk düşünürleri, Türk beyleri, Türk dünyası kültürel bağları, Estergon kalesi, Osmanlı kültürü, Ramazan etkinlikleri, Aşure etkinlikleri, siyasi parti aday tanıtım toplantıları falan düzenleniyor.

Ben her ne olursa olsun Araklı’da bir kültür ve sanat merkezinin yapılmasını canı gönülden destekliyorum…

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE”KİMİN PROJESİDİR?

On gün önce AKP Trabzon İl Danışma toplantısında konuşan AKP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş “Terörsüz Türkiye bir devlet projesidir” demiş.

Katılıyorum.

Ama Türkiye devletinin bir projesi değil ABD kaynaklı BOB Projesidir diyorum.

Kısaca hatırlayalım isterseniz. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) 2004 yılında ABD Başkanı Bush tarafından G8 zirvesinde duyurulmuştu. Amacı: Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki ülkelerde “demokrasi, insan hakları, ekonomik kalkınma ve güvenlik” alanlarında reformlar gerçekleştirmek olarak ifade edilmişti. Yeni Ortadoğu düzeninde Sovyetlerin yıkılması ile birlikte ABD tek güçtü ve onun maşası İsrail güçlenmek istiyordu. 3 hedef tehdit ülke seçtiler, Irak-İran ve Suriye. Ardından projedeki ülkeler şunlardı: Libya, Sudan, Yemen, Lübnan, Mısır, Tunus, Filistin, Türkiye, Suudi Arabistan. Arap Baharı BOP’un en önemli aşaması idi. AKP’de aynı doğrultuda kurulmuştu. Hatırlarsanız ilk dönemler “Ben BOP’un eş başkanıyım” diyen kimdi, hatırlayın? Irak ve Libya fiilen bölündü, Suriye’de iç savaş çıktı büyük ölçüde zayıfladı.

MHP defalarca BOP’un bir İsrail projesi olduğunu söylemiyor muydu?

Neyse, fazla uzattık konu çok uzun biliyorum ve diyorum ki;

Terörsüz Türkiye Projesi bir devlet projesidir ama bizim değil!

Terörsüz Türkiye, Türkiye Kürdistan Özerk Bölgesi, Türkiye Kürdistan Devleti, Büyük İsrail Devleti şeklinde devam edebilir, aman dikkat…