Gerilim zaten yüksek, sinirler gergin, dengeler kırılgan.
Böyle bir ortamda atılan her adım, gönderilen her füze, havalanan her dron sadece bir askeri hamle değil; aynı zamanda bölgenin kaderini değiştirebilecek bir gelişme haline geliyor.
Son günlerde İran’dan fırlatılan füze ve dronların farklı coğrafyalara yönelmesi dikkat çekiyor.
Türkiye sınırına düşen parçalar, Nahçıvan’a ulaşan unsurlar ya da başka bölgelere savrulan mühimmatlar ister istemez şu soruyu akla getiriyor:
Bu saldırılar bilinçli mi, yoksa kontrol dışı gelişmeler mi?
Belki teknik bir hata.
Belki yanlış hesaplama.
Belki de bir güç gösterisi.
Ama sebebi ne olursa olsun ortaya çıkan tablo tehlikeli.
Çünkü bölgede zaten kırılgan olan dengeler, böyle “kazara” ya da “bilerek” gerçekleşen hamlelerle çok daha büyük bir krizin kapısını aralayabilir.
Bir füzenin yanlış yere düşmesi bazen bir savaşın başlangıcı olabilir.
Tarih bunun örnekleriyle doludur.
Ortadoğu’da ise bu risk daha da büyüktür.
Zira burada ülkeler arasındaki güven zaten son derece zayıf, ittifaklar karmaşık, gerilim hatları ise oldukça keskin.
İran’ın sağa sola füze ve dron göndermesi, ister istemez komşu ülkelerde bir tedirginlik oluşturuyor.
Türkiye gibi bölgenin güçlü aktörleri bu gelişmeleri yakından takip ediyor.
Aynı şekilde Azerbaycan için stratejik öneme sahip olan Nahçıvan’da yaşanabilecek en küçük bir gerilim bile yeni bir kriz doğurabilir.
Sorun sadece askeri değil.
Bu tür olaylar yanlış anlaşılma riskini büyütür.
Bir ülke “kazara oldu” der, diğer ülke “mesaj veriliyor” diye düşünür.
Bir taraf “teknik hata” der, diğer taraf “provokasyon” olarak yorumlar.
İşte savaşların çoğu tam da bu noktada başlar.
Bu nedenle İran’ın çok daha dikkatli davranması gerekiyor.
Bölgede zaten İsrail ile gerilim yüksek, ABD faktörü her zaman masada, vekalet savaşları sürüyor.
Bütün bunların üzerine komşu ülkelere doğru savrulan füzeler eklenirse, bu durum krizin coğrafyasını genişletebilir.
Türkiye’yi Azerbaycan’ı hatta Ermenistan’ı savaşa dahil etmek 3. Dünya savaşı demektir.
En kötü senaryoda İran kendisini tüm komşularıyla gerilim yaşayan bir ülke konumunda bulabilir.
Bu da kimseye fayda sağlamaz.
Ama sorumluluk sadece İran’a ait değil.
Çin ve Rusya İran’a gaz vermemeli.
ABD ve İsrail aklını başına toplamalı
Bölgedeki diğer ülkelerin de itidalli davranması, provokasyon ihtimalini büyütmeden diplomasi kanallarını açık tutması gerekiyor.
Çünkü Ortadoğu’da barış zaten kırılgan.
Yeni bir savaşın bedelini ise sadece devletler değil, milyonlarca insan öder.
Sonuçta bir dron ya da bir füze sadece bir askeri araç değildir.
Bazen bir kıvılcımdır.
Ve o kıvılcım yanlış yerde düşerse, bütün bölgeyi ateşe verebilir.