Eğitim

Şeref Malkoç Mardin Artuklu Üniversitesi’nde Gençlerle Buluştu

Şeref Malkoç. Öğrencilik yılları dahil hayatı hak ve adaleti aramakla geçti. Trabzon’da STK olarak kültür evini kurdu. O yıllarda Azerbaycan ve Çeçenistan’daki katliamlara, insan hakkı ihlallerine dikkat çekti.

Abone Ol

Malkoç, siyasete atıldı. 28 Şubat 1997 gibi çok önemli bir süreçte TBMM kürsüsünde demokrasi ve hukuk diye bağırdı. Erbakan Hoca ile birlikte İsrail’in saldırganlığına ve dünyadaki siyonizm tehdidine dikkat çekti. Malkoç, milletvekilliğinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a başdanışmanlık yaptı. 2. ve 3. dönem Kamu Başdenetçiliği görevinde, Rusya, Azerbaycan, Suudi Arabistan, Katar, Danimarka, Somali, Pakistan ve diğer ülkelerin ombudsmanları ile dünyadaki haksızlıklara karşı sürekli düşünce paylaşımı yaptı. Malkoç şimdi de her ay Anadolu’da 2 üniversiteye gidiyor ve orada gençlerle buluşuyor, onlara bilgi birikim ve tecrübelerini aktarıyor.

Malkoç’un Mardin Artuklu Üniversitesindeki konferansındaki açıklamalarını siz TAKA gazetesi okurları için aktarıyoruz:

DÜNYA’DAKİ OLAYLARI TAKİP EDİP, İRDELEYİN

Savaş; yıkım, kan, gözyaşı, göç demektir. İsrail, Filistin’de Gazze’den sonra ABD ile birlikte İran’a saldırdı. Bütün bunlar niçin oluyor? Bu savaşlar niçin hep İslam coğrafyasında oluyor? Ölen çocuklar, kadınlar, insanlar… Bombalanan şehirler, yıkılan binalar niçin İslam coğrafyasında? Bu bir kader mi? Bunun çıkışı, çözümü nedir? Bunları konuşacağız.

KAN VE GÖZYAŞININ ARKASINDA SİYONİZM VE EMPERYALİZM

İslam’ı, Müslümanlığı yok etmek istiyorlar. Müslümanları köle yapmak istiyorlar. Dünyadaki petrol, madenler ve doğalgaz zenginliklerinin %60’tan fazlası İslam coğrafyasında. Dünyanın en genç nüfusu Müslümanlarda. Dünyanın en stratejik konumu Müslümanlarda. Bu dünyada olanları anlamak için emperyalizmi bilmek, siyonizmi tanımak gerekiyor. ABD’deki o çirkin Epstein olayından, Filistin-İran savaşına, dünyadaki para olaylarına varıncaya kadar hepsinin arkasında emperyalizm ve siyonizm vardır. Emperyalizm bugün Avrupa’dadır, ABD’dir. Siyonizm demek İsrail demektir. İran, Lübnan ve Filistin’e yönelik yayılmacı saldırganlığın arkasında İsrail’in Arz-ı Mev’ud inancı, yani Nil Nehri’nden Fırat Nehri’ne kadar uzanan coğrafyaya sahip olma inancı yatmaktadır.

Tevrat’ta yaradılış bölümünde “Mısır Irmağı’ndan büyük Fırat Irmağı’na kadar uzanan bu toprakları senin soyuna vereceğim” vaadine inanırlar. Ve yine Tevrat’ta; “Ancak Tanrı’nın sana miras olarak vereceği bu topraklarda, soluk alan hiçbir canlıyı sağ bırakmayacaksın. Onların tamamını yok edeceksin” denir. Siyonistler buna inanmaktadır ve onun için Filistin’e, Gazze’ye, Lübnan’a, İran’a her yere saldırmaktadır.

GÜÇLENDİKÇE İSLAM’A SALDIRDILAR

Bütün medeniyetler doğar, yükselir, inişe geçer, geriler ve çöker. Dünya kurulduğundan beri bu böyledir. Mutlak olan Allah’tır. Peygamberimizin döneminde dünyaya hâkim olan, yön veren iki güç vardı. İki medeniyet vardı: Romalılar ve Sasaniler, yani Persler. Peygamber Efendimiz döneminde dünyanın iki süper gücü, yani o zamanın ABD’si ve Çin’i, Romalılar ve Perslerdi. Peygamber Efendimiz ve sahabesi bir avuç insandı; ellerinde para yoktu, silah yoktu, imkân yoktu. Fakat imanları ve azimleriyle yeni bir medeniyet inşa ettiler. Türklerin 8. yüzyılda Müslüman olmalarıyla bu medeniyet 17-18. yüzyıllara kadar geldi. Dünyayı yönetti. Dünyada adaleti sağladı. İslam medeniyeti dünyaya huzur, barış, refah ve esenlik getirdi. 14. ve 15. yüzyıllarda Müslümanlar Avrupa’yı batıdan Endülüs ile, doğudan ise Osmanlı ile kuşatmıştı. Avrupa fakirlik, yoksulluk ve rezillik içinde kıvranıyordu. Avrupalılar birbiriyle savaşıyor, birbirini yiyip bitiriyordu. İslam dünyası huzur, refah ve zenginlik içindeydi. Bu süreçte Portekizliler ve İspanyollar Hindistan’ın zenginliklerine ulaşmak için denize açıldılar. Hindistan’ı ararken ABD’yi buldular. Sonradan Hindistan’a da gittiler. ABD yerlileri olan Kızılderilileri öldürdüler. Altın, gümüş, maden, baharat ne buldularsa çalıp Avrupa’ya getirdiler ve zenginleştiler.

PAPA SÖMÜRÜLECEK YERLERİ İSPANYOLLAR VE PORTEKİZLİLERE BÖLDÜ

15. yüzyılda Papa, dünyayı, sömürülecek yerleri Portekizliler ve İspanyollar arasında böldü. Afrika’yı, Asya’yı ve Amerika’yı sömüren Avrupa zenginleşti ve İslam’a savaş açtı. İslam dünyasını işgale başladı. Örneğin Filipinler Müslümandı. İspanyollar burayı işgal etti. Filipinlerin adı, İspanya Kralı Filip’ten geliyor. 17. yüzyılda İspanyolların yerini İngilizler, Portekiz’in yerini Fransızlar aldı. Ve dünyanın her yerini işgal ettiler. Afrika, Asya ve Amerika’nın %85’ini sömürgeleştirdiler.

Emperyalizme, sömürgeciliğe dayanan %15 bizdik; yani Osmanlı idi. Bu direnişimizle biz %15 idik ama insanlığın onurunu ve haysiyetini temsil ediyorduk. Avrupalılar, sömürüye direnen Müslümanları, bizi yani Osmanlı’yı nasıl yıkarız, nasıl sömürge yaparız diye 250 yıl önce fakülteler açtılar, üniversiteler kurdular.

1877’de İngiltere, Fransa ve Hollanda dışişleri bakanları bir araya geldi. “Her yeri aldık; Amerika’yı, Afrika’yı, Hindistan’ı, Çin’i aldık, sömürge yaptık. Bu Osmanlı, bu Müslümanlar, bu Türkler bize niçin direniyor? Bunları nasıl yeneriz, yıkarız?” diye çalıştılar.

İSRAİL’İ ORTADOĞU’YA HANÇER GİBİ SOKTULAR

Nitekim 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı’yı yendiler, yıktılar. Osmanlı coğrafyasını cetvelle bölüp yeni onlarca devlet kurdular. Emperyalistler ve sömürgeciler bunu siyonistlerle birlikte yaptılar. Osmanlı’yı yıkan, İslam ümmetini parçalayan Batılılar, İslam dünyasının kalbine Filistin’e siyonist İsrail’i hançer gibi soktular. Şimdi İsrail’i korumak ve yaşatmak adına Filistin’e, Lübnan’a, Irak’a, Suriye’ye, İran’a saldırıyorlar; yakıyorlar, yıkıyorlar, öldürüyorlar. Yüzyıllardır bu coğrafyada kan, gözyaşı ve savaş var. Gazze’de yaşanan insanlık dramı, Irak’ta, Lübnan’da, Suriye’de ölen milyonlar… İsrail-ABD’nin İran’a saldırısı haksız ve uluslararası hukuka aykırıdır.

Bu savaşı İsrail başlattı, Trump’ın ABD’si İsrail’in peşine kuyruk gibi takıldı. ABD bölgeye onlarca gemi, binlerce silah, on binlerce asker yığdı. ABD, İsrail’in yancısı olmuştur. Günlerdir bölgeye ölüm yağdırmaktadır. Ancak göreceksiniz; bu savaşın nihai kaybedeni ABD ve İsrail olacaktır. Bu savaşta ABD halkının hiçbir menfaati yoktur. ABD halkı İsrail için bedel ödemektedir. ABD bu savaşın sonunda ekonomik ve askeri bedel ödeyecek, itibar kaybedecektir. ABD, Çin ve Rusya karşısında zayıf düşecektir. Son ABD-İsrail saldırıları Batı medeniyetinin iflas ettiğini, Batılıların kurduğu düzenin yıkıldığını göstermektedir.

DÜNYA’NIN HUZURA, BARIŞA, ADALETE İHTİYACI VAR

Dünyanın adalete, merhamete, huzura ve refaha ihtiyacı var. Dünyanın yeni bir medeniyete ihtiyacı var. İnşallah bunun öncülüğünü Türkiye yapacaktır. Türkiye; siyasi istikrara kavuştu, devlet krizlerinden kurtuldu, askeri cuntadan kurtuldu, iç cephesini sağlamlaştırdı. Terörsüz Türkiye’yi hedef olarak belirledi. Türkiye kendini yeniledi ve toparlandı. Güçlü Türkiye bölgesel barışın teminatıdır. Güçlü Türkiye dünya barışının anahtarıdır. ASELSAN, Roketsan, Havelsan, TUSAŞ ve Bayraktar ile Türkiye dünya çapında askeri güç olma yolundadır. Dış politikada barış taarruzu yaparak Libya’nın bölünmesini önledi, Karabağ’daki 30 yıllık işgali sona erdirdi, Suriye’de barışı sağladı, Katar’da darbeyi engelledi, Somali’yi ayağa kaldırdı, Etiyopya ile Somali’yi barıştırdı. Rusya-Ukrayna savaşında arabulucu oldu. Şimdi de ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasına karşı bölgesel savaşı önlemeye gayret ediyor. Başta Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere devletin ilgili birimleri ateşkes için, barışı sağlamak için gece gündüz uğraşıyor.

Sayın Cumhurbaşkanı öncülüğünde Türkiye şunun için çalışıyor:

Savaşın durmasını sağlamak,
Savaşın yayılmasını önlemek,
Müslüman ülkeler arasındaki çatışmayı durdurmak,
Mezhep, etnik ve dini çatışmaları engellemek.

TÜRKİYE NE YAPMAK İSTİYOR?

İran, Irak, Suriye ve Lübnan’ın parçalanmasını önlemek, Filistin devletinin kurulmasını sağlamak, İsrail’in yayılmacılığına set çekmek, ABD’yi reel politik davranmaya zorlamak, İran’ın Rusya ve Çin’e kaymasını, Körfez’in ABD/İsrail hattına kaymasını engellemek, ilişkileri dengede tutmak, Müslüman ülkeler arasında savunma ve güvenlik paktı oluşturmak, askeri, diplomatik, teknoloji ve savunma alanlarında bölgesel güç olmak, Avrupa ile ilişkileri güçlendirmek, Rusya ve Çin ile dengeli ilişkiler kurmak, iç cepheyi tahkim etmek, vatandaşı ekonomik olarak rahatlatmak, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölgeyi kurmak, Türkiye’yi her türlü tehdide hazırlamak.

Sonuç olarak; ABD-Çin-Rusya-AB kavgası büyüyecek, AB ve ABD Türkiye’ye daha çok muhtaç olacak, İsrail durdurulacak, Netanyahu yargılanacak, başkenti Kudüs olan Filistin devleti kurulacak, Türkiye’nin öncülüğünde savaş duracaktır.

Osmanlı yüzyıllar boyunca bu bölgede adaleti sağladı. 1917’den beri kan, gözyaşı ve ölüm var. Bu bölgede huzurun, barışın ve refahın öncüsü yine biz olacağız, Türkiye olacaktır inşallah. Gençler bunu siz göreceksiniz inşallah. Osmanlı aslandı. Yenildi, yıkıldı, öldü. Ölmeden bir yavru doğurdu: Türkiye. Yolunuz, bahtınız açık olsun. Zekânız keskin olsun. Adımlarınız sağlam olsun. İstikametimiz hak ve adalet üzere olsun. Dünyaya huzur, barış ve refah gelsin. Allah’a emanet olun.