ŞENOL GÜNEŞ!

Abone Ol

Spor adamı değil de adeta bilim adamı adeta filozof.
Ayrıca karakterli ve cesur.
Gereksiz polemiklerden uzak.
Akla mantığa ve dostluğa yakın bir lider insan,
Şenol Güneş.
*
Hayatı başarılarla dolu.
Trabzonspor'un bir yılda sadece 8 gol yiyen efsane kalecisi.
Trabzonspor'un akıllı kaptanı.
Türk Milli Takımımın vazgeçilmez oyuncusu Şenol güneş.
*
Şenol Güneş Hocalık dönemi de sporculuk dönemi kadar muhteşem.
Kore'de yapılan dünya şampiyonasında şampiyon olan Brezilya takımına futbolun  adaletsizliği ile yenilince ev sahibi Kore'yi yenerek Türk Milli takımını dünya 3.olmasını sağladı.
Sağladı ama İstanbul münafıkları neden Türkiye'yi dünya şampiyonu yapamadı diye onu eleştirirken,  ayrıca karizma değilmiş falan filanına takmış kanatlı zübüklerin hücumuna uğradığında maalesef biz sevenleri tarafından yalnız bırakılmıştır.
*
Şenol Güneş Plan/ proje ve eylem adamıdır.
Onun için başarılar tesadüfi değildir.
Uyumlu bir ekip çalışması, disipline olmuş bir organizasyon onun başarısının sırrıdır.
Ne yazık ki adı caddelere verilse de layıkıyla kıymetinin bilindiği görüşünde değilim.
Her yönüyle tüm yönetimlerden  üstün vasıflı  olduğu halde bilmem kaç kere getirilmiş ve bir o kadar da kalbi kırılarak gönderilmiştir.
*
Çok sevindim.
Beşiktaş'ı şampiyon yapmasına  sevindim.
Onun adına ise çok çok sevindim.
Trabzonspor'la birlikte Şenol Güneşin de hakkını gasp eden Fenerbahçe'yi geride bırakarak şampiyon olmasına müthiş sevindim. 
Tebrikler efsane!
Teşekkürler Şenol Güneş!
Trabzonlusun!
Delikanlısın!
Adamsın!

Ey Dünyacılar!

İnsanın ürettikleri değerler  tapacasına severken,
Allahın yarattığı insana ve hayvanlara ve doğaya zülüm  eden!
Ey çevresini acımasızca ezen küstah zihniyetin tiriviri hamalları!
Unutmayın ki bu umursamaz tavrınız yaratılana olduğu kadar yaratana da hakarettir.
Ey tatminsiz ve şükürsüz sülükler! 
Toplumun iliklerinden emdiğiniz o menfaatler bir gün sizi,
Ya da sizden sonraki sevdiklerinizi fena halde boğacaktır.
İslam'ın adabı muaşeretinden habersiz  ve ahlakı üzerine doğmamış yat/kalk Müslümanları!
Unutmayın ki, iş sadece o kadar değildir.
İş doğru ve haklının yanında ömrünü feda edebilecek yürekler taşımak ve o uğurda yaşamını ibadet anlayışı ile eda etmektir.
Yoksa Secdede uyumak uyanıp mal ve para biriktirme çabaları değildir Müslüman olmak.
Ey kendini her şeyden akıllı sanan mangır zevzekler!
İçinizdeki o entrikaları ve mutlak kazanma amaçlı kurnazlıkları Allahın kullarından  saklasanız da, Allahtan da saklayabileceğinizi mi sanıyorsunuz? 
Saklayamazsınız.
Çünkü," O her şeyi hakkıyla bilendir."
O zaman bu kabulü kabil olmayan bu çirkin hallerde ne işiniz?
Yapmayın!
İnsanları aldatmayın.
Hele de Allah'la hiç aldatmayın

Hatice Göç Edeli 1918 Gün Oldu

TRT yaşamın içinden programında yaşlıları konu alan,
Onların tecrübelerini,
Nasihat ve tavsiyelerini,
Acı/tatlı günlerini ve özlemlerini  yansıtan iç burkan bir program.
İşte bu programın konuğu Hatice'sinden ayrılan dertli kocanın ıstırabını yansıtmaktadır.
Hatice'sinin onu terkinin 1918 gün olduğunu belirtmesi,
Onu özlemesi,
Onu araması bakımından nasıl da can yakan bir çile,
Nasıl gün gün tutulan bir hüzünlü  çetele olduğunu göstermektedir.
Bu sadece 1918 gün değildir anlatılan.
O günlerin içerisinde nice sesler vardır.
Ağıtlar vardır.
Sevinçler vardır.
Sitemler vardır.
Darılmalar, barışmalar vardır. 
O 1918 günün içerisinde geçmişi aramak, özlemek vardır.
Kıyıda köşede kalmış nice yürek sızlatan pişmanlıklar vardır.
Kavuşmalı ayrılıklar vardır.
Ve sonra acıların en çekilmezi çaresizlikler,
Akan gözyaşları,
dayanılmaz hüzünler ölümden acı ölümler vardır yokluğunda Hatice'nin.
Saydırır sevgiler.
Gün gün
Damla damla saydırır.
Yaka yıka saydırır insana 1918 günü...

Binali'nin Sesi

Binali'nin sesi neden kısılıyor?
Binali'nin sesi nasıl çıksın ki?
Reis, sesi çıkanın sesini keser!
Hem de "Gıg" bile diyemeden.
Haydi, "Hadda gidiyoruz!" der gibi  kaldırıp atıverir uzaklara...
Meydanlarda adeta Reis  gibi cümleler kuruyor olsa bile,
Nice nice  naralar atıyor olsa bile.
Aramızda hiç bir fark yok dese bile.
Koltuğuna kellesini alsa bile.
kurtaramaz koltuğunu.

Var Bu İşte Bir İş!

Devlet Bahçeli gün geçmiyor ki, Ak Partiye sevgisini,
sevdasını, aşkını ilan etmesin.
Gerçekten bu ne haldir böyle anlaşılır gibi değil.
Değil mi ki, iki aylık bir hükümette bakan olmak için hangi bir ülkücü Ak Partinin davetine ay ışığında kocaya kaçan kız gibi kaçar da gider.
Değil mi ki, İşi öğrenen annesi numaradan feryat figan eder gibi  ona saydırır da saydırır.
Değil mi ki, o kaçan büyük ülkü ve dava adamı  sessizce  Ak partiyle nikah kıyar.
Değil mi ki o Ak parti seçimlerde onu millet vekili olacak yerden aday gösterir.
Değil mi ki, o Ak Parti onu bakan dahi yapar.
Değil mi ki, derhal seçim isteyen Devlet Bahçeli seçimlerde hiç miting yapmaz.
Değil mi ki, Devlet bey gerek olmadığı halde  Ak partiye koalisyon teklifleri yapar da yapar...
Değil mi ki Son görsellerde Devlet bey ve Tuğrul efendi hınzırca birbirlerine gülerler.
Değil mi ki, MHP bu liderle gireceği seçimde baraj altında kalacağı açıkça belli olduğu halde kılını kıpırdatmaz kongreye şiddetle karşı çıkar.
Dedim ya var bu işte bir iş var...
vallahi de billahi de var!
E, son ada anladı ki kongre kaçınılmaz birden meydan horozu olmuş.
Yemezler efendim yemezler...

Gorbaçov Pişman Olmuş!

Mihail Gorbaçov Sovyetler Birliğinin sonunu hazırlayan liderdir.
Bilindiği gibi Ronald Wilson Reagan ile Reykjavik'te yapılan görüşmeler neticesinde Amerika Birleşik Devletleri Rusya'ya "Bırak bu komünist ayakları.
Bak sen bu sistemle gelişemedin.
Benim yıldız yavaşları projem hazır.
Bir savaşta bana atacağın nükleer füzeleri Amerika'ya düşmeden havada yakalayacağım ve bunun için benim 1 trilyon dolar param hazır.
Ya sen!
10 milyar dolar harcadığın Afganistan'dan çıkmak zorunda kaldın.
Ekonomin çok kötüye gitti."
Gibi sözleri neticesinde adı Perestroyka denilen yeniden yapılanmayla kominizim resmen sona erdi.
Rusya bünyesinden 20 çıvarında  devlet bağımsızlık ilan etti.
Bunlardan bir kısmı Rusya'nın karşısındaki bloklarda yer aldı.
Nice kadınları ekonomik zorlukların dayanılmaz etkisiyle hayat kadını durumlarında düştüler.
Tabi bu durum bize de fena halde yansıdı.
Evlerde huzur ve para kalmadı.
İş yerleri kapatıldı.
Dahası var.
Rusya'dan korkan Avrupa Türkiye'ye "Yiğidim /aslanım"  derken şimdi terörist Kürtlere özgürlük gerillaları demekte...
Hatta bu kadim dostlarımız (!) alenen ülkemizi bölmeye çalışmaktadırlar.
Evet,Gorbaçov pişman olmuş.
Olur elbet, adı sanı unutulmuş, yıktığı düzenin üzerinde hegemonya kuran güçler onu yok saymaktadırlar.
Ah Gorbaçov ah! Kendinizi de bizi de yaktın...

Düşmeyin!

Gördüm ki,  düşenin dostu yokmuş.
Onun için diyorum ki düşmeyeceksin.
Vurulsan da, ölsen de düşmeyeceksin.
Ve düşürmesin  Allah, kimseyi  kimsenin eline. 
Düşürmesin Ele, dile... 
Yoksa,  fareler fındıkları yermiş;  kim inanır.
Bakın da ona göre de edin eyleyinde  düşmeyin.
Varlıktan darlığa hiç düşmeyin.
Merdivenden düşün ama makamdan, mevkiden asla düşmeyin.
Attan eşekten düşseniz de
Gözden, gönülden  düşmeyin.
Düşmeyin ki, sıçanlar demirleri yesin, kudurmuşçasına yesin kemirsin!
Düşmeyin ki
Dostlarınız,
Sevenleriniz,
Uğrunuza ölenleriniz bol olsun!
Yiğit düştüğü yerden kalksa da ne olur siz yine de düşmeyin.